Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkelerinin 2025 yılına ait askeri harcama verileri yayımlanırken, listede askeri harcamalarını en çok artıran ülkeler arasında Türkiye’nin dikkat çekici sıralaması finans piyasalarında yeni tartışmalara yol açtı.
Global güvenlik endişelerinin arttığı bir dönemde, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan son rapor, üye ülkelerin askeri harcamalarındaki 2025 yılına ait çarpıcı artışı gözler önüne serdi. Rapora göre, dünya genelindeki jeopolitik gerilimler, birçok ülkenin savunma bütçelerini yeniden gözden geçirmesine ve önemli ölçüde artırmasına neden oldu. Bu durum, küresel ekonomiye ve finans piyasalarına yönelik potansiyel etkileriyle yakından izleniyor.
Raporda en çok dikkat çeken noktalardan biri, askeri harcamalarını oransal olarak en fazla artıran OECD ülkeleri arasında Türkiye’nin üst sıralarda yer alması oldu. 2025 verileri, Türkiye’nin savunma sanayii yatırımlarına verdiği önemi ve bölgesel güvenlik dinamiklerindeki rolünü güçlendirme stratejisini açıkça ortaya koyuyor. Bu artışın, ülkenin ekonomik kaynakları üzerindeki yükü ve olası makroekonomik etkileri finans çevrelerinde merak uyandırdı.
Türkiye’nin yanı sıra, Avrupa ülkeleri ve bazı Asya Pasifik üyeleri de askeri harcamalarında önemli artışlar kaydetti. Bu yükseliş eğilimi, yalnızca savunma harcamalarının toplam GSYİH içindeki payını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda ilgili sektörlerdeki teknolojik gelişmeleri ve ihracat potansiyelini de tetikliyor. Ancak, savunma bütçelerindeki bu büyümenin, kamu maliyesi üzerindeki baskısı ve diğer kamu hizmetlerine ayrılan kaynakları etkileme riski de ekonomi uzmanları tarafından değerlendiriliyor.
Analiz: Askeri harcamalardaki bu artış eğilimi, özellikle savunma sanayii şirketlerinin Borsa İstanbul ve global piyasalardaki hisse performanslarını olumlu yönde etkileyebilir. Uzun vadede, savunma sanayii yatırımlarının artması, ilgili sektördeki yerel şirketlerin Ar-Ge faaliyetlerini hızlandırarak teknolojik bağımsızlığı güçlendirebilir ve ihracat potansiyelini artırabilir. Ancak, bu harcamaların sürdürülebilirliği ve bütçe açığına etkisi, makroekonomik istikrar açısından risk faktörü olarak değerlendirilmeli. Yoğun askeri harcamalar, enflasyon baskılarını artırabilir veya faiz oranları üzerinde yukarı yönlü bir etki yaratabilir, bu da genel piyasa sentimentini olumsuz etkileyebilir.

Soner Güneş







































































































