Jeopolitik riskler ve yükselen petrol fiyatları küresel piyasalarda baskı yaratırken, yapay zeka tarafındaki gelişmeler teknoloji hisselerine yön veriyor. Fed’in faiz indirimi beklentilerinin ötelenmesi risk iştahını sınırlıyor.
Küresel piyasalarda fiyatlamalar, artan jeopolitik riskler ve yükselen petrol fiyatlarının etkisiyle şekillenmeye devam ediyor. Orta Doğu’daki gelişmelerin etkisiyle Brent petrol 102,50 dolar, WTI ise 95,50 dolar seviyesine yükselirken, Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizlik arz risklerini artırarak piyasalarda oynaklığı yükseltiyor. Bu durum ABD vadeli endekslerinde baskı yaratırken, risk iştahının zayıf kalmasına neden oluyor.
Artan enerji fiyatlarının enflasyonist baskıları yeniden gündeme taşıması, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) politika alanını daraltıyor. Piyasalar Fed’in faizleri sabit tutmasını yüksek olasılıkla fiyatlarken, petrol kaynaklı riskler nedeniyle faiz indirim beklentilerinin ötelenmesi ihtimali riskli varlıklar üzerinde baskıyı sürdürüyor.
Öte yandan ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun (SEC), şirketlerin üç aylık bilanço açıklama zorunluluğunu esnetmeye yönelik çalışmaları dikkat çekiyor. Altı aylık raporlama seçeneğinin gündeme gelmesi, şirketler açısından maliyet avantajı yaratabilirken, yatırımcı tarafında şeffaflığın azalabileceğine yönelik endişeleri beraberinde getiriyor.
Şirket bazlı gelişmelerde ise Adobe’un güçlü finansal sonuçlarına rağmen CEO değişimi hisse üzerinde baskı yarattı. Uzun yıllar görev yapan CEO’nun ayrılık kararı, özellikle yapay zeka dönüşümünün kritik bir döneminde alınması nedeniyle yatırımcı algısını olumsuz etkiledi. Şirketin yapay zeka gelirlerinde güçlü büyüme görülse de, iş modeline yönelik belirsizlikler fiyatlamalarda etkili oluyor.
Teknoloji cephesinde Nvidia’nın “çıkarım (inference) çağı” vurgusu dikkat çekiyor. Şirket, yeni nesil çip ve sistemlerle yapay zekanın gerçek zamanlı kullanımına odaklanırken, 2027’ye kadar 1 trilyon dolarlık satış hedefi, sektörde büyümenin süreceğine işaret ediyor. Ayrıca Nvidia destekli küresel veri merkezi yatırımları ve ülkelerin “egemen yapay zeka” yaklaşımı, yapay zekanın jeopolitik bir güç unsuru haline geldiğini gösteriyor.
Bunun yanında OpenAI’nin stratejik odağını yeniden şekillendirerek kurumsal müşteriler ve kodlama alanına yönelmesi, sektörde rekabetin daha da yoğunlaşacağına işaret ediyor. Şirketin kaynaklarını daha verimli kullanma ve rekabet gücünü artırma hedefi doğrultusunda bazı projeleri geri plana alması bekleniyor.
Genel görünümde, petrol fiyatları ve jeopolitik gelişmeler kısa vadede piyasaların ana belirleyicisi olmaya devam ederken, yapay zeka teması orta ve uzun vadede teknoloji hisselerinde yön tayin edici unsur olmayı sürdürüyor.
Soner Güneş





































































































