Faiz kararları, ABD-İran hattındaki diplomatik gelişmeler ve ekonomik veriler, haftanın seyrini belirledi. Küresel piyasalarda jeopolitik risklerin azalması petrol fiyatlarını geriletirken, Borsa İstanbul haftayı güçlü yükselişle tamamladı.
Dünya ekonomisinde bu hafta merkez bankalarının kararları kadar diplomasi trafiği de piyasaların yönünü tayin etti. Londra’dan Washington’a, Tokyo’dan Tahran’a uzanan yoğun gündem, yatırımcıların dikkatini hem para politikalarına hem de jeopolitik gelişmelere çevirdi.
İngiltere ve Euro Bölgesi’nden gelen enflasyon rakamları, fiyat baskılarının henüz tam anlamıyla kontrol altına alınamadığını gösterdi. İngiltere’de yıllık enflasyon mayıs ayında yüzde 2,8 seviyesinde kalırken, Euro Bölgesi’nde enflasyon yüzde 3,2’ye yükseldi. Bu görünüm, merkez bankalarının temkinli duruşunu korumaya devam edeceğine işaret ediyor.
Haftanın en dikkat çekici adımlarından biri Japonya Merkez Bankası’ndan geldi. BoJ, politika faizini yüzde 1 seviyesine çıkararak yaklaşık otuz yıl sonra önemli bir dönüm noktasına imza attı. ABD Merkez Bankası ise faizleri değiştirmeyerek yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit bıraktı. Fed Başkanı Kevin Warsh’ın göreve geldikten sonraki ilk toplantısında verdiği mesajlar, enflasyonla mücadelede kararlılığın sürdüğünü gösterdi. İngiltere Merkez Bankası da faizleri yüzde 3,75 seviyesinde sabit tutarken, gerektiğinde yeni adımlar atmaya hazır olduğu mesajını verdi.
Piyasaların bir diğer odak noktası ise ABD ile İran arasındaki müzakere süreci oldu. Hafta başında tarafların uzlaşmaya vardığı yönündeki açıklamalar küresel risk iştahını destekledi. Hürmüz Boğazı’ndan petrol sevkiyatının yeniden normale dönmeye başlamasıyla birlikte petrol fiyatlarında geri çekilme görüldü. Brent petrolün varil fiyatı 76 dolar seviyelerine kadar geriledi. Ancak İsviçre’de yapılması beklenen görüşmelerin ertelendiğinin açıklanması, sürecin henüz tamamlanmadığını ve önemli başlıkların masada kalmaya devam ettiğini gösterdi.
Türkiye tarafında ise sanayi üretimindeki toparlanma dikkat çekti. Nisan ayında sanayi üretimi aylık bazda yüzde 3,7, yıllık bazda ise yüzde 6 artış gösterdi. Borsa İstanbul, küresel iyimserliğin de desteğiyle haftayı yüzde 5,71 yükselişle 14.734 puanda tamamladı. Buna karşılık döviz cephesinde yukarı yönlü hareket devam etti ve hem dolar/TL hem de euro/TL yeni rekor seviyelere ulaştı.
Yabancı yatırımcılar hisse tarafında satış yönünde hareket ederken, tahvil piyasasına ilginin sürdüğü görüldü. Yerli yatırımcıların döviz mevduatlarındaki çözülme devam ederken, kur korumalı mevduat sistemindeki küçülme de dikkat çekti. Türkiye’nin beş yıllık kredi risk priminin (CDS) 250 puanın altında kalmaya devam etmesi ise ülke risk algısındaki iyileşmenin sürdüğüne işaret ediyor.
Önümüzdeki dönemde gözler yine Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın para politikasında olacak. Piyasa beklentileri, yılın kalan bölümünde faiz indirimlerinin kademeli biçimde devam edeceğine işaret ediyor. TCMB’nin son piyasa katılımcıları anketine göre yıl sonunda enflasyonun yüzde 29,14 seviyesine gerilemesi, dolar/TL’nin ise 51,47 seviyesine yükselmesi bekleniyor. Ekonominin 2026 ve 2027 yıllarında sırasıyla yüzde 3,2 ve yüzde 4,1 büyüyeceği tahmin edilirken, para politikasında kontrollü gevşeme sürecinin devam edeceği öngörülüyor.
Küresel ekonomide belirsizliklerin tamamen ortadan kalktığını söylemek için henüz erken. Ancak hem merkez bankalarının temkinli adımları hem de jeopolitik risklerde tansiyonun düşmesine yönelik çabalar, piyasalarda iyimserliğin korunmasına katkı sağlıyor. Önümüzdeki haftalarda ekonomik veriler kadar diplomasi masasından gelecek haberler de yatırımcıların rotasını belirlemeyi sürdürecek gibi görünüyor.
Soner Güneş




































































































