Yarın açıklanacak haziran ayı enflasyon verisi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) ikinci yarı faiz politikasını şekillendirecek kritik bir gösterge olarak piyasaların odağında. Beklentilerin altında gelecek bir veri, borsa ve tahvil piyasalarında önemli hareketliliklere yol açabilir.
Piyasalar, haziran ayında aylık enflasyonun %0,97 ile %1’in altında gerçekleşmesini ve yıllık enflasyonun %32,1 seviyesine gerilemesini bekliyor. Ancak analistler, işlenmemiş gıda ve enerji fiyatlarındaki gevşeme ile altın fiyatlarındaki düşüşün etkisiyle manşet enflasyonda piyasa beklentilerinin de altında bir gerileme yaşanabileceğine işaret ediyor.
Diğer yandan, hizmet enflasyonundaki katı görünümün korunması beklenirken, çekirdek enflasyonun hizmet kalemleri nedeniyle daha dirençli bir görüntü sergileme ihtimali de güçlü. Bu durum, manşet ve çekirdek enflasyon arasındaki ayrışmanın devam edebileceğini gösteriyor.
Manşet enflasyonun beklenti altı gelmesi durumunda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası politikalarına ilişkin yorumlamalar daha olumlu bir havaya bürünebilir. Bu senaryo, bankanın hemen faiz indirimi yapacağı anlamına gelmese de, faiz artırımı beklentilerinin törpülenmesine ve piyasalarda “en kötünün geride kaldığı” algısının güçlenmesine neden olabilir.
Böyle bir gelişme, TL tahvil faizlerinde gevşemeyi beraberinde getirerek Borsa İstanbul’da faize duyarlı sektörler öncülüğünde yükselişleri tetikleyebilir. Özellikle bankacılık sektörü hisselerinde pozitif bir hareketlilik yaşanma ihtimali güçleniyor.
- Tahvil faizlerindeki düşüş, bankaların bilançolarındaki sabit getirili menkul kıymetlerin piyasa değerini artırır.
- Fonlama maliyetlerinin önümüzdeki dönemde gerileyeceği beklentisi, net faiz marjlarını (NIM) olumlu etkiler.
Ancak, kredi kullanım miktarına ilişkin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın doğrudan bir etkisinin şu an için beklenemeyeceği belirtiliyor. Bu alanda faiz politikasından ziyade seçici kredi politikası ve zorunlu karşılıklar gibi makro ihtiyati tedbirler etkili olmaya devam edecek. Dolayısıyla, düşük enflasyon ile daha yumuşak faiz politikasının kredi miktarını artıracağı gibi bir bağlam kurmak doğru olmaz. Bankalar için ana olumlu senaryo, fonlama maliyetlerindeki gerileme ile oluşacak net faiz marjı artışıdır. Faiz politikasında bir yumuşama için ana fonlamanın tekrar bir hafta vadeli repo faizinden yapılmaya başlanması ve Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti’nin (AOFM) %40’tan %37’ye gerilediğini görmek gerekecektir. Haziran enflasyon verisi bu süreci başlatma potansiyeli taşıyor.
Bankacılık sektörü başta olmak üzere, GYO’lar, çimento şirketleri, holdingler ve otomotiv sektörleri de olumlu senaryodan etkilenebilecek diğer sektörler arasında yer alıyor. Bu sektörlerdeki pozitif performansın, Borsa İstanbul geneline yayılan bir alım dalgasına dönüşebileceği öngörülüyor.
Analiz: Piyasa beklentilerinin altında kalacak bir manşet enflasyon verisi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın faiz artırımı beklentilerini azaltarak TL tahvil piyasasında ve Borsa İstanbul’un faize duyarlı sektörlerinde pozitif bir rüzgar estirebilir. Özellikle bankacılık sektöründe, artan net faiz marjları ve bilanço güçlenmesi beklentileriyle önemli hareketlilikler yaşanabilir. Ancak, çekirdek enflasyonun ve kredi miktarının makro ihtiyati tedbirlerle yönetilmeye devam edeceği unutulmamalıdır.
Soner Güneş









































































































