İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD ile 14 Haziran’da varılan mutabakatın uygulanmasını desteklediklerini belirtirken, ülkesinin teslim olmaya zorlanması durumunda savaşacakları ve asla geri adım atmayacakları uyarısında bulundu.
Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın açıklamaları, ABD ile süregelen hassas müzakere sürecine dair Tahran’ın kararlı tutumunu bir kez daha gözler önüne serdi. 14 Haziran’da varılan mutabakatın uygulanması yönündeki olumlu sinyallere rağmen, İran liderinin “Eğer bizi teslim olmaya zorlamak istiyorlarsa, savaşacağız, geri adım atmayacağız ve boyun eğmeyeceğiz” sözleri, olası bir baskı senaryosuna karşı ülkesinin direncini vurguladı. Pezeşkiyan, aynı zamanda “haklarımızı alabiliyorken neden İsrail’in istediği yolda devam edelim?” diyerek bölgesel dinamiklere de işaret etti.
Bu sert üslup, özellikle Körfez bölgesindeki jeopolitik dengeler ve enerji piyasaları üzerinde potansiyel etkiler yaratabilir. İran’ın nükleer programı ve bölgesel politikaları, uzun süredir uluslararası ilişkilerde kilit bir gerilim noktası olmuştur. Pezeşkiyan’ın bu çıkışı, ABD ve müttefiklerinin İran’a yönelik diplomatik ve ekonomik baskı stratejilerini yeniden değerlendirmelerine yol açabilir. Bu tür açıklamalar, global siyaset sahnesindeki kırılganlığı artırarak, bölgedeki aktörler arasındaki gerilimi tırmandırma potansiyeli taşımaktadır.
İran’ın stratejik konumu ve küresel petrol arzındaki rolü göz önüne alındığında, bu tür diplomatik çatışmalar finans piyasaları tarafından yakından takip edilmektedir. Olası bir gerilim tırmanışı, küresel petrol fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı yaratabilirken, yatırımcıların güvenli liman varlıklara yönelmesine neden olabilir. Bu durum, özellikle altın ve ABD Doları gibi varlıklara olan talebi artırabilir. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık algısı, gelişmekte olan piyasalar ve bu piyasalardaki varlıklar üzerinde de genel bir satış baskısı yaratabilir.
Analiz: İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın sert açıklamaları, Orta Doğu’daki jeopolitik risk algısını artırma potansiyeli taşımaktadır. Bu durum, özellikle petrol piyasalarında yükseliş baskısı yaratabilir ve Brent petrolün varil fiyatının kısa vadede 85-90 dolar bandını test etmesine neden olabilir. Güvenli liman arayışı, altın fiyatlarını destekleyerek ons altında yukarı yönlü hareketleri tetikleyebilir. Borsa İstanbul açısından ise küresel risk iştahındaki azalma, yabancı yatırımcı çıkışlarını tetikleyerek volatiliteyi artırabilir. Özellikle jeopolitik risklere duyarlı havacılık, enerji ve turizm sektörleri bu gelişmelerden olumsuz etkilenebilir.
Soner Güneş








































































































