İstanbul merkezli 16 ilde düzenlenen operasyonda sahte ekspertiz raporlarıyla usulsüz yoldan Türk vatandaşlığı kazandırdığı tespit edilen suç örgütüne büyük darbe vuruldu; 687 kişinin vatandaşlığının iptali için süreç başladı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, düşük bedelli gayrimenkulleri sahte ekspertiz raporlarıyla yüksek değerli göstererek 687 yabancı uyruklu kişinin muvazaalı satış işlemleri üzerinden Türk vatandaşlığı kazanmasını sağlayan bir suç örgütünün çökertildiğini açıkladı. İstanbul merkezli 16 ilde gerçekleştirilen operasyon kapsamında 72 şüpheli gözaltına alınırken, usulsüz faaliyetlerle bağlantılı olduğu belirlenen 7 şirkete el konularak kayyum ataması yapıldı. Bu gelişme, yasa dışı yollarla vatandaşlık elde etme girişimlerine karşı devletin kararlı duruşunu bir kez daha ortaya koydu.
Soruşturma detaylarına göre, suç örgütü, özellikle düşük değerli taşınmazları fahiş fiyatlarla gösteren sahte ekspertiz raporları düzenleyerek, yabancı yatırımcıların minimum yatırım şartlarını karşılamış gibi görünmelerini sağlamıştır. Bu yöntemle, Türk vatandaşlığı kazanma koşullarını manipüle eden örgüt, büyük bir dolandırıcılık ağı kurmuştur. El konulan şirketlerin, bu sahte işlemlerin gerçekleştirilmesinde kilit rol oynadığı düşünülüyor. Sürecin derinlemesine incelenmesiyle birlikte, bu tür usulsüzlüklerin önüne geçmek adına yeni tedbirlerin alınması bekleniyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada ise, bu usulsüzlükler sonucu Türk vatandaşlığı elde ettiği tespit edilen 687 kişinin vatandaşlıklarının iptali için yasal sürecin resmen başlatıldığı belirtildi. Bu kararın, hem Türkiye’nin göç ve vatandaşlık politikalarının güvenilirliğini korumak hem de bu tür suiistimallerin gelecekte tekrar etmesini engellemek açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı. Adalet Bakanlığı, soruşturmanın titizlikle sürdüğünü ve yeni gelişmelerin kamuoyuyla paylaşılacağını ifade etti.
Analiz: Bu operasyonun ve vatandaşlık iptallerinin, kısa vadede doğrudan Borsa İstanbul üzerinde ani ve büyük bir etki yaratması beklenmemektedir. Ancak, Türkiye’nin uluslararası arenadaki yatırımcı güveni ve şeffaflık imajı açısından olumlu bir sinyal niteliği taşıyabilir. Gayrimenkul sektörü özelinde, sahte ekspertiz uygulamalarına karşı artan denetimler ve yasal süreçler, sektördeki güvenilirliği pekiştirebilir. Uzun vadede, bu tür yasa dışı faaliyetlere karşı alınan sert önlemler, Türkiye ekonomisine olan güveni artırarak yabancı yatırımcıların daha sağlam ve şeffaf bir ortamda yatırım yapma iştahını destekleyebilir. Piyasalarda genel olarak hukukun üstünlüğü ve adalet mekanizmalarına olan inancın güçlenmesi, makroekonomik istikrar algısını olumlu etkileyecektir.
Soner Güneş










































































































