ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a nükleer anlaşma için süre vermesi ve artan askeri hareketlilik, jeopolitik riskleri öne çıkarırken; ABD’den gelen güçlü makroekonomik veriler Fed’in faiz indirim beklentilerini zayıflattı.
Geride bıraktığımız haftanın küresel piyasalarda en çok konuşulan başlığı ABD–İran gerilimi oldu. ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın nükleer programına ilişkin anlaşma için 10–15 günlük süre tanıdıklarını belirterek, anlaşmaya varılamaması halinde sonuçların ağır olacağı uyarısında bulundu. Bu açıklamaların ABD’nin bölgedeki askeri yığınağını artırmasıyla birleşmesi, uzun soluklu bir çatışma ihtimaline yönelik endişeleri güçlendirdi.
Artan jeopolitik riskler emtia piyasalarına da yansıdı. Petrol fiyatları yaz aylarından bu yana en yüksek seviyelerine ulaşırken, altın da güvenli liman talebiyle destek buldu.
Makroekonomik cephede ise ABD’de Perşembe günü açıklanan dayanıklı mal siparişleri ve işsizlik hakları başvuruları verileri beklentilerin üzerinde gelerek ekonominin gücünü ortaya koydu. Bu durum, Federal Reserve’in (Fed) faiz indirimlerine yönelik beklentileri törpüledi. Hafta ortasında yayımlanan FOMC toplantı tutanakları da enflasyona ilişkin daha katı bir duruşun ağır bastığını göstererek bu algıyı pekiştirdi.
Cuma günü açıklanan Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) enflasyonu ise fiyat baskılarının halen güçlü olduğunu ortaya koydu. Çekirdek PCE enflasyonu yüzde 2,8’den yüzde 3’e yükseldi. Öte yandan ABD ekonomisinin 2025 yılı dördüncü çeyrek büyümesi beklentilerin altında kalarak yüzde 1,4 olarak açıklandı.
Yeni haftaya girilirken jeopolitik riskler gündemin üst sıralarında yer almaya devam ediyor. ABD–İran hattında yapılması planlanan görüşmelere ilişkin açıklamalar yakından izlenecek. Anlaşmanın sağlanamaması halinde Hürmüz Boğazı’nın kapanma riskinin yalnızca petrol değil, birçok varlık fiyatı açısından önemli bir tehdit oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Makro veri tarafında ise ABD’de Conference Board Tüketici Güven Endeksi ile Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) verileri öne çıkıyor. Tüketici güvenindeki zayıf görünümün tüketim harcamalarını baskılayabileceği, ÜFE verilerinin ise üretici maliyetleri üzerinden enflasyon görünümüne dair önemli sinyaller vereceği belirtiliyor.
Özellikle üretici enflasyonunda gözlenen yapışkan seyrin devam etmesi halinde, Fed’in faiz indirim sürecine ilişkin beklentiler üzerinde aşağı yönlü risklerin artabileceği ifade ediliyor.
Soner Güneş




































































































