Yeni dönemde İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Yönetim Kurulu’nun, Türkiye’nin doğal taş ve mermer sektörünü temsil eden sekiz güçlü firma ile endüstriyel mineraller ve metalik madenler alanında faaliyet gösteren üç yetkin firmadan oluşacağını belirten Emiroğlu, ‘Hep Birlikte Kazanacağız’ ilkesiyle hareket ettiklerini vurguladı. İMİB’in sadece bir temsil makamı olmanın ötesine geçeceğini ifade eden Emiroğlu, üretici ve ihracatçının her aşamadaki sorununa doğrudan müdahil olan etkin bir yapı sözü verdi.
Konteyner ve navlunda rekabet zayıflıyor
Özellikle Orta Doğu’da yaşanan çatışmaların lojistik ve enerji maliyetleri üzerindeki etkilerine değinen Emiroğlu, dış ticaretin küresel dengelerle yönetilmesi gerektiğini belirtti. Konteyner ve navlun sorunlarının rekabet gücünü zayıflattığını ifade eden Emiroğlu, “İMİB, uluslararası alanda kurumsal kimliğini daha aktif kullanarak kamu otoriteleri ile eşgüdümlü bir kriz yönetimi sergilemek zorunda. Navlun ve konteyner sorunlarının, limanlardaki ilave maliyetlerin çözümü için ilgili bakanlıklar nezdinde çalışma grupları oluşturmalıyız. İzmir, Mersin, İskenderun ve Gemlik gibi kritik limanlarla yakın iş birlikleri kurarak lojistik zincirindeki darboğazları azaltmalıyız. Özellikle Çin pazarındaki ihracat düşüşünü dikkatle analiz ederek, ‘Turkish Stones’ markası altında yeni hikayeler ve pazarlama stratejileri geliştirmeyi hedefliyoruz. ‘Made in Türkiye’ ibaresinin itibarını yükseltecek projeler geliştirip, ‘Turkish Stones’, ‘Turquality’ projelerinin gelişiminin ısrarla takipçisi olacağız” dedi.
“Sektörün nabzını sahada tuttuk”
Adaylığını açıkladığı günden itibaren Türkiye’yi karış karış gezdiğini belirten Ali Emiroğlu, mermer ocaklarından küçük atölyelere, satış depolarından büyük fabrikalara kadar yüzlerce işletmeyi ziyaret ederek sorunları yerinde tespit ettiğini kaydetti. Emiroğlu, şu ifadeleri kullandı: “Ziyaretlerimizde genel sektörel tıkanıklıkların yanı sıra her bölgenin kendine has zorluklarını yerinde tespit ettik. Sahadaki bu doğrudan temaslar, bundan sonra atacağımız adımların temelini oluşturacak. Seçildikten sonra da bölgesel toplantıları yönetim kurulu ile birlikte yıl içerisinde sürdürecek, sorunların sürekli takipçisi olacağız.”
“Moda olduğu dönemde ekonomiye kazandırılmalı”
Sektörün mutfağından gelen bir isim olarak mermercilerin yaşadığı kronik sorunları yakından bildiğini dile getiren Emiroğlu, ruhsat süreçlerindeki tıkanıklıklara ve artan maliyetlere dikkat çekti. Mermer sektörünün, küresel moda akımları nedeniyle sürekli yeni ocaklar açma zorunluluğuyla karşı karşıya olduğunu belirten Emiroğlu, şu değerlendirmede bulundu: “Mermerin ‘moda olduğu dönemde’ ekonomiye kazandırılması gerekiyor. Oysa mevcut idari ve mali yükler, üreticilerimizi ruhsatlarını terk etme noktasına getiriyor. Rehabilitasyon bedelleri gibi ek maliyetlerin rekabet gücümüze etkilerini ilgili makamlara hassasiyetle aktaracağız. Ayrıca atölyelerimizin tasarım ve dekorasyon odaklı imalat kabiliyetlerini geliştirerek, onları katma değerli birer ihracatçı haline dönüştüreceğiz.” İMİB’i kişilere bağlı yapıdan çıkararak tamamen kurumsal kültüre dayalı bir yönetim anlayışına kavuşturacaklarını belirten Emiroğlu, ‘Geleceği Şekillendirenler Kurulu’ ile genç mermerci ve madencilerin vizyoner katkılarının doğrudan yönetime aktarılmasını sağlayacaklarını ifade etti. Mevzuat değişikliklerinde sektör görüşünün birincil derecede dikkate alındığı ve münferit hataların faturasının tüm sektöre kesilmediği güçlü bir temsil yapısı inşa edeceklerini de sözlerine ekledi.
60 milyarlık dış açığı kapatıp, milli hasıladaki payı artırmalıyız
Türkiye’nin madencilikten kaynaklı 60 milyar dolarlık dış ticaret açığını kapatmanın yolunun maden ve mermer ihracatını artırmaktan geçtiğini savunan Emiroğlu, orta vadede sektörün milli hasıladaki payını yüzde 1,5 seviyelerinden yüzde 3’ün üzerine taşımayı hedeflediklerini bildirdi. Emiroğlu, hedeflerini şöyle anlattı: “Mevcut 6 milyar dolarlık maden ihracatını 15 milyar dolar bandına çıkarılması yönünde çalışacağız. Sektörel algıyı da ‘Sorumlu Madencilik’ prensipleriyle değiştireceğiz. Çevreyle uyumlu ve toplumla barışık bir madencilik kültürü, sektörümüzün itibarını hak ettiği zirveye taşıyacaktır.”
İMİB, dünya mimarlığının zirvesini İstanbul’a getirmek için harekete geçti
İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB), World Architecture Festival’i (WAF) Türkiye’ye kazandırmak için önemli bir adım attı. Bu kapsamda İMİB’in davetiyle WAF adına Program Direktörü Paul Finch, Ticari Direktör Frazer Stokes ve İş Geliştirme Direktörü Damien St. George İstanbul’a geldi. Program boyunca İstanbul’un tarihi mirası, mimari zenginliği ve uluslararası etkinlik düzenleme kapasitesi yerinde gösterildi. Gerçekleştirilen temasların önemine dikkat çeken Funda Bekişoğlu, “İMİB’in bu hamlesi, WAF gibi prestijli bir organizasyonun gelecekte Türkiye’de düzenlenmesi ihtimalini güçlendirirken, Turkish Stones markasının uluslararası konumunu da bir üst seviyeye taşıyacak kritik bir adım olarak öne çıkıyor” dedi. Türkiye’nin mimarlık dünyasının en prestijli organizasyonlarından biri olan WAF’ta son dönemde attığı adımlarla dikkat çektiğini belirten Bekişoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Hedefimiz yalnızca bu sahnede yer almakla sınırlı değil. İMİB olarak, bu küresel organizasyonu Türkiye’ye kazandırmak istiyoruz. Bu kapsamda da WAF yönetimini Türkiye’de ağırladık. Organizasyonun gelecekte Türkiye’de düzenlenebilmesi için kapsamlı bir tanıtım programı gerçekleştirdik.”
Soner Güneş





































































































