Anadolu Yatırım Araştırma Yönetmeni Dr. Gözde Sarak, Fitch’in kredi notu kararı öncesinde yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin borçlanma maliyetleri açısından kredi derecelendirme notlarından ziyade CDS (risk primi) verilerinin daha belirleyici olduğunu vurguladı.
Nasıl Bir Ekonomi TV’de yayınlanan ‘Piyasalarda Açılışa Doğru’ programına konuk olan Sarak, kredi derecelendirme kuruluşlarının kararlarının mevcut ekonomik durumu tescil etmekten öteye geçmediğini belirtti. Sarak’a göre, uluslararası piyasalarda Türkiye’nin borçlanma maliyetlerini en çok etkileyen unsur, Fitch gibi kuruluşların vereceği notlardan çok, Türkiye’ye özgü riskleri yansıtan CDS (Credit Default Swap) primlerindeki değişimler.
CDS primleri, bir ülkenin veya şirketin borcunu ödeyememe riskini ölçen bir gösterge olarak kabul ediliyor. Bu primlerdeki düşüşler, yatırımcıların risk algısının azaldığını ve ülkenin finansal sağlığının iyileştiğini gösterirken, yükselişler ise tam tersi bir durumu işaret ediyor. Bu nedenle, Fitch’in Türkiye’ye ilişkin kredi notu kararı öncesinde, piyasaların CDS verilerine odaklanması ve bu verilerdeki hareketliliği yakından izlemesi, gelecekteki borçlanma maliyetleri hakkında daha net bir fikir verecektir.
Sarak, kredi notu kararlarının genellikle gecikmeli bir güncelleme niteliği taşıdığını ekleyerek, piyasa beklentilerinin ve risk iştahının aslında bu primler üzerinden fiyatlandığını ifade etti. Fitch’in olası bir not artırımı veya indirimi yapması durumunda dahi, asıl piyasa tepkisinin ve borçlanma maliyetlerindeki değişimin CDS’lerdeki hareketliliğe bağlı olacağını öngördü. Bu durum, Türkiye’nin uluslararası finans piyasalarındaki konumunu değerlendirirken daha geniş bir perspektif sunuyor.
Analiz: Fitch’in kredi notu kararı öncesinde Dr. Gözde Sarak’ın risk primi vurgusu, Borsa İstanbul’da işlem gören şirketlerin finansman maliyetleri üzerinde doğrudan etki yaratabilecek önemli bir noktaya işaret ediyor. CDS primlerindeki olası bir düşüş, hem şirketlerin hem de devletin dış borçlanma maliyetlerini azaltarak karlılıklarını artırabilir ve genel ekonomik aktiviteyi destekleyebilir. Tersine, CDS primlerindeki artışlar borçlanma maliyetlerini yükselterek piyasalarda dalgalanmalara ve yatırımcı güveninde azalmaya yol açabilir. Altın ve döviz kurları gibi makroekonomik göstergeler de bu risk primlerindeki değişimlere hassasiyet gösterecektir.
Soner Güneş








































































































