• BIST 100
    12,79
    % -2,19
  • YARIM ALTIN
    24.250,00
    % 1,37
  • $ DOLAR
    44,0754
    % 0,17
  • € EURO
    51,2133
    % 0,04
  • £ POUND
    59,1010
    % 0,28
  • ¥ YUAN
    6,3827
    % 0,37
  • РУБ RUBLE
    0,5584
    % 0,11
  • BITCOIN/TL
    2994966,00,490
    % -4,82

ABD Basınında Dikkat Çeken Yazı: ABD ve İsrail’e “Türkiye’yi Kontrol Altında Tutun” Çağrısı

ABD Basınında Dikkat Çeken Yazı: ABD ve İsrail’e “Türkiye’yi Kontrol Altında Tutun” Çağrısı

ABD’nin önde gelen gazetelerinden The Wall Street Journal (WSJ)’de yayımlanan bir analiz yazısında, İran’ın ardından ABD ve İsrail’in Türkiye’ye yönelik politikalarını yeniden değerlendirmesi gerektiği öne sürüldü. Yazıda, Türkiye’nin bölgedeki etkisinin “kontrol altında tutulması” gerektiği yönünde ifadeler yer aldı.
ABD Savunma Bakanlığı ile ortak çalışmalar yürüten bir düşünce kuruluşunda yönetici olan ve İsrail’e verdiği destekle bilinen gazeteci Bradley Martin tarafından kaleme alınan makale, İsrail’e yakın çizgisiyle bilinen ve Fox News’un da sahibi olan Murdoch ailesine ait gazetede yayımlandı. Makalenin dikkat çeken bölümlerinden birinde, İran’ın bölgede oluşturduğu öne sürülen etkinin zayıflatılması durumunda ortaya çıkabilecek güç boşluğuna işaret edildi. Yazıda, söz konusu boşluğun Türkiye tarafından doldurulmaması gerektiği savunuldu. NATO üyeliği tartışması gündeme getirildi Yazıda ayrıca Türkiye’nin son yıllarda ABD’nin dış politika çizgisinden uzaklaştığı iddiasına da yer verildi. Bu durumun, Ankara’nın “kontrol altında tutulması gerektiğine” işaret ettiği ileri sürülürken, Türkiye’nin NATO üyeliğinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği görüşü dile getirildi. ABD Savunma Bakanlığı ile bağlantılı Yakın Doğu Stratejik Çalışmalar Merkezinin genel müdürlüğünü yürüten Martin, makalesinde Washington ve Tel Aviv’in bölgesel stratejilerinde Türkiye’nin rolünün yeniden ele alınması gerektiğini savundu.

Yakın Doğu Stratejik Çalışmalar Merkezi Genel Müdürü ve İsrail’e yakın görüşleriyle bilinen gazeteci Bradley Martin’in kaleme aldığı yazıda şu ifadelere yer verildi:
İran’ın oluşturduğu bölgesel tehdidi etkisiz hale getirirken, ABD ve İsrail, Türkiye’nin onun yerini almamasını sağlamalıdır. Irak savaşından sonra İran, Saddam Hüseyin’in bıraktığı iktidar boşluğunu kullandı. İran, İslam Devrim Muhafızları teröristlerini sınırın ötesindeki Şii cihatçı grupları eğitmek için göndererek ABD’yi maliyetli bir işgale sürüklerken, İran’ın bölgesel etkisini genişletti. Başkan Trump cumartesi günü yaptığı açıklamada, “İran güçleri Irak’ta yüzlerce Amerikan askerini öldürdü ve sakat bıraktı” dedi. “Rejimin vekilleri, son yıllarda Orta Doğu’da konuşlanmış Amerikan güçlerine, ABD donanma ve ticaret gemilerine ve uluslararası nakliye hatlarına sayısız saldırı düzenlemeye devam etti.” Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını uluslararası hukukun “açık bir ihlali” olarak eleştirdi. Erdoğan ayrıca, İran’ın eski dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in ölümünden “üzüntü duyduğunu” söyledi. Ülkesinin Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün önemli bir üyesi olan Erdoğan, ocak ayındaki protestolar sırasında hayatını kaybeden binlerce masum İranlıya hiçbir sempati göstermedi. Türk hükümetinin, Türkiye’de İran rejimine karşı protesto eden kişilerin tutuklanması konusunda Tahran ile işbirliği yapmayı kabul ettiği bildirildi. NewsNation’ın haberine göre, tutuklananlardan bazıları daha sonra İran’da idam edildi. Erdoğan, İslam dünyasına liderlik etmek istiyor ve kendisini İslam’ın koruyucusu, bir tür modern Osmanlı sultanı olarak görüyor. Bu, Türkiye’nin İran konusunda NATO için neden kötü bir ortak olduğunu açıklıyor. Ankara’nın 2012 yılında İran’a, İsrail için casusluk yapan ve İran’ın nükleer silah programı hakkında bilgi toplayan 10 İran vatandaşının kimliklerini ifşa ettiği bildirildi. İsrail Mossad’ın eski başkanı Danny Yatom, bu olayı İran’ın nükleer programı hakkında istihbarat toplamaya çalışan Batılı kurumlara yönelik büyük bir darbe olarak nitelendirdi. 2015 yılında ABD öncülüğündeki Delta Force’un İslam Devleti’nin mali işler sorumlusu Abu Sayyaf’ın bulunduğu tesise düzenlediği baskında, terör örgütü ile Türk yetkililer arasında inkar edilemez bağlantılar ortaya çıktı. O dönemde IŞİD, karaborsada petrol satarak ayda milyonlarca dolar kazanıyordu. Türkiye, Suriye mülteci krizini de Avrupa Birliği’nden tavizler koparmak için kullandı. Buna örnek olarak, AB’nin Ankara’nın bloğa düzensiz göçü durdurma taahhüdü karşılığında Türkiye’ye 6 milyar avro yardım sağlamayı kabul ettiği 2016 AB-Türkiye anlaşması ve Erdoğan’ın Türkiye’nin artık mültecilerin Avrupa’ya girişini engellemeyeceğini açıkladığı 2020 sınır krizi verilebilir. Yunanistan hükümeti bu eylemi “şantaj diplomasisi” olarak nitelendirdi. NATO, Türkiye ile ilişkisini sürdürmeli mi? İran rejimi düştükten sonra Orta Doğu’daki rolü ne olmalı? Bu soruları değerlendirirken ABD, Türkiye’nin ABD dış politikasına karşı çıktığını ve müttefikleri için baş ağrısı olduğunu unutmamalıdır.”