Orta Doğu’da yaklaşık 1 aydır süren savaş, Hürmüz Boğazı’nın kapanması dünya ekonomisini derinden etkiledi. Navlun maliyetleri gittikçe artarken, özellikle petrol tarafında yaşanan sıcak gelişmeler fiyatlara direkt olarak yansıdı. İran’ın Hürmüz Boğazı geçişlerini kapatması petrol fiyatları üzerinde sert baskıya neden olurken, bunun hem yağ hem de akaryakıt maliletlerine yansıması kaçınılmaz oldu. Tüketici de bunu akaryakıt fiyatlarında direkt olarak hissetti. Orta Doğu’da artan gerilimin madeni yağ sektörüne etkilerini değerlendiren Castrol Türkiye, Ukrayna ve Orta Asya Genel Müdürü Nilay Tatlısöz, yaşanan sürecin yalnızca petrol fiyatlarındaki artışla sınırlı olmadığını söyledi. Tatlısöz, “Şu anda konuştuğumuz konu sadece petrol fiyatının artması değil. Rafinerilerde dizel tarafında oluşan açık nedeniyle baz yağ üretimi geri planda kalıyor. Bu da doğrudan madeni yağ sektöründe arz daralmasına yol açıyor” diye konuştu.
“Arz daralması zincirleme etki yaratıyor”
Baz yağdaki daralmanın farklı sektörleri de etkileyeceğini vurgulayan Tatlısöz, sürecin çok katmanlı ilerlediğine dikkat çekti. Tatlısöz, “Rafineriler hangi ürün daha kritikse ona yönelir. Şu anda dizel tarafında ihtiyaç arttığı için baz yağ üretimi ikinci plana düşüyor. Bu da sadece bizim sektörümüzü değil, plastikten gübreye kadar birçok alanı etkileyen bir zincirleme etki yaratıyor” ifadelerini kullandı.
“Savaş bitse bile etkisi sürecek”
Tedarik zincirindeki kırılmaların kısa vadede düzelmeyeceğini belirten Tatlısöz, sürecin zaman alacağını söyledi. Tatlsöz, “Bir rafineri üretimi durdurduğunda tekrar devreye almak kolay değil. Lojistik tarafında da ciddi aksaklıklar yaşandı. Savaş bugün bitse bile etkilerinin 3 ayda azalmasını, 6 aya kadar sürmesini bekliyoruz. Hatta yıl sonuna kadar yansımalarını görebiliriz” dedi.
“Fiyat artışları kaçınılmaz”
Artan maliyetlerin fiyatlara yansımaya başladığını ifade eden Tatlısöz, yeni düzenlemelerin yolda olduğunu açıklayarak şöyle devam etti: “Mart ayında fiyatlarımızda bir miktar güncelleme yaptık. Nisan itibarıyla yeni ayarlamalara geçeceğiz. Bu artışları kademeli yansıtıyoruz ama maliyet baskısı çok ciddi. Hem enerji hem tedarik tarafı fiyatları yukarı çekiyor.”
“Türkiye pazarı büyüme potansiyelini koruyor”
Zorlu koşullara rağmen Castrol’ün Türkiye’de güçlü bir performans sergilediğini söyleyen Tatlısöz, “Türkiye madeni yağ pazarı geçen yılı yaklaşık yüzde 0,5 büyümeyle kapattı. Biz ise yüzde 6 büyüyerek pazarın üzerinde bir performans gösterdik ve liderliğimizi güçlendirdik” dedi. Tatlısöz, özellikle binek araç motor yağlarında çift haneli büyüme yakaladıklarını ve tüm segmentlerde pazar paylarını artırdıklarını vurguladı. Türkiye otomotiv pazarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Tatlısöz, son yıllardaki güçlü performansa dikkat çekti. Tatlısöz, “Son üç yılda otomotiv pazarı çok güçlü bir ivme yakaladı. 2025’te 1 milyon adet satış barajı aşıldı. 2026’da da yüzde 4-5 civarında bir büyüme bekliyoruz. Araç parkının genişlemesi, servis ve yağ değişimi talebini de artırıyor” diye konuştu. Türkiye’de araç sahipliğinin hâlâ Avrupa’nın gerisinde olduğunu belirten Tatlısöz, bunun uzun vadeli büyüme için önemli bir alan sunduğunu ifade etti.
“Gemlik küresel üs haline geldi”
Castrol’ün Türkiye’deki üretim gücüne de değinen Tatlısöz, Gemlik tesisinin stratejik önemine dikkat çekerek, “Gemlik tesisimiz, Castrol’ün global üretim ağı içinde ‘Master Plant’ statüsüne sahip tek tesis. Geçen yıl burada 124 milyon litre üretim gerçekleştirdik. 2030 hedefimiz 165 milyon litreye ulaşmak” bilgisini paylaştı. Tatlısöz, üretimin bir kısmının ihraç edildiğini ve ihracat oranını artırmayı hedeflediklerini de sözlerine ekledi.
“Yeni dönemin ana konusu arz yönetimi”
Küresel belirsizliklerin arttığına dikkat çeken Tatlısöz, sektörün önümüzdeki dönemde farklı bir dinamikle ilerleyeceğini ifade etti. “Artık sadece talebi konuştuğumuz bir dönem değil. Arzın sürdürülebilirliği en kritik konu haline geldi. Bu süreçte güçlü tedarik yapısına sahip, müşterisiyle yakın çalışan şirketler daha avantajlı olacak” değerlendirmesinde bulundu.
“Elektrifikasyon bir tehdit değil, fırsat”
Elektrikli araçların sektöre etkisine ilişkin de konuşan Tatlısöz, bu dönüşümü bir riskten ziyade fırsat olarak gördüklerini belirtti. Tatlısöz, “Elektrikli araçlarda farklı sıvı ihtiyaçları ortaya çıkıyor. Batarya soğutma sıvıları ve transmisyon yağları bu alanın en önemli ürünleri. Aynı zamanda veri merkezleri gibi yeni alanlarda da büyüme potansiyeli görüyoruz” dedi.
Soner Güneş





































































































