ABD ve İran arasında karşılıklı ateşkes şartlarının sürüldüğü ancak henüz resmi müzakerelerin başlamadığı ve jeopolitik tansiyonun devam ettiği bir ortamdayız. ABD Başkan Donald Trump’ın ‘İran’ın çaresizce anlaşma istediği’ yönündeki söylemi kısa vadede diplomasi ihtimalini masada tutsa da sahada karşılıklı saldırıların sürmesi ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin yeni adımların gündeme gelmesi, risk primini yüksek tutuyor.
ABD ve İran cephesinde son gelişmeler
Beyaz Saray, Tahran’ın kamuoyu önünde barış teklifini reddetmesine rağmen ‘verimli görüşmeler’ mesajını yinelerken Trump, son olarak Truth Social’da yaptığı bir paylaşımda, Tahran’ın Washington’ın teklifini yalnızca ‘gözden geçirdiğine’ dair kamuoyuna yaptığı açıklamaya tepki gösterdi. Trump, “Çok geç olmadan ciddiyetle el atsalar iyi olur, çünkü bir kere işler ters gittiğinde geri dönüş olmaz ve hiç de hoş olmaz” ifadelerini kullandı. İran tarafı saldırıların yeniden başlamamasına dair garanti, savaş hasarlarına tazminat ve Hürmüz Boğazı üzerindeki yetkilerinin tanınması gibi başlıkları öne çıkarıyor. Bu çerçevede ‘İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçiş için ücret uygulamasına zemin hazırlayacak bir yasa taslağı’ üzerinde çalıştığı haberleri, boğazı sadece askeri değil regülasyon kanalıyla da baskılayabileceği algısını güçlendiriyor. Çinli ihracatçıların yakıt kıtlığı ve petrole bağlı girdi maliyetleri nedeniyle farklı ürün gruplarında fiyat artırmaya başlamasının enerji şokunun yalnızca emtia ekranında kalmayıp nihai fiyatlara taşınabileceğini gösterdiği üzerinde duruluyor.
Değerli madenlerde baskı sürüyor
Ortadoğu’da gerginliği yüksek düzeyde devam ettiği bu kritik süreç, altın başta olmak üzere değerli madenler üzerinde ciddi bir baskı oluşturmuş durumda. Ons altın; 20 Mart haftasını sert kayıplar sonucunda yüzde 10,5’e varan düşüşle 4.492 dolar, gram altın ise yüzde 10’a yaklaşan gerilemeyle 6.411 TL seviyesinden tamamlamıştı. Ancak düşüşler bu kadarla sınırlı kalmadı ve 23 Mart Pazartesi gün içi hareketlerde 4.000 dolar sınırına kadar gerileyen ons altın, haftanın ilk işlem gününü yüzde 1,90 azalışla 4.407 dolardan tamamladı; gün içi hareketlerde 5.800 TL’yi test eden gram altın ise pazartesi gününü 6.276 TL’den kapattı. Haber akışlarına oldukça duyarlı olan değerli maden fiyatlarında yüksek oynaklık tüm hızıyla sürüyor. 25 Mart Çarşamba günü ons altın 4.600 dolar, gram altın 6.500 TL seviyelerini test etse de bu seviyelerde kalıcılık sağlanamadı. 26 Mart Perşembe günü itibarıyla bakıldığında; ons altın 4.500 doların, gram altın ise 6.300 TL’nin altında fiyatlanıyor.
Sert düzeltmenin nedenleri
Altın ve diğer değerli metallerde son dönemde görülen sert düzeltme ilk bakışta jeopolitik risklerle uyumsuz gibi görünse de yönün kısa vadede faizler ve dolar tarafından belirlendiğinin altı çiziliyor. Özellikle geçen yılki rallinin temel sürükleyicileri olan dolar zayıflığı ve ABD Merkez Bankası FED’in faiz indireceği beklentisi tersine dönmüş durumda. Faiz indirimi beklentilerinin zayıflayıp hatta artırım ihtimalinin fiyatlanmaya başlamasıyla birlikte, getiri sunmayan altının fırsat maliyeti yükseliyor ve bu durum fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı yaratıyor. Bu ortamda dolar yeniden güvenli liman özelliği kazanırken ABD’nin enerji ihracatçısı konumu da bu eğilimi destekliyor. Bu etkenlerin değerli metaller üzerinde baskı yarattığını ve güvenli liman talebine dayalı pozisyonların çözülmeye başladığını kaydeden uzmanlar; yatırımcıların daha yüksek getiri sunan tahvil ve dolar bazlı varlıklara yönelmesinin altının portföylerdeki ağırlığını azalttığına işaret ediyor. Bu dönemde doların hem faiz avantajı hem de değer kazancı beklentisiyle öne çıkmasının altının cazibesini çift yönlü zayıflatırken, mevcut tabloda piyasa dinamiklerinin ‘güvenli liman’ temasından ‘getiri odaklı’ varlıklara geçişe işaret ettiği analizi de yapılıyor.
“4.575 doların üzerindeki seviyeler iyimserliği destekleyebilir”
Peki, teknik olarak takip edilmesi gereken seviyeler hangileri? Uzmanlar, “Son geri çekilmenin kısa vadeli baskıların bir sonucu olduğunu unutmamak gerekir. Dolayısıyla uzun vadeli resim aslında anlamlı şekilde bozulmuş değil. 4.100 dolara doğru geri çekilen fiyatların hızlı bir şekilde 4.500 doların üzerine yükselmesi de düşüşlerin ‘alım’ fırsatı olarak görüldüğünü yansıtıyor” diyor. Yine de kısa vadeli performansta doların seyrinin belirleyici olmaya devam edeceği öngörülüyor. Teknik açıdan kısa vadede 4.575 doların üzerindeki seviyelerin iyimserliği destekleyebileceğine, bu nedenle daha iyimser bir resim için söz konusu seviyenin aşılmasının önemine dikkat çekiliyor. Kısa vadeli görünüm böyle şekillenirken piyasanın uzman isimleriyle daha orta-uzun vadeli beklentileri masaya yatırdık. Uzman isimlerin; değerli metallerde yaşanan sert düşüşe ilişkin yorumları ve olası bir ateşkes/savaşın bitmesi durumunda fiyatların hareketine yönelik beklentileri şöyle:nbsp;
“Olası bir ateşkeste altının kayıplarını telafi etmesini ve yükselmesini bekleyebiliriz”
Ayşe Aydın/Pusula Portföy Yönetimi Genel Müdürünbsp;
Tarihi fiyat hareketleri
Değerli metaller, ABD/İsrail-İran savaşının başlangıcından bu yana dalgalı bir seyir izledi. Savaş başlangıcında altın ‘güvenli liman’ algısıyla beraber bir yükseliş gösterse de yatırımcıların likidite ihtiyacı, güçlenen ABD doları ve FED’in faiz görünümüne ilişkin belirsizliklerle geri çekilmeler yaşadı. Savaşın ilk günü test edilen 5.400 dolar seviyesinin ardından 23 Mart haftasında panik işlemleriyle 4.097 dolar seviyesine kadar gerilemelere şahit olduk.
Benzer tarihi örneklerde savaşın başlangıcı, çatışma süreci ve bitişinde yaşanan bu fiyat hareketlerini doğruluyor. Bu nedenle olası bir ateşkes durumunda altının yaşadığı bu kayıpları telafi etmesini ve yükselmesini bekleyebiliriz.
Yapısal destek unsurları
2025’e göre nispeten dengelenmiş olsa da merkez bankalarının devam eden talepleri, küresel borç seviyelerine ilişkin endişeler bu yükselişe dair güçlü yapısal destek unsurları olmaya devam edecektir. Ancak, 2025’te yaşanan ralliyi besleyen faktörlerin daha ılımlı bir seyir izlemesi sebebiyle savaşın bitmesi durumunda dahi geçtiğimiz seneye göre daha sınırlı bir ek yükseliş potansiyeli sergilemesi beklenebilir. Gümüşün de daha yüksek altın fiyatları ve benzer destekleyici dinamiklerden olumlu etkilenmesi beklenebilir.
“Daha uzun ve risklerin azaldığı bir vadede altına talep getiren dinamikler değişmiş değil”
Tarkan Akgül/İnfo Yatırım Genel Müdürü
Kısa-orta vadeli perspektif
Altını aşağı çeken zincirin ilk halkası, petrol fiyatlarındaki yükseliş. Bu zinciri enflasyon beklentilerinin yükselmesi, halihazırda faiz indirim beklentilerinin olduğu ana merkez bankalarının tam tersi eğilime sürüklenmesi ya da en azından FED’de olduğu gibi faiz indirememesi şeklinde sıralayabiliriz. Günün sonunda yükselen reel faiz ve güçlenen dolar, güçlü yükselmiş altın için kısa vadede alternatif oluşturuyor. Buna bir de altının yeni zirve hareketi esnasında fonların vadeli piyasalardaki ‘long’ pozisyonlarını azaltmasını eklediğimizde dinamikler yerine oturuyor. Bunu kısa-orta vadeli bir perspektif olarak sunabiliriz.
Risklerin azaldığı senaryo
Daha uzun ve risklerin azaldığı bir vadede ise altına talep getiren dinamikler değişmiş değil; dünyada artan bütçe açıkları ve savaş nedeniyle daha fazla büyüyecek kamu harcamaları bir dönem sonra bütçe açığını GSYH cinsinden daha yüksek bir noktaya taşıyacak. Altının burada gördüğü talebin yapısal kısmı bu nedenle bozulmuş değil. 4.000 dolara kadar gerilemiş altını bu nedenle fiyat açısından makul yerlerde görüyoruz ve orta-uzun vade için ‘alım’ı mantıklı buluyoruz. 3.800 dolarların altında kalıcılık sağlayabilecek bir altın ise başka bir hikâye yaratır ve bunu altın için ‘negatif’ okuyabiliriz.
“Olası stagflasyon endişeleri değerli metallerde yine yükseliş beklentileri oluşmasına neden olur”
Filiz Özcan/Hedef Portföy Portföy Yönetimi Müdürünbsp;
Kısa vadeli fiyat dinamikleri
Değerli metallerde son dönemde gördüğümüz sert geri çekilmeyi, temel hikâyede bozulmadan ziyade kısa vadeli fiyat dinamiklerinin yarattığı bir sonuç olarak değerlendiriyoruz. Mevcut gergin jeopolitik ortamın yarattığı arz yönlü baskılar enflasyonist etki oluşturuyor. Bu durum merkez bankalarının faiz artırımına döneceği beklentisine neden oluyor ve doları destekliyor. Gerek bu etkiler gerekse piyasada oluşan likidite sıkışıklığı değerleri metallerde sert satışlara neden oldu.nbsp;
Portföyde ‘dengeleyici’ rolü
Savaş ortamının kısa vadeli süreceği beklentisi altında mevcut geri çekilmeleri orta-uzun vadeli yatırımcılar açısından kademeli ‘alım’ fırsatı olarak görüyoruz. Volatilitenin yüksek seyrettiği bu dönemlerde değerli metallerin portföylerde dengeleyici rolünü korumaya devam edeceğini düşünüyoruz. Değerli metaller konusunda daha pozitif bir tona geçmek için jeopolitik gerginliğin azalması ve faiz artırım beklentilerinin ortadan kalkması gerekiyor.
nbsp;Ons altında 4.000 dolar seviyesinin ana destek olarak korunmasını bekliyoruz. Öte yandan eğer savaş ortamı beklediğimizden daha uzun sürerse beraberinde stagflasyon endişelerini de yaratacaktır ki bu da değerli metallerde yine yükseliş beklentileri oluşmasına neden olacaktır.
“Mevcut seviyelerin orta-uzun vadeli yatırımcılar açısından fırsat olduğunu düşünüyoruz”
Turgut Uslu/Ziraat Yatırım Strateji Müdürünbsp;
“Petroldeki artışla birlikte enflasyon baskısının gündeme gelmesi sonrasında tahvil faizlerindeki yükseliş ve doların küresel çapta güçlenmesi değerli madene satış getirmiş gözüküyor. Ayrıca nakde geçme ihtiyacı da satışlarda etkili olmuş olabilir. Gelinen noktada, değerli madende aşağı yönlü risklerin sınırlı olduğunu düşünüyoruz. Olası bir ateşkes/savaşın bitmesi durumunda ise dolar tekrar değer kaybedebilir ve ons altın da yeniden ‘alım’larla karşılaşabilir. Jeopolitik gerilim, ticaret savaşları ve teknolojik rekabetin yoğunlaştığı ortamda değerli maden ilgi görmeye devam edebilir. Bu kapsamda, mevcut seviyelerin orta-uzun vadeli yatırımcılar açısından fırsat olduğunu düşünüyoruz.”
“Altın için belirleyici etkenler; reel faizler, merkez bankalarının alımları ve jeopolitik riskler”
Mehmet Bilal Bircan/Tera Yatırım Araştırma Direktörü
Farklı dinamikler-ters yön
Değerli metallerdeki sert düşüşü tek bir faktörle açıklamak zor.
Bu hareket aslında birkaç güçlü dinamiğin aynı anda ters yönde çalışmasının sonucu. Özellikle altın ve gümüş tarafında gördüğümüz geri çekilmeyi ABD’de tahvil faizleri hızla yükselirken enflasyon beklentisinin aynı hızla yükselmemesinin yarattığı reel faiz şoku, artan likidite talebiyle doların güçlenmesi ve pozisyon çözülmeleri gerekçelerine dayandırabiliriz.
Düşüşün devamı gelir mi?
ABD’de faizler yüksek kalmaya devam ederse, FED ve diğer majör merkez bankaları şahin kalırsa altında baskılanma da devam eder. Diğer yandan savaşın bitmesi de kıymetli metallerde risk priminin düşmesi ve güvenli liman ihtiyacının azalmasına bağlı olarak kısa vadede baskılanma yaratabilir. Diğer yandan orta-uzun vadede altın için belirleyici etkenler reel faizler, merkez bankalarının alımları ve jeopolitik riskler… Dolayısıyla kısa vadede baskılanma olsa da orta-uzun vadede bu etkenler altın talebinin desteklemeye devam edebilir.
“ABD’de yüksek borçluluk nedeniyle faizlerin yükselmesinin istenmediğini not etmek gerekir”
Murat Akyol/ÜNLÜ amp; Co Araştırma Direktörünbsp;
Likidite ihtiyacında artış
Değerli metallerin uzun vadeli görünümü aslında çok derin şekilde bozulmuş değil. Ama likit varlıklar olmaları ve son bir yıldaki yüksek getiriler, değerli metallerin de likidite ihtiyacının arttığı dönemlerde kısa vadeli satış baskısından kaçmasını zorlaştırıyor. Ayrıca unutmamak gerekir ki değerli metaller açısından destekleyici ana unsurlardan biri elbette ki önde gelen merkez bankalarından faiz indirimi beklentisiydi. Bu tablo özellikle petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü eğilimin enflasyon beklentilerini olumsuz etkilemesi nedeniyle bozulmuş durumda.
Piyasalar artık FED’den çok sınırlı da olsa faiz artırımı ihtimalini fiyatlamaya başladı. ECB için de benzer bir resim söz konusu.nbsp;
Kuvvetli destek ihtiyacı
Dolayısıyla lehte bir faktör olan jeopolitik riskler yüksek seyretse de artan likidite ihtiyacı ve tahvil faizlerindeki yükseliş başta olmak üzere, içinde bulunduğumuz şartlar değerli metallerin kuvvetli bir destek bulmasını zorlaştırıyor. Savaşın sona ermesi, faizlerin normalleşmesi ve doların direncini kaybetmesi durumunda ise değerli metallerin orta-uzun vadede daha iyimser bir çerçevede hareket edebileceğini düşünüyoruz. Son olarak ABD’de yüksek borçluluk nedeniyle faizlerin yükselmesinin istenmediğini de elbette ki not etmek gerekir.
“‘Alım’lar kademeli yapılmalı, piyasa denge bulmadan agresif pozisyon almak riskli”
Seda Yalçınkaya Özer/İntegral Yatırım Araştırma Müdürünbsp;
‘Zayıf altın’ denkleminin unsurları
“Altın her jeopolitik riskte yükselir” algısı kırıldı. Ons altındaki yükseliş ezberi; “jeopolitik risk = ons altına talep” gibi okunsa da son yaşanan gelişmelerin etkisi kısa vadede altının aleyhine çalıştı. ABD-İran hattında artan gerilim, ilk aşamada altın için destekleyici bir unsur gibi görünse de bu tür risklerin petrol fiyatları üzerinden enflasyonu yukarı taşıma ihtimali daha belirleyici oluyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, küresel enflasyon beklentilerini bozdu. Bu da merkez bankalarının faiz indirim sürecini ötelemesine neden oluyor. Faizlerin daha uzun süre yüksek kalacağı beklentisi ise altın üzerinde doğrudan baskı yarattı.
Süreç, zincir halinde ilerledi. Yüksek petrol, yüksek enflasyon, geciken faiz indirimleri, güçlü dolar ve yüksek faiz, zayıf altın denklemini beraberinde getiriyor. Altın faizsiz bir varlık olduğu için, yükselen tahvil getirileri karşısında cazibesini yitiriyor. Buna ek olarak, son dönemde hızlı yükselişle birlikte altın tarafında biriken yoğun pozisyonlar, bu makro gelişmelerle birlikte sert bir çözülmeye dönüştü.nbsp;
Paradigma değişimi
Metallerdeki geri çekilmeyi teknik bir düzeltmeden ziyade paradigma değişimi olarak tanımlayabiliriz. Jeopolitik risklerin enflasyonist etki yaratma ihtimali, altın için klasik ‘güvenli liman’ anlatısını zayıflatan bir unsur haline geldi. Bu da tahminlerde daha temkinli bir duruş gerektiriyor. Yıl sonu açısından tamamen negatif bir senaryoya geçmek için erken.
Ancak FED’in faiz indirimleri konusunda ne derece geri planda kalacağı ve güçlü dolar/tahvil piyasasındaki eğilim altın fiyatları için kritik eşik olacak. Biz jeopolitik riskin boyunu değil, bunun küresel ölçekte ne kadar bir ekonomik tahribat oluşturup oluşturmayacağına bakacağız.nbsp; RİSKİ İYİ TANIMAK Yatırımcılar için riskin yükseldiği dönemde güvenli limanlara yönelim olur. Bu da defansif tarafta olma algısıdır. Ancak riski iyi tanımak gerekir. Uzun vadeli yatırımcı için altın hala stratejik bir varlık. Ancak alımlar kademeli yapılmalı. Kısa vadede ise yön belirsizliği yüksek. Piyasa denge bulmadan agresif pozisyon almak riskli.
“Ateşkes senaryosunda zayıflayan DXY’ye bağlı olarak altında yükselişleri takip edebiliriz”
İbrahim Şişman/Colendi Menkul Araştırma Uzmanı
“Küresel ölçekte oluşan likidite krizinin ve Dolar Endeksi’ndeki (DXY) yükselişin, altın başta olmak üzere değerli metallere satış getirdiğini takip ediyoruz. FED’in faiz indirimlerini uzun bir süre rafa kaldırması ve faiz artışının tekrar gündeme gelebileceği bir ortamın oluşması; kısa vadede altında tepki alımlarını beraberinde getirse de fiyatlar uzun vadede baskılanmaya devam edebilir.nbsp;Normal şartlarda bir ateşkes halinde altında düşüş beklenmesi gerekirken; bu senaryoda zayıflayan DXY’ye bağlı yükselişler takip edebiliriz. Mevcut krizin enflasyon üzerindeki etkileri tamamen kaybolana ve FED’den faiz indirimi sinyalleri güçlenene kadar, altında önemli ölçüde bir yükseliş beklemiyoruz.”
Soner Güneş





































































































