• BIST 100
    12,70
    % -0,23
  • YARIM ALTIN
    21.601,00
    % -1,78
  • $ DOLAR
    44,4586
    % 0,07
  • € EURO
    51,1782
    % -0,14
  • £ POUND
    58,9883
    % -0,25
  • ¥ YUAN
    6,4248
    % 0,06
  • РУБ RUBLE
    0,5457
    % -0,06
  • BITCOIN/TL
    2948842,00,647
    % -0,51

5 milyar dolarlık Sahra Altı’nın kapısı Güney Afrika’dan açılacak

5 milyar dolarlık Sahra Altı’nın kapısı Güney Afrika’dan açılacak

Nurdoğan A. ERGÜN -JOHANNESBURG nurdogan.arslan@dunya.com
Türkiye ev ve mutfak eşyaları sektörü, Afri­ka açılımında yeni bir pencere daha açtı. Kuzey Af­rika’dan sonra Sahra Altı Af­rika’nın 5 milyar dolarlık mut­fak pazarında payını artırmak için Güney Afrika’yı üs seçen sektör, küresel ticaretteki ko­rumacılık ve hammadde bas­kısına rağmen Afrika kıtasın­da “made in Türkiye” imzası­nı kalıcı hale getirmek istiyor. Toplam mutfak ürünleri itha­latı 1 milyar dolara yaklaşan Güney Afrika Cumhuriyeti’ne (GAC) 2025 yılında yaklaşık 16 milyon dolarlık ürün satan Türk mutfakçılar, 5 yıl içeri­sinde bu rakamı 50 milyon dolara çıkarmayı hedefliyor. 2025 yılında toplam 3.2 mil­yar dolarlık ihracat gerçekleş­tiren ve 2026’nın Ocak-Şubat dönemimde ihracatta yüzde 6.5’lik kayıp yaşayan sektör, Orta Doğu ve yakın pazarlar­daki kaybı, Afrika’da telafi et­mek istiyor. İstanbul Demir ve Demir Dışı İhracatçılar Birliği (İDD­MİB) ve Ev ve Mutfak Eşyala­rı Sanayicileri ve İhracatçıları Derneği (EVSİD) iş birliğiyle, Ticaret Bakanlığı’nın destek­leriyle Güney Afrika’nın Jo­hannesburg kentinde düzen­lenen “Turkish Housewares by Invitation Only Africa” et­kinliğine katılan 19 Türk fir­ması, başta Güney Afrika ol­mak üzere bölge ülkelerinden gelen 52 nitelikli satın alma­cı ile masaya oturarak yeni iş birlikleri için bağlantı kur­du. Etkinlik, yalnızca Güney Afrika pazarına değil, Kenya, Botsvana, Namibya ve Mo­zambik gibi çevre ülkelere erişim açısından da Türk fir­malarına önemli bir ticaret kapısı sundu.

İlk hedef, ihracatı 50 milyon dolara çıkarmak
Organizasyonun Türk fir­maları açısından önemini de­ğerlendiren İDDMİB Başkan Yardımcısı ve EVSİD Başkanı Talha Özger, bu etkinlikle sa­dece Güney Afrika değil, tüm Sahra Altı Afrika’ya odaklan­dıklarını kaydetti. “Biz sade­ce bir ülkeye değil, o ülkenin etki alanındaki tüm pazarlara odaklanıyoruz” diyen Özger, şöyle devam etti: “Johannes­burg’da düzenlediğimiz bu et­kinlikte yalnızca Güney Afri­ka’dan değil, Afrika’nın farklı ülkelerinden satın almacıları bir araya getirdik. Amacımız, firmalarımızın tek seferlik bağlantılar kurmasından öte, sürdürülebilir ve bölgesel ti­caret ağları oluşturması. Bu nedenle daha fazla sayıda de­ğil, daha nitelikli alıcıyı hedef­liyoruz.” Güney Afrika’nın, Afrika kı­tasında en fazla ithalat yapan ülkelerden biri olduğuna dik­kat çeken Özger, Türkiye’nin mevcut payını artırmak için önemli bir potansiyel bulun­duğunu belirtti. Özger, “Bu­gün Güney Afrika’ya ev ve mutfak eşyaları ihracatımız yaklaşık 16 milyon dolar sevi­yesinde. Buna karşılık Çin’in ihracatı 600 milyon doların üzerinde. Arada ciddi bir fark var ancak bu, aynı zamanda büyük bir fırsat anlamına ge­liyor. Biz, önümüzdeki 5 yıl içinde bu pazarda 50 milyon dolarlık ihracat hedefliyoruz. Bu uzak bir hedef değil. Gü­ney Afrika Çin’den 613 milyon dolarlık ithalat yapıyor, biz 16 milyon dolar. Demek ki orada­ki 35 milyon doları alabiliriz. Çünkü potansiyel var. Bu he­defe ulaşmak için sadece ürün satışı değil, yerel iş birlikleri, depo yapılanmaları ve bayi ağ­larını güçlendiren modeller geliştiriyoruz” diye konuştu.

“Ülke ve sektör bazlı projeler desteklenmeli”
İhracatın artırılması için sağlanan desteklerin önemi­ne vurgu yapan Özger, ihra­catçıların da genel projeler ye­rine ülke ve sektör bazlı pro­jeler geliştirmesi gerektiğine işaret etti. Bunun hem büt­çe için hem de başarı için da­ha verimli olacağını söyleyen Özger, “EVSİD olarak 10 se­neden fazladır Latin Ameri­ka bölgesinde heyetler yapı­yoruz. O bölgede artık bizle­ri tanıyorlar. Bu şekilde diğer sektörlere de ışık tutuyoruz. Türklerin üretim gücüne her­kes ikna olmuş durumda. Bir işi yapacaksanız, artık o işin dibine kadar gitmeniz gereki­yor. Genel ticaret heyetlerin­den sıyrılıp, biraz daha sektö­rel ticaret heyetlerine yoğun­laşmak ve tabiri caizse kılcal damarlara kadar girmemiz gerekiyor. Biz, bütçemizle al­dığımız teşviklerle buraya 52 firma getirdik ancak çok daha farklı firmalar da var. Eğer bu model Türkiye geneline yayı­lır ve bütçeler daha doğru bir şekilde kullanılırsa, sonuçları da çok daha iyi olur” dedi.

“Müşteri kazanmak 10 yıl, kaybetmek 10 dakika”
Öte yandan küresel rekabet­te fiyat baskısının belirleyici olmaya devam ettiğini dile ge­tiren Özger, Türk ürünlerinin kalite ve çeşitlilik açısından güçlü konumuna rağmen ma­liyet baskısının sektörü zorla­dığını belirtti. Küresel ekonomik dalga­lanmalar, hammadde fiyatla­rındaki artış ve lojistik sorun­ların üretici üzerindeki baskı­sını artırdığını anlatan Özger, sektörün önceliğinin üretim sürekliliğini sağlamak oldu­ğunu belirtti. Sanayici için bu dönemde en kritik konunun üretim çarklarının dönmesi olduğunun altını çizen Özger, şöyle devam etti: “İçeride ka­pasitelerin düşmesi, maliyet­lerin daha da artmasına neden oluyor. Bu nedenle firmaları­mız mevcut müşterilerini ko­rumaya büyük önem veriyor. Yeni müşteri kazanmak kadar, mevcut müşteriyi kaybetme­mek de hayati. Çünkü ihracat­ta bir müşteriyi kazanmak 10 yıl sürebiliyor, kaybetmek ise 10 dakika. Ev ve mutfak eşya­ları sektörü olarak enseyi ka­rartmadan ve ülkemizin gü­cünü yanımızda hissederek, elimizde çanta kapı kapı dola­şıp Türkiye’de üretmiş oldu­ğumuz ‘made in Türkiye’ mar­kalı ürünlerimizi dünyanın tüm ülkelerinde pazarlama­ya devam edeceğiz. Sanayici olarak elimizi değil gövdemizi taşın altına koymaya devam ediyoruz.” Türkiye Cumhuriyeti Pretorya Büyükelçisi Kezban Nilvana Darama Yıldırımgeç, Türkiye Pretorya Ticaret Müşavirleri Bengü Okur Erdoğan ve Hayrünnisa Karcı, Türk ticaret heyetini ziyaret ederek bilgi aldılar

“Afrika’daki alıcıları Türkiye’ye davet ettik”
Yıl boyunca farklı coğraf­yalarda gerçekleştirecekle­ri sektörel organizasyonlar­la Türk ev ve mutfak eşyaları sektörünün küresel pazarlar­daki etkinliğini artırmayı he­deflediklerini belirten Özger, kasım ayında Antalya’da bir Invitation Only etkinliği ger­çekleştireceklerini duyurdu. Bu etkinliği geçen yıl ilk kez İstanbul yerine Antalya’da düzenlediklerini ve çok olum­lu geri dönüşler aldıklarını hatırlatan Özger, “Benzer et­kinliği bu yıl yine Antalya’da yapacağız.

Dünyanın her ye­rinden, yıllar içerisinde kur­duğumuz ilişkiler sonucun­da ülkelerin ve bölgelerin en büyük alıcılarını ağırlayacak, onlara Türkiye’deki üretim gücünü yerinde göstereceğiz. Güney Afrika’dan da büyük alıcıları Türkiye’ye davet et­tik” dedi.

“Savaş yüzünden konteynerler bekliyor”
Orta Doğu’da devam eden sıcak savaşın sektörün bölge ihracatını olumsuz etkilediğini dile getiren Talha Özger, şöyle devam etti: “Bu savaşlar günün sonunda ister istemez ticaretimizi etkiliyor. Mesela bizim Dubai’de ve Katar’da önemli müşterilerimiz vardı ancak onların bu ürünleri satacağı müşterileri kalmadı. Yakın geçmişte bir Suriye savaşı yaşandı, 10 sene kimse mal satamadı. Orta Doğu, pişirme kültürünün yoğun olduğu ve bizim mutfak eşyaları sektörüne doğrudan hitap eden bir bölge. Bizler de orada uzun süredir bir yandan Çin’le rekabet edip bir yandan da farklı projeler ve çalışmalar gerçekleştiriyorduk. Ancak bugün o çalışmaların da askıya alındığı bir dönemden geçiyoruz. Teslim edilmeyi bekleyen konteynerlarımız var. Bugün mevcut ihracatımızın bölgede askıya alındığı bir dönem yaşıyoruz.”

“Fırsatçılar sahaya indi, stokçuluk yapılıyor”
Savaşın getirdiği olumsuz etkilerden birinin de hammadde fiyatlarındaki artış olduğunu ifade eden Talha Özger, “Özellikle plastik hammaddesinde oluşan sıkıntılar, mutfak ev eşyaları sektöründe maliyetleri iki katına çıkardı.

Buradaki kritik noktalardan biri de hammadde satan firmaların stokçuluk yapması. Bitmiş ürün üreten sanayiciler olarak biz hiçbir zaman stokçuluk veya bir fırsatçılık yapmadık. Bizler fabrikalarımızı doldurmak, üretim çarklarını döndürmek için mücadele ediyoruz. Hiçbir zaman ‘hammadde bin dolardan 2 bin dolara çıktı, ben de 2 bin dolardan maliyet yapıp mevcut elimdeki malı 2 bin dolara satacağım’ demedik. Çünkü biz sanayiyi, üretimi biliyoruz. Biz ülkemizi de seviyoruz. Biz bu çarkları döndürmek için ilgili mücadele veriyoruz” dedi.