Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli, Yunanistan’ın Ege Denizi’ni de kapsayan özel mekansal çerçevesinin Türkiye açısından hukuki bir sonuç doğurmayacağını vurguladı.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Yunanistan tarafından ilan edilen ve Ege Denizi’ni de içine alan Sanayi ve Tedarik Zinciri Özel Mekansal Çerçevesi’ne ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Keçeli, bu çerçevesinin Türkiye Cumhuriyeti açısından hiçbir hukuki geçerliliğinin olmadığını ve herhangi bir sonuç doğurmayacağını net bir dille ifade etti. Bu açıklama, iki ülke arasındaki Ege’deki egemenlik hakları tartışmalarına yeni bir boyut kazandırdı.
Atina yönetiminin duyurduğu bu “özel mekansal çerçeve”, özellikle kıta sahanlığı ve deniz yetki alanları konularında uzun süredir devam eden anlaşmazlıkların odağında yer alan Ege Denizi’ni kapsıyor olmasıyla dikkat çekiyor. Türkiye’nin uluslararası hukuka dayalı pozisyonu, Ege’deki mevcut statükonun tek taraflı adımlarla değiştirilemeyeceği yönünde. Bu tür tek taraflı uygulamaların, iyi komşuluk ilişkilerine ve uluslararası işbirliğine aykırı olduğu Ankara tarafından sıkça dile getiriliyor.
Diplomatik kaynaklar, Türkiye’nin bu açıklamasıyla Ege’deki hak ve menfaatlerini koruma kararlılığını bir kez daha gösterdiğini belirtiyor. Bölgesel istikrar ve uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde, Ankara’nın bu konudaki duruşu, uluslararası kamuoyuna da açıkça iletilmiş oldu. Bu durumun, önümüzdeki dönemde Yunanistan ile Türkiye arasındaki diyalog kanallarını nasıl etkileyeceği ise yakından takip edilecek.
Analiz: Bu tür jeopolitik gerilimler ve diplomatik açıklamalar, Borsa İstanbul üzerinde kısa vadeli doğrudan bir etki yaratmasa da, bölgesel risk algısını belirli ölçüde etkileyebilir. Özellikle uzun süredir devam eden Ege sorunlarına dair her yeni gelişme, yatırımcıların Türkiye’nin dış politika gündemini ve komşu ülkelerle ilişkilerini yakından izlemesine neden olur. Ancak, diplomatik boyutta kalan bu tür açıklamaların genellikle piyasalarda geniş çaplı bir volatiliteye yol açmadığı, daha çok orta ve uzun vadeli yatırım kararlarında belirsizlik unsuru olarak değerlendirildiği gözlemlenmektedir. Önemli bir tırmanma olmaması durumunda piyasaların bu habere tepkisi sınırlı kalacaktır.

Soner Güneş







































































































