• BIST 100
    12,71
    % 0,67
  • YARIM ALTIN
    21.569,00
    % 0,95
  • $ DOLAR
    44,4855
    % 0,08
  • € EURO
    51,1896
    % 0,40
  • £ POUND
    58,9564
    % 0,60
  • ¥ YUAN
    6,4432
    % 0,25
  • РУБ RUBLE
    0,5471
    % -0,18
  • BITCOIN/TL
    2965300,00,657
    % -1,61

Hürmüz krizinin ağır faturası: Enerji gelirlerinde 50 milyar dolarlık kayıp

Hürmüz krizinin ağır faturası: Enerji gelirlerinde 50 milyar dolarlık kayıp

Orta Doğu’da artan gerilim ve Hürmüz Boğazı’nın kapanması, savaşın başladığı günden bu yana özellikle Körfez ülkelerinin enerji gelirlerinde ciddi düşüşe yol açtı. Sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ve diğer enerji ürünleri de hesaba katıldığında, bölge ülkelerinin toplam kaybının 50 milyar doları geçtiği tahmin ediliyor.

Enerji ihracatı durma noktasına geldi
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile Tahran’ın karşılık vermesi sonrası bölgesel krize dönüşen çatışmalar bir ayı geride bıraktı. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla birlikte Körfez ekonomilerinin bel kemiği olan petrol ve doğal gaz ihracatı büyük ölçüde aksadı. Bu durum, savaşın ekonomik maliyetini her geçen gün artırdı. AA muhabirinin, Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi (TESPAM) tarafından hazırlanan “Hürmüz Boğazı Kapanma Senaryosu ve Ülke Etkileri Analizi”nden derlediği bilgilere göre; 27 Şubat-30 Mart döneminde İran, Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’in günlük petrol ihracatı 12 milyon 323 bin varilden 7 milyon 833 bin varile geriledi.

Kayıp 50 milyar doları aştı
TESPAM’ın hesaplamalarına göre söz konusu dönemde petrol gelirlerindeki kayıp yaklaşık 15 milyar 275 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. LNG ihracatındaki aksamalar ve enerji tesislerindeki kesintiler de eklendiğinde toplam zararın 50 milyar doları geçtiği belirtiliyor. Hürmüz Boğazı, küresel petrol taşımacılığının yaklaşık yüzde 20’sine ev sahipliği yaparken LNG ticareti açısından da kritik bir geçiş noktası konumunda bulunuyor. Bölgedeki çatışmalar nedeniyle deniz trafiğinin ciddi şekilde yavaşlaması, enerji ihracatını sekteye uğrattı ve Körfez ülkelerinin gelirlerinde keskin düşüşe neden oldu.

Bölge ekonomilerinde geniş çaplı yavaşlama
Savaşın etkileri yalnızca enerji sektörüyle sınırlı kalmadı. Körfez ülkelerinde enerji üretimi, altyapı, ticaret yolları, lojistik, finans ve turizm başta olmak üzere birçok alanda ekonomik faaliyetler yavaşladı. İlk dört haftalık tablo, bölge ekonomilerinde oluşan hasarı açık şekilde ortaya koydu. Günlük yaklaşık 30 milyon varil petrol üretimiyle küresel arzın üçte birine yakınını sağlayan Körfez bölgesi, aynı zamanda dünya petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı’na ev sahipliği yapıyor.

Asya ülkeleri de risk altında
Katar ve BAE, küresel LNG ihracatının yaklaşık yüzde 20’sini gerçekleştirirken; Suudi Arabistan, Kuveyt ve Irak’ın petrol sevkiyatlarının büyük bölümü de bu güzergah üzerinden yapılıyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık yüzde 25’i Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor. Çin, Japonya, Güney Kore ve Hindistan gibi büyük ekonomiler, Körfez’den önemli miktarda petrol ithal ediyor. Bölgeden çıkan ham petrolün yüzde 44’ü Çin ve Hindistan’a gönderiliyor.

Küresel enerji sistemi daha parçalı hale geliyor
TESPAM Başkanı Oğuzhan Akyener, Hürmüz Boğazı üzerinden petrol akışındaki düşüşün modern dönemin en büyük arz kesintilerinden biri olduğunu belirterek, “LNG ve petrokimya gelirleri hariç Körfez ülkelerinin petrol gelirlerinin son dört haftalık kaybı 15,2 milyar dolar olarak hesaplanırken LNG ve diğer tüm ürünlerin dahil edilmesiyle bu miktarın 27 Şubat-30 Mart döneminde toplam 50 milyar doları aşabileceği hesaplanıyor.” dedi. Akyener, ülkelerin bu süreçten daha az etkilenmek için çeşitli önlemler aldığını, ancak çatışmaların uzaması halinde özellikle enerji, taşımacılık ve gıda sektörlerinde daha derin bir krizin hissedileceğini ifade etti. IEA üyesi ülkelerin ikinci ve üçüncü haftada yaşanan arz krizini dengelemek amacıyla toplam 400 milyon varillik acil petrol stokunu piyasaya sunma konusunda uzlaştığını hatırlatan Akyener, “Bu süreçte petrol fiyatları kısa sürede varil başına 100 doları aşmasının ardından IEA’nın adımı petrol fiyatlarının kontrolsüz yükselmesini engelledi ve rafinerilerin kısa vadeli ham petrol bulmasını sağladı” değerlendirmesinde bulundu. Suudi Arabistan’ın devlet gelirlerinin yaklaşık yüzde 60’ının petrolden elde edildiğine dikkat çeken Akyener, BAE, Kuveyt, Umman ve Bahreyn’in petrol arzının savaş öncesine göre yarı yarıya azaldığını söyledi. Akyener, enerji denkleminde kazanan ve kaybeden taraflara ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Krizin en çok kaybedenleri ise Körfez ihracatçıları, Asya petrol ve LNG ithalatçıları, tanker taşımacılığı ve Hürmüz Boğazı’na bağımlı ticareti bulunan ülkeler oldu. Krizin ardından Orta Asya petrolü, Doğu Akdeniz gazı, Afrika kıtasının petrol üretimi ve ABD LNG ihracatı önemli hale geldi. Yani küresel enerji sistemi daha parçalı ve çok merkezli hale geliyor.”

Hürmüz Boğazı’nın stratejik rolü
Basra Körfezi’ni Hint Okyanusu’na bağlayan Hürmüz Boğazı, enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olarak öne çıkıyor. Katar, Kuveyt ve Bahreyn neredeyse tamamen bu boğaza bağımlıyken; Irak, Suudi Arabistan, BAE ve İran boru hatları sayesinde kısmi alternatiflere sahip. Kayıplarını azaltmaya çalışan Suudi Arabistan, günlük 5 milyon varil kapasiteli Doğu-Batı Ham Petrol Boru Hattı’nı devreye alırken; BAE, Abu Dabi’den Füceyre’ye uzanan günlük 1,5 milyon varil kapasiteli hattı kullanıyor. Irak ise Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı üzerinden ihracatını sürdürüyor.