• BIST 100
    13,84
    % 0,05
  • YARIM ALTIN
    23.454,00
    % -6,97
  • $ DOLAR
    43,4990
    % 0,19
  • € EURO
    51,6240
    % -0,90
  • £ POUND
    59,6039
    % -0,78
  • ¥ YUAN
    6,2498
    % 0,01
  • РУБ RUBLE
    0,5751
    % 0,18
  • BITCOIN/TL
    3637170,00,500
    % 1,35

Evde 400, dışarıda 4 bin TL: Sofradaki fiyat krizi derinleşiyor

Evde 400, dışarıda 4 bin TL: Sofradaki fiyat krizi derinleşiyor

Dışarıda iki kişinin ortalama bir restoranda ödediği 1.500 – 2.500 TL’lik akşam yemeği, artık sadece bir öğün olarak değil, ciddi bir harcama kalemi olarak görülüyor. Bu tutar, özellikle hane bütçesi üzerinde belirleyici bir tüketim tercihi hâline gelmiş durumda. Dört kişilik bir ailenin ayda üç kez dışarıda yemek yemesi, aylık harcamayı oldukça yukarı çekiyor. Hesaplamalara göre dışarıda yemeğe ayrılan bütçe ayda en az 15-20 bin liraya ulaşıyor. Bu miktarla bir ev için küçük bir beyaz eşya, televizyon, çamaşır veya bulaşık makinesi, buzdolabı ya da bir koltuk takımı satın almak mümkün. Aynı bütçe, bir tatil rezervasyonunun önemli bir bölümünü ya da bir ailenin bir aylık gıda ve temizlik alışverişini de karşılayabiliyor. Yüksek fiyatlardan yalnızca yerli vatandaşlar değil, Türkiye’ye gelen yabancı turistler de şikâyetçi. Uzmanlar, dışarıda yemeğe ayrılan paranın artık anlık bir keyif harcaması olarak değil, uzun vadeli ihtiyaçlarla karşılaştırılarak değerlendirildiğini belirtiyor.

Restoranın kazancı yemekten değil içecekten
Türkiye Gazetesi’nden Kaan Zenginli’nin haberine göre, restoran ve kafelerde fiyatların hızlı yükselişinde artan maliyetler kadar, işletmelerin yüksek kârlı ürünlere yönelen satış stratejileri de etkili oluyor. Sektör temsilcilerine göre restoranların en yüksek kazancı ana yemeklerden değil; içecek, kahve, tatlı ve yan ürünlerden geliyor.

Maliyet ile menü farkı açıldı
Bir bardak kola ya da ayranın maliyeti ortalama 10-15 TL civarındayken, menülerde 90-150 TL’den sunulabiliyor. Filtre kahvenin maliyeti 15-20 TL seviyesindeyken satış fiyatı 120-180 TL’ye kadar çıkabiliyor. Patates kızartmasının maliyeti 20-30 TL aralığında olmasına rağmen 150-250 TL’den satılması, makarnanın ise 30-40 TL maliyetle 200-350 TL bandına ulaşması dikkat çekiyor. Cheesecake ve brownie gibi tatlılarda da benzer şekilde düşük maliyet-yüksek satış fiyatı dengesi öne çıkıyor. Bu ürünler, işletmelere yüzde 300 ile 800 arasında değişen kâr marjları sağlıyor. Buna karşın kırmızı et, balık ve premium ana yemekler her zaman en kârlı kalemler arasında yer almıyor. Et ve deniz ürünlerinde yüksek hammadde maliyeti, gramaj baskısı, fire oranları ve tedarik dalgalanmaları kârı sınırlayan unsurlar olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, dışarıda yemeğin pahalı hâle gelmesinde kira, personel ve enerji giderlerindeki artışın yanı sıra bu yüksek marjlı ürünlere dayalı fiyatlama anlayışının da belirleyici olduğunu vurguluyor.

Evde 400, restoranda 4 bin
Yapılan hesaplamalar, dört kişilik bir ailenin evde hazırladığı ortalama bir akşam yemeğinin 300-500 TL’ye mal olduğunu, aynı menünün orta segment bir restoranda ise 3.500-5.000 TL arasında fiyatlandığını gösteriyor. Ortaya çıkan fark, birçok haneyi restoran harcamalarını kısmaya ve evde yemek yapmaya yöneltiyor.

“En büyük yükümüz kira oldu”
İstanbul’da kebap restoranı işleten Mehmet Karacan, fiyat artışlarının yalnızca yüksek kâr hedefiyle açıklanamayacağını belirterek maliyet baskısına dikkat çekti. Karacan, “Son iki yılda en büyük yükümüz kira oldu. Personel giderleri, sigorta primleri, enerji faturaları ve artan vergi yükü de işletmeleri ciddi şekilde zorluyor. Biz fi yat artırmak istemesek bile maliyetler buna zorluyor. Dışarıda yemeğin pahalı görünmesinin arkasında sadece kâr değil, ayakta kalma mücadelesi de var” ifadelerini kullandı.

Avrupa’da şartlar daha iyi
Avrupa’da dışarıda yemek, artan maliyetlere rağmen asgari ücretle kıyaslandığında Türkiye’ye göre daha ulaşılabilir kabul ediliyor. Almanya, Fransa ve Hollanda gibi ülkelerde orta segment bir restoranda iki kişilik akşam yemeği 40-70 avro (yaklaşık 1.400-2.400 TL) arasında değişiyor. Bu tutar, genellikle asgari ücretin yüzde 3-6’sına denk gelirken, Türkiye’de aynı harcama asgari ücretin yüzde 7-12’sini oluşturuyor. Özellikle turistik bölgelerdeki fiyatlar, yabancı ziyaretçiler tarafından sık sık eleştiriliyor; sosyal medyada “Avrupa’dan pahalı ama gelir seviyesi daha düşük” yorumları öne çıkıyor.

Kuver ve servis ücreti tartışma yaratmıştı
Ticaret Bakanlığı’nın servis, masa ve kuver ücreti gibi ek bedelleri yasaklayan düzenlemesi, tüketici dernekleri ve sektör temsilcileri tarafından değerlendirildi. Tüm Restoranlar ve Turizmciler Derneği (TÜRES) Başkanı Ramazan Bingöl, “Servis ücreti yemeğin yüzde 10’u ile yüzde 20’si arasında değişiyordu. Ancak bunu daha çok lüks işletmeler alıyordu. Bu durum tüketicinin beklenmeyen fatura ile karşılaşmasına yol açıyordu. Şimdi bunlar kalktı, hem işletmeler adına eşitlik hem tüketici lehine durum oluştu” dedi. Kuver ve servis ücretlerinin yasaklanmasının ardından bu bedellerin menü fiyatlarına yansıtılabileceği yönündeki tartışmalara da değinen Bingöl, “Zaten şu anda fiyatlardan dolayı adı konulmamış bir protesto var. Restoranlar ciddi iş düşüşü yaşıyor. İşletmelere kuver ve servis ücretini menülere eklemeyelim çağrısında bulunuyorum” ifadelerini kullandı. TUKON Başkan Vekili Aziz Koçal, bu kararın işletmelerle tüketiciler arasındaki güven sorununu azaltacağını belirtirken, TÜDER Başkanı Levent Küçük ise tüketicilere “Bu tür ücretler önünüze gelirse ödemeyin” çağrısında bulundu.