Nurdoğan A. ERGÜN/GÜNEY AFRİKA nurdogan.arslan@dunya.com
Küresel ticaret yollarının jeopolitik gerilimler ve lojistik krizlerle yeniden şekillendiği bir dönemde, ülkelerin ekonomik partner arayışı da değişiyor. Türkiye açısından Avrupa Birliği (AB) halen öncelikle pazar konumunu korusa da “Uzak Ülkeler Stratejisi” kapsamında yer alan Güney Afrika, yaklaşık 630 milyar dolarlık ithalatı bulunan Sahra Altı Afrika’nın kapılarını açacak bir anahtar niteliği taşıyor. 16 ülkeyi kapsayan SADC (Güney Afrika Kalkınma Topluluğu) ve 5 ülkeyi kapsayan SACU (Gümrük Birliği) içinde bir “abi” görevi üstlenen Güney Afrika, Türk firmaları için gümrüksüz ve imtiyazlı ticaret fırsatı barındırıyor.
Orta vadede hedef 10 milyar dolar
“Küresel çaptaki son gelişmeler üzerine Güney Afrika da bir pazar çeşitlendirme ve ekonomik ortak çeşitlendirme arayışı içinde. Bunun için baktığı ülkelerden bir tanesi de Türkiye” diyen Türkiye’nin Pretorya Büyükelçisi Kezban Nilvana Darama Yıldırımgeç, bölgenin potansiyelini ve fırsatları DÜNYA’ya değerlendirdi. Orta Doğu’da yaşanan sıcak gelişmeler ve Hürmüz Boğazı krizi nedeniyle “en eski” ticaret rotası olan Ümit Burnu’nun yeniden gündeme geldiğini ve “güvenli geçiş” noktası olduğunu ifade eden Yıldırımgeç, Körfez ve Orta Doğu’daki istikrarsızlık nedeniyle tıkanan ticaret yollarına karşılık Güney Afrika’nın güvenli bir ‘merkez üssü’ olabileceğini vurguladı. Kuzeydeki ve yakın coğrafyadaki savaşların yarattığı tedarik zinciri bozulmalarının Güney Afrika pazarının Türkiye için bir fırsata dönüştüğünü dile getiren Yıldırımgeç, “2023’te Rusya-Ukrayna savaşı yüzünden Güney Afrika dış ticaretimiz 2 milyar dolardan 3.2 milyar dolara çıktı. Benzer bir tablo yine olabilir” dedi. Bugün iki ülke arasındaki dış ticaret hacminin yaklaşık 2.5 milyar dolar ve Türkiye aleyhine işlediğini de kaydeden Büyükelçi, Cumhurbaşkanlığı nezdinde belirlenen kısa vadeli hedefin 5 milyar dolar, orta vadeli hedefin ise 10 milyar dolar olduğunu açıkladı.
Güney Afrika fabrika kuran yatırımcı arıyor
Büyükelçi Yıldırımgeç, Güney Afrika hükümetinin artık “kur-yap-devret” modelinden ziyade istihdam yaratan, fabrikasını orada kuran ve yerel ortağı olan yatırımcıyı tercih ettiğini kaydetti. Büyükelçi, özellikle imalat sanayii, tarımsal mekanizasyon ve yeşil enerji alanında ciddi teşvikler sunulan “ekonomik bölgeler” bulunduğunu belirtti. Ülkenin en büyük sorunu olan planlı elektrik kesintileri için 2023’te müstakil bir Elektrik Bakanlığı kurulduğunu hatırlatan Büyükelçi, 2026 sonuna kadar kesintileri sıfırlama hedefinin, Türk enerji ve altyapı firmaları için devasa bir modernizasyon pazarı anlamına geldiğini vurguladı. Güncel rakamlara göre, Güney Afrika’da 70 civarında Türk firmasının yatırımı bulunurken en büyük yatırımları yerel Defy markasını satın alan beyaz eşya firması (Arçelik) ve jeneratör firması (Aksa) oluşturuyor. 5 bin Türk’ün yaşadığı Güney Afrika’da Türk gıda perakende markası Mado da yatırım hazırlığında. Bankacılık sistemindeki farklılıklar nedeniyle bölgede iş yapan Türk iş insanlarının para transferlerinde güçlükler yaşadığını anlatan Büyükelçi Yıldırımgeç, “Yapmaya çalıştığımız açılımlardan biri de bir Türk bankasının burada şube açması. Bir dönem fizibilite çalışmaları yapıldı ama henüz şube açan olmadı. Özellikle katılım bankacılığı tarafında iş birlikleri mümkün. Finans sektörünün Güney Afrika’yı biraz daha mercek altına alması ve fizibilite çalışmalarını değerlendirmesi gerekiyor” diye konuştu. Ülkenin modernizasyon hamlesi kapsamında ciddi altyapı yatırımları öngörüldüğünü aktaran Yıldırımgeç, demiryolları, havalimanı, deniz limanı, su hatlarının yenilenmesi gibi alanlarda müteahhitlik ve müşavirlik hizmetleri tarafında da fırsatlar bulunduğunu söyledi.
Çin hakimiyetine karşı bir arayış var
Bölgede ticarette olduğu gibi müteahhitlik işlerinde de Çin hakimiyetinin bulunduğunu dile getiren Yıldırımgeç, ülkenin Çin hakimiyetini kırmak için de arayışta olduğunu söyledi. Büyükelçi, “Güney Afrika, Çin’in bölgedeki hegemonyasından ve ABD ile yaşanan zikzaklı ilişkilerden duyduğu rahatsızlık nedeniyle Türkiye’yi dengeli ve güvenilir bir ekonomik ortak olarak konumlandırıyor. Hükümetin 2030 orta vadeli ve 2050 uzun vadeli programlarında Türkiye’nin adı geçiyor” dedi.
“Güney Afrika gerçeği ile hareket edilmeli”
İş dünyasının kültürel kodlarına yönelik tespitlerini de paylaşan Büykelçi Yıldırımgeç, Türkiye’deki “hızlı çözüm ve pratik sonuç” odaklı iş yapma biçiminin bu coğrafyada tek başına yeterli olmadığını vurguladı. Kilit kavramın “stratejik sabır” olduğunu belirten Büyükelçi, geçmiş rejimlerin bıraktığı acı hatıraların, toplumun reflekslerini ve güven mekanizmalarını hala etkilediğine işaret etti. Büyükelçi, “Burayı bir Türk mantığıyla anlamak kolay değil. Sürekli bir angajman, empati ve yerinde varlık göstermek gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Mutlaka danışmanla çalışmak gerekiyor
Güney Afrika pazarına girmek isteyen iş insanları için kritik uyarılar da yapan Pretorya Büyükelçisi Yıldırımgeç, ülkenin yüksek potansiyelinin yanında ciddi yapısal engeller de barındırdığına dikkat çekti. “Siyahi İş Gücünü Ekonomiye Kazandırma yasası nedeniyle yerel bir ortakla çalışmak neredeyse bir zorunluluk” diyen Büyükelçi, şöyle devam etti: “Karar alma süreçlerinin yavaşlığı ve yolsuzluk risklerine karşı güçlü hukuk ve danışmanlık firmalarıyla ilerlenmesi gerekiyor. Demir yollarındaki lojistik aksamalar, özellikle Durban gibi limanlardaki modernizasyon ihtiyacı ve planlı elektrik kesintileri üretimi zorlaştıran ana unsurlar.”
630 milyar dolarlık dev pazar; Sahra Altı
Toplam 2 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe sahip Sahra Altı Afrika (SSA) bölgesi, küresel ticaretin yükselen yıldızı olmaya devam ediyor. 2025 yılı verilerine göre bölge ülkelerinin toplam ithalat hacmi 600-630 milyar dolar seviyesine ulaştı. İthalat hacminin büyük bir kısmı Güney Afrika, Nijerya, Angola ve Etiyopya gibi lokomotif ekonomiler tarafından domine ediliyor. Özellikle Güney Afrika, kıtanın en gelişmiş modern perakende ve sanayi altyapısına sahip olduğu için ithalatta aslan payını alıyor. Toplam ithalatın yaklaşık yüzde 20’ye yakınını tek başına gerçekleştiren Güney Afrika, kıtanın finansal ve lojistik yönetim merkezi konumunda. Orta sınıfın genişlemesiyle birlikte bölge ithalatının 2026 yılında yüzde 5 daha büyümesi bekleniyor. Türkiye’nin Güney Afrika’ya 2025 yılında 707,7 milyon dolarlık ihracatı bulunuyor. Türkiye’nin toplam ihracatı içinde Güney Afrika’nın aldığı pay sadece yüzde 0,25. Güney Afrika Cumhuriyeti, yaklaşık 64 milyon nüfusu ve 426 milyar dolar seviyesindeki ekonomik büyüklüğü ile Afrika kıtasının en gelişmiş ve en çeşitli ekonomilerinden biri.
‘Tek Afrika’ hedefine giden yol
Türkiye ve Güney Afrika arasında Ticaret Bakanlığı nezdinde JETCO ve serbest ticaret bölgeleri ile ilgili iki metin imzalandığını kaydeden Türkiye Pretorya Ticaret Müşaviri Bengü Okur Erdoğan, “Böylece bölge Türkiye’den de birçok firmanın dikkatini çekmeye başladı. İlişkiler artık bir ivme kazanıyor” dedi. Bölgenin en güçlü oyuncusunun Güney Afrika olduğunu belirten Erdoğan, “Net ihracatçı konumundaki Güney Afrika’nın ihracatının yüzde 50’si diğer Afrika ülkelerine gidiyor. O nedenle Güney Afrika bir HUB konumunda. SADC ve SACU’ya baktığımızda da nihai hedefin tek Afrika olduğunu görüyoruz. Bu nedenle bu pazarda olmak önemli” diye konuştu. Ülkede modernizasyon eksikliğini ‘en kritik’ başlık olarak yorumlayan Türkiye Pretorya Ticaret Müşaviri Hayrünnisa Karcı da, “Bu açığı kapatmaya çalışıyorlar. Biz de firmalarımızı burada yatırıma, iş birliğine teşvik etmeye çalışıyoruz. Bu dönüşümden ülkemizin de pay alması lazım” dedi.
Soner Güneş





































































































