Nurdoğan A. ERGÜN nurdogan.arslan@dunya.com
Yıllık 38.1 milyon tonluk ham çelik üretim kapasitesiyle dünya ligini zorlayan Türkiye çelik sanayi, küresel piyasalardaki daralma ve artan korumacılık önlemlerine karşı büyüme stratejisini yeniden şekillendiriyor. 1 Haziran’da yürürlüğe girecek ve ürün grubuna göre yüzde 50’leri bulacak olan kotalarla bu pazarda 3 milyar dolara yakın bir kayıp yaşaması öngörülen sektör, yeni dönemde Adriyatik ülkelerinin yanı sıra, Fas, Şili, Romanya, Bulgaristan gibi bölgelere odaklanacak. Geçen yıl 19.4 milyon ton ve 16.5 milyar dolarlık ihracatla dünyanın ikinci büyük ihracatçısı olan Türk çelik sektörünün 2025’te Avrupa Birliği’ne yapılan ihracatı yüzde 6,2 artarak 7 milyon 900 bin ton seviyesinde gerçekleşti. AB dışındaki Avrupa ülkelerine yönelik ihracat da 3,7 milyon tona ulaştı. Avrupa’nın toplam pazardaki payı ise yüzde 60. Çelik sektörü olarak artık bölgesel büyümeye yöneleceklerini söyleyen Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Aslan, “Yakın pazarlarda hızlı teslimat avantajımızı kullanacağız, orta vadede ise katma değerli ürünlerle rekabet gücümüzü artıracağız. Küresel çelik piyasasında fiyatlar ciddi baskı altında. Çin’in yüksek ihracat hacmi ve dünya genelindeki arz fazlası fiyatları aşağı çekiyor. Bu ortamda büyümeyi ancak doğru pazarlara odaklanarak ve esnek bir stratejiyle sağlamak mümkün” dedi. Geçen yılı ihracatta artışla kapattıklarını, ancak aynı artışın kârlılık rakamlarına yansımadığını söyleyen Aslan, ihracatta artışın sürdürülebilirliği için ürün yapısında dönüşümün kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Çelik sektöründe geçen yıl ton başına ortalama ihracat fiyatı 851 dolar seviyesinde kalmıştı.
Bölgesel büyüme tercih değil zorunluluk
Küresel ticarette artan kotalar ve vergilerin, çelik sektörünü zorlayan en önemli unsurlar arasında yer aldığını kaydeden Aslan, şöyle devam etti: “Çelik, dünyada en fazla kota ve vergiyle karşılaşan sektörlerden biri. Bir pazarda ihracat artışı sağladığınızda, çok kısa sürede yeni bir ticaret önlemiyle karşılaşabiliyorsunuz. Bu nedenle bölgesel büyüme ve ürün çeşitliliği artık bir tercih değil, zorunluluk.” 2026 yılına ilişkin beklentilerini de paylaşan Aslan, sektörün tonajda 20 milyon ton seviyesini, değer bazında ise 17 milyar dolarlık bir hedef belirlediğini söyledi. Aslan, “Yakın pazarlara odaklanarak ve katma değerli ürünlerin payını artırarak daha dengeli bir büyüme hedefliyoruz. Çelik sektörü bundan sonra büyümeyi uzak pazarlarda değil, yakın coğrafyada ve nitelikli ürünlerle arayacak” diye konuştu.
Hızlı teslimat hâlâ büyük avantaj
ABD’nin Çin çeliğine karşı getirdiği kota ve yüksek gümrük vergileri sonrasında Türkiye ve Çin’in aynı pazarlarda rekabet ettiğini dile getiren Aslan, ancak Türkiye’nin coğrafi yakınlık ve hızlı teslimat avantajını hala koruduğunu belirtti. Sektörün bundan sonraki dönemde deniz aşırı ve yüksek maliyetli pazarlardan ziyade, Türkiye’ye coğrafi olarak yakın ülkelere odaklanacağını söyleyen Aslan, “Çelik sektörü giderek bölgeselleşiyor. Uzak pazarlarda hem lojistik maliyetler artıyor hem de gümrük vergileri ve kotalar ciddi bir engel oluşturuyor. Buna karşılık yakın pazarlarda hızlı teslimat, esnek üretim ve güçlü ticari ilişkiler gibi avantajlarımız var” diye konuştu. Türkiye’yi çelikte ‘çok büyük bir oyuncu’ olarak tanımlayan Aslan, “Ancak global pazarda Çin gerçeğini de unutmamak gerekiyor. Çelik her yerde koruma altında, ticaret zora girdi. Yeniden yapılanma sürecinde Avrupa’da da çok ciddi teşvikler var” dedi.
Dünyanın çeliği İstanbul’da konuşulacak
Dünya çelik sektörünün temsilcileri, 25–27 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek Steel Networking Summits 2026’da buluşacak. Adnan Aslan, “Bu etkinlikle, piyasa trendlerinin ötesine geçerek sektörü şekillendiren politik, ekonomik ve düzenleyici dinamikleri karar vericilerden doğrudan aktarmayı hedefliyoruz. 80 farklı ülkeden 500’ün üzerinde sektör profesyonelinin beklendiği konferansta 40’ı aşkın konuşmacı yer alacak. Dünya çelik sektörünün liderlerinin bir araya geleceği konferansta sektörün global sorunları tartışılacağı gibi ikili iş görüşmelerinin de yer alacağı bu platformda önemli ölçüde çelik ticaretinin de gerçekleşeceğini düşünüyoruz. Geleneksel hale getirmeyi hedeflediğimiz bu etkinliklerle dünya çelik sektörünün nabzının Türkiye’de atmasını amaçlıyoruz” dedi.
Çelikte ithalat baskısı artıyor
İhracatta pazar stratejisini güncelleyen ve 2026’da 20 milyon tonluk ihracat hedefleyen Türkiye çelik sektörü, iç pazarda da ithalat baskısı yaşıyor. 38.1 milyon ton üretim ve 39 milyon ton tüketim bulunan sektörde, 2025 yılında yüzde 13,6’lık ithalat artışı yaşandı. Geçen yılki ithalat rakamının 23 milyon tona ulaştığını açıklayan ÇİB Başkan Yardımcısı ve Dünya Çelik Birliği Başkanı Uğur Dalbeler, “Tüketimin yarıdan fazlası ithalatla karşılanıyor. Dünyada 450 milyon tonluk bir çelik ticareti var, bunun 120 milyon tonunu Çin yapıyor. Bizde ithalat baskısı artıyor. Bunun sonuçlarına baktığımızda maliyet baskısı artıyor, vardiya kapatıyoruz, işçi çıkarıyoruz” dedi. Ocak ayı itibariyle 20 bin kişiye yakın istihdam kaybı yaşandığını kaydeden Dalbeler, ithalatın yüzde 80’inin DİR kapsamında geldiğini de belirtti.
Avrupa’da SKDM belirsizliği sürüyor
Avrupa pazarındaki sıkıntılardan birinin de Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) olduğuna dikkat çeken Aslan, bu yılın başında yürürlüğe giren uygulama ile belirsizliklerin devam ettiğini belirtti. Bu nedenle 2026’ya ihracatta düşüşle başladıklarını, ancak sürecin netleşmesiyle birlikte ihracatta yeniden bir ivme beklediklerini dile getiren Aslan, “Avrupa’da alımlar bir süre ertelendi. Ancak mart ve nisan aylarından itibaren özellikle Avrupa kaynaklı bir toparlanma öngörüyoruz” diye konuştu.
Soner Güneş





































































































