Çekirdeksiz kuru üzüm üreticileri, artan maliyetler ve yüksek rekolte beklentisiyle Toprak Mahsulleri Ofisi’nden (TMO) ürün pazara inmeden taban fiyat açıklamasını talep ediyor.
Salihli Ziraat Odası Başkanı Cem Yalvaç, yaklaşan çekirdeksiz kuru üzüm sezonu öncesinde üreticilerin karşılaştığı zorluklara dikkat çekerek, TMO’nun kritik bir adım atması gerektiğini vurguladı. Yalvaç, girdi maliyetlerinin son bir yılda yüzde 160 oranında arttığını belirtirken, piyasaya inmeden önce 7 numara kuru üzüm için en az 150 TL taban fiyat açıklanmasını talep etti. Bu çağrı, özellikle bu sezon yüksek bir rekolte beklentisi olduğu düşünüldüğünde, üreticilerin olası bir fiyat düşüşüne karşı korunması amacıyla yapılıyor.
Üreticilerin geçen yıldan bu yana yaşadığı girdi maliyetleri artışı, gübre, ilaç, mazot ve işçilik gibi kalemlerde ciddi yükselişler yaşanmasıyla derinleşti. Bu durum, üretimin sürdürülebilirliği açısından ciddi bir tehdit oluştururken, beklenen yüksek rekolte de ek bir baskı unsuru yaratıyor. Piyasaya bol miktarda ürünün girmesi, TMO’nun müdahalesi olmaması halinde, üreticilerin ürünlerini maliyetinin altında satma riskiyle karşı karşıya kalmasına neden olabilir. Bu senaryo, çiftçinin gelirini olumsuz etkileyerek tarımsal üretimin geleceğini riske atabilir.
TMO’nun piyasaya zamanında müdahalesi, hem üreticilerin mağduriyetini önlemek hem de piyasada istikrarlı bir fiyat oluşumunu sağlamak adına büyük önem taşıyor. Geçmiş dönemlerde de benzer durumlarda devreye giren TMO, üreticinin elindeki ürünün değerini korumuştu. Bu sezon için yapılacak olası bir taban fiyat açıklaması, üreticiye güven verecek, finansal planlamalarını daha sağlıklı yapmalarına olanak tanıyacak ve ürün kalitesini korumalarına yardımcı olacaktır. Piyasa dengelerinin sağlanması, uzun vadede tüketici fiyatlarının da daha öngörülebilir olmasına katkı sunabilir.
Analiz: Kuru üzüm piyasasındaki bu beklenti, genel tarım politikaları ve gıda enflasyonu üzerinde önemli etkilere sahip olabilir. TMO’nun açıklayacağı destekleme fiyatı, hane halkı bütçesindeki gıda harcamalarını doğrudan etkilemeyebilir ancak tarımsal ürünlerdeki maliyet baskısının perakende fiyatlara yansıma potansiyelini artırabilir. Borsa İstanbul’da işlem gören gıda ve tarım şirketleri için ise, hammadde maliyetleri açısından belirsizlik yaratırken, olası bir yüksek destekleme fiyatı bu şirketlerin girdi maliyetlerini yükseltme riski taşır. Tarım sektörüne yönelik genel beklentiler ve hükümetin enflasyonla mücadele politikaları çerçevesinde bu tür müdahalelerin ekonomik etkileri yakından takip edilmelidir.
Soner Güneş









































































































