Türkiye Madenciler Derneği ve Madencilik Platformu, sektöre yönelik eleştirilere yanıt vererek 2025 yılında yalnızca devlet hakkı kapsamında kamuya 32 milyar lirayı aşkın ödeme yapıldığını açıkladı. Açıklamada, madencilik sektörünün yüksek vergi ve kamu paylarıyla faaliyet gösterdiği vurgulandı.
Madencilik Platformu ve Türkiye Madenciler Derneği (TMD), son dönemde kamuoyunda gündeme gelen eleştirilere ilişkin ortak açıklama yaparak, sektörün kamu maliyesine sağladığı katkılara dikkat çekti. Açıklamada, 2025 yılında yalnızca “devlet hakkı” kalemi altında kamu hazinesine 32 milyar liranın üzerinde ödeme gerçekleştirildiği belirtildi.
Sektör temsilcileri, madenciliğin Türkiye ekonomisinin ham madde ihtiyacını karşılayan stratejik alanlardan biri olduğunu ifade ederek, dış ticaret açığının önemli bölümünün maden ve enerji ithalatından kaynaklandığını kaydetti. Açıklamada, Türkiye’nin maden kaynaklarını yeterince değerlendirememesi nedeniyle yılda 60 milyar doların üzerinde kaynağın yurt dışına çıktığına işaret edildi.
Madencilik şirketlerinin devlete düşük pay ödediği yönündeki değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığı savunulan açıklamada, sektörün devlet hakkının yanı sıra orman izin bedelleri, kurumlar vergisi, belediye payları ve ruhsat harçları gibi çok sayıda mali yükümlülükle karşı karşıya olduğu vurgulandı.
Açıklamada, bakır üretiminde kamuya aktarılan payın yaklaşık yüzde 20’ye, alüminyumda yüzde 15’e ulaştığı belirtilirken, altın madenciliğinde kamu paylarının son dönemde yüzde 14-15 bandında seyrettiği ifade edildi. Genel hesaplamalara göre ise madencilik şirketlerinin elde ettiği her 100 liralık gelirin yaklaşık 30 lirasının vergi ve çeşitli kamu payları aracılığıyla devlete aktarıldığı bildirildi.
Sektörde denetim mekanizmalarının yoğun olduğuna da dikkat çekilen açıklamada, Türkiye’de madencilik faaliyetlerinin 30’dan fazla kamu kurumu tarafından denetlendiği belirtildi. Üretilen altının, devletin yetkilendirdiği rafinerilerde saflaştırılarak kayıt altına alındığı ve ardından Borsa İstanbul bünyesinde işlem gördüğü ifade edildi.
Ayrıca, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın üretilen altın üzerinde ön alım hakkına sahip olduğu belirtilerek, mevcut teknolojik ve hukuki denetim sistemi içerisinde kayıt dışı işlem yapılmasının teknik olarak mümkün olmadığı savunuldu.
Öte yandan açıklamada, Türkiye’de kullanılan siyanürün yaklaşık yüzde 95’inin tekstil, plastik ve metal kaplama gibi sektörlerde tüketildiği, madenciliğin toplam kullanım içindeki payının ise yaklaşık yüzde 5 seviyesinde bulunduğu kaydedildi.
TMD açıklamasında ayrıca, Türkiye’de uygulanan devlet hakkı ve orman bedellerinin dünya genelindeki en yüksek oranlar arasında yer aldığı belirtilirken, devlet hakkı sisteminin madenin ekonomik değeri ve üretim modeline göre hesaplanan çok katmanlı bir yapıya sahip olduğu ifade edildi.
Soner Güneş





































































































