Tera Yatırım Araştırma Direktörü Mehmet Bilal Bircan, enflasyon patikasının sürdürülebilirliği ve TCMB’nin güven veren iletişiminin, faiz beklentilerinden BIST’teki risk iştahına kadar geniş bir alanı etkileyeceğini söyledi.
Tera Yatırım Araştırma Direktörü Mehmet Bilal Bircan, enflasyon görünümü ve piyasa beklentilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bircan, İstanbul Ticaret Odası’nın açıkladığı enflasyon verileri ile resmi TÜFE beklentileri arasındaki farkın, basit bir teknik sapmadan öte anlamlar taşıdığına dikkat çekti.
Bircan, İstanbul CPI ile resmi TÜFE beklentisi arasındaki ayrışmanın, enflasyonun hâlâ çok katmanlı, hassas ve beklentilere son derece duyarlı bir süreç olduğunu ortaya koyduğunu belirterek, “Piyasalar artık tek bir aylık veriye değil, verilerin arkasındaki hikâyeye bakıyor” dedi.
Aralık ayına ilişkin İstanbul Ticaret Odası verilerinde aylık enflasyon artışının yüzde 1,2 olarak gerçekleştiğini hatırlatan Bircan, piyasada resmi TÜFE için yüzde 0,9 civarında şekillenen beklentiyle karşılaştırıldığında bunun önemli sinyaller verdiğini ifade etti. İstanbul enflasyonunun her zaman resmi TÜFE’nin birebir öncüsü olmadığını vurgulayan Bircan, buna rağmen eğilimleri anlamak açısından güçlü bir saha verisi sunduğunu söyledi.
Bircan’a göre, manşet enflasyonda yavaşlama işaretleri görülse de detaylar daha karmaşık bir tabloya işaret ediyor. Gıda fiyatlarındaki yüzde 1,7’lik artışın özellikle düşük gelir grupları açısından hissedilen enflasyonun hâlâ yüksek seyrettiğini gösterdiğini belirten Bircan, bu durumun beklentilerin neden aynı hızda iyileşmediğini açıklayan temel unsurlardan biri olduğunu kaydetti. Hizmet enflasyonundaki görece yüksek artışların ise enflasyonun “yapışkan” kısmının henüz tam anlamıyla çözülmediğine işaret ettiğini ifade etti.
Enflasyon ile faiz beklentileri arasındaki ilişkinin bu noktada daha da önem kazandığını vurgulayan Bircan, resmi TÜFE’nin yüzde 1’in altında gelmesinin teknik olarak dezenflasyon sürecinin devam ettiğine işaret edebileceğini söyledi. Ancak asıl sorunun, bu düşüşün geçici baz etkilerinden mi yoksa kalıcı bir patikanın başlangıcından mı kaynaklandığı olduğunu dile getirdi. Faiz indirimi beklentileri ve CDS’lerdeki gerilemenin, piyasanın daha çok kalıcı senaryoya ikna olduğunu gösterdiğini belirtti.
Bircan, para politikasında güvenin sadece alınan kararlardan değil, bu kararların nasıl anlatıldığından da beslendiğini vurgulayarak, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası iletişiminin kritik rolüne dikkat çekti. Enflasyon düşerken erken bir rahatlama mesajının piyasalar tarafından temkinli karşılandığını ifade eden Bircan, sıkı duruş vurgusunun korunmasının kısa vadede risk iştahını baskılasa da orta vadede güven inşasına katkı sağladığını söyledi.
Sonuç olarak İstanbul CPI ile resmi TÜFE beklentisi arasındaki farkın, enflasyonun yönünden çok nasıl algılandığına dair güçlü ipuçları sunduğunu belirten Bircan, “Enflasyon patikasının sürdürülebilirliği ve TCMB’nin bu patikayı ne kadar inandırıcı yönettiği, önümüzdeki dönemde faiz beklentilerinden Borsa İstanbul’daki risk iştahına kadar geniş bir alanı şekillendirmeye devam edecek. Rakamlar konuşuyor ama piyasalar, rakamlardan çok anlatılan hikâyeye kulak veriyor” değerlendirmesinde bulundu.
Soner Güneş



































































































