Prof. Dr. Naci Görür, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27. yıl dönümünde yaptığı açıklamalarla, beklenen büyük depremin Türkiye ekonomisi üzerindeki potansiyel etkilerine dikkat çekti.
Borsalar tatil moduna girmişken, Türkiye, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde hayatını kaybedenleri 27. yıl dönümünde bir kez daha hüzünle andı. Bu önemli tarihte, bilim dünyasından gelen uyarılar da yeniden ön plana çıktı. Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, olası bir büyük İstanbul depreminin kaçınılmaz olduğunu ve acil önlemler alınmadığı takdirde binlerce can kaybına yol açabileceğini yineledi. Görür, Marmara Denizi’ndeki fay hatlarının aktifliğini ve bölgenin jeolojik yapısını işaret ederek, deprem gerçeğinin ekonomi politikalarının ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini vurguladı.
Beklenen bu büyük deprem, sadece insani bir trajedi olmanın ötesinde, Türkiye ekonomisi için de derin ve çok boyutlu sonuçlar doğurabilir. Özellikle ülkenin ekonomik kalbi olan Marmara Bölgesi’ni etkileyecek bir felaket, üretimde ciddi aksaklıklara, altyapı hasarlarına ve tedarik zincirlerinde büyük kesintilere yol açabilir. İnşaat sektörü, sigortacılık, turizm ve imalat gibi temel sektörler doğrudan darbe alırken, kamu bütçesi üzerinde de büyük bir yeniden yapılanma ve toparlanma maliyeti baskısı oluşabilir. Ekonomik büyüme beklentileri revize edilirken, işsizlik oranlarında artış ve yabancı yatırımcı güveninde düşüş gibi olumsuz senaryolar gündeme gelebilir.
Finans piyasaları cephesinde ise, böyle bir haberin potansiyel etkisi kısa vadede önemli oynaklıklara neden olabilir. Borsa İstanbul’da sert düşüşler yaşanabilirken, yatırımcılar güvenli liman arayışına girerek altına ve dövize yönelebilir. Sigorta şirketlerinin hisseleri üzerinde büyük bir baskı oluşurken, inşaat ve çimento şirketleri gibi altyapı odaklı sektörler ise uzun vadede yeniden yapılanma faaliyetleri ile bir toparlanma yaşayabilir. Ancak bu toparlanma süreci, yüksek enflasyon, artan kamu harcamaları ve dış borç yükü gibi makroekonomik dengeler üzerinde ek baskılar yaratabilir. Küresel piyasalarda da Türkiye’ye yönelik algıda bir bozulma riski mevcuttur.
Analiz: Prof. Dr. Naci Görür’ün yinelenen deprem uyarıları, Türkiye ekonomisi için potansiyel bir “kara kuğu” riskini canlı tutmaktadır. Olası bir büyük deprem, kısa vadede Borsa İstanbul’da panik satışlarına, döviz kurlarında yukarı yönlü baskıya ve ülke risk primlerinde (CDS) artışa neden olabilir. Uzun vadede ise, devasa yeniden yapılanma maliyetleri kamu maliyesi üzerinde ciddi yük oluşturarak enflasyonist baskıları ve dış borç ihtiyacını artırabilir. Ancak, depreme dayanıklı kentsel dönüşüm ve altyapı yatırımlarının hızlandırılması, bu riski yönetmek ve ekonomiyi olası bir şoka karşı daha dirençli hale getirmek açısından kritik önem taşımaktadır. Yatırımcılar için, bu tür jeopolitik ve jeolojik riskleri portföy stratejilerine dahil etmek, özellikle sigortacılık ve inşaat sektörlerindeki dinamikleri yakından takip etmek önem arz etmektedir.
Soner Güneş









































































































