Hamide HANGÜL
DÜNYA Gazetesi tarafından Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Dış Ticaret Kompleksi’nde “Dönüşen Dünyada İhracat Zirvesi” gerçekleştirildi. Zirveye, Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın yanı sıra, Türk iş dünyasının önde gelen temsilcileri de katıldı. Zirvenin açılışında ihracatçılara hitap ederek bir sunum yapan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türk müteşebbisleri ve Türk ekonomisinin, zoru seven, çetin şartlarda mücadeleye alışkın olduğunu ve özellikle gelişmiş ülkelerden pozitif ayrışarak krizlerden çıktığını söyledi. Önceki gece Budapeşte’den geldiklerine işaret eden Bolat, Türkiye-Macaristan Ekonomik ve Ticaret Ortak Komitesi (JETCO) 2. Dönem Toplantısı’nda önemli işbirliklerine imza attıklarını söyledi.
Milli gelir 6 kat büyüdü
Sunumunda, son 23 yılda ekonomik alanda sağlanan ilerlemeye ilişkin bilgiler de paylaşan Bakan Bolat, milli geliri 6 kat büyüterek 1,5 trilyon doların üzerine taşıdıklarını, kişi başına düşen milli geliri 5 bin 500 dolardan 17 bin 880 dolara çıkardıklarını, dış ticaret hacmini 820 milyar dolara ulaştırdıklarını anlattı. Geçen yıl önemli bir dönemeci geride bıraktıklarını, tarife ve ticaret savaşları ile karşı karşıya kaldıklarını ifade eden Bolat, geçen hafta Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) Davos’ta düzenlenen 56. Yıllık Toplantıları’nda batılı liderlerin hemen hepsinin 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan küresel siyasi, ekonomik, parasal ve askeri sistemin çatırdadığını itiraf ettiğini söyledi.
“ABD ile ticaret çabalarımızda oldukça yol aldık”
Ticaret savaşlarında yeni alanların açıldığını, bazı ülkelerin serbest ticaret anlaşmaları imzaladığını belirten Bakan Bolat, Avrupa Birliği (AB) ve Güney Ortak Pazarı (MERCOSUR) ile AB ve Hindistan arasında imzalanan serbest ticaret anlaşmalarına değindi. AB ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği’nin güncellenmesi konusunun yeni ortaya çıkan bir ihtiyaç olmadığını, bu anlaşmanın tamamıyla 1 Ocak 1996’da yürürlüğe girdiğini anlatan Bolat, sözlerini şöyle sürdürdü: “Orada Avrupa Birliği’nin üçüncü ülkelerle yaptığı ve yapacağı serbest ticaret anlaşmaları ile ilgili olarak biz masada yer alamadığımız için, çünkü üye ülke değildik, ortaya çıkan asimetriler konusundaki taleplerimizi 1 Ocak 1996’dan beri hep dile getirdik. Bu noktada şunu da ifade etmemiz lazım ki Gümrük Birliği yürürlüğe girdiğinde Türkiye’nin AB ile dış ticaretinde ihracatın ithalatı karşılama oranı sadece yüzde 50 idi. Bugün yüzde 100. Bu, 30 yıldaki büyük başarıdır. ABD ile de dış ticaretimizde, dengeli ticaret çabalarımızda oldukça yol aldık.”
“Kalan konular için de diyaloglarımızı sürüyor”
Bir yandan ABD ile ticaret müzakereleri yürütürken, bir yandan da Avrupa Birliği ile çeşitli konuları kapsayan derin görüşmeler içinde olduklarının altını çizen Bakan Bolat, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çağrımız ve taleplerimiz Avrupa Birliği Komisyonu tarafından kabul edildi. AB Konseyi’ne teklif edildi. AB Konseyi’nden Avrupa Birliği Komisyonu’na müzakereleri başlatmak için bir yetkilendirme kararı gerekiyor. AB Komisyonu bunu bekliyor. Ancak bu arada boş durmuyoruz. AB Komisyonu ile beraber Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu toplantılarını başlattık. Şu ana kadar biri Brüksel’de, birisi Ankara’da iki toplantı gerçekleştirdik. Burada ulaştırma kotalarından vize konularına, gümrüklerle, sınırda karbon düzenleme vergisiyle, yeşil mutabakata ve dijital dönüşüme uyumla alakalı bütün başlıkları bire bir görüşüyoruz. Gümrük Birliği içinde aramızda sıkıntı oluşturan 29 alt konudan 15 tanesini karşılıklı uzlaşarak çözdük. Geriye kalanlar için de diyaloglarımız, toplantılarımız devam ediyor.”
“Başka ülkelerle anlaşmaları takip ediyoruz, teyakkuzdayız”
Türkiye’ye iki hafta önce gelen Avrupa Birliği’nin gümrüklerle ve sınırda karbon düzenlemesiyle ilgili yetkilileri ile gerekli görüşmeleri yaptıklarına işaret eden Bakan Bolat, Brüksel’de de AB’nin bazı önemli yetkilileri ile detaylı müzakere yaptıklarını anlattı. Bu görüşmelerin devam ettiğini vurgulayan Bolat, “Ancak ülkelerin, grupların başka ülkelerle yaptığı anlaşmaları da yakından takip ediyoruz. Bunun ülkemize doğurabileceği etkiler konusunda teyakkuzdayız. Şunu da ifade etmek isterim ki trafik sapması gibi durumlar ortaya çıkmasın diye gümrüklerimizde gerekli tedbirleri her daim uyguluyoruz.
Dün de uyguladık, bugün de uyguluyoruz, yarın da uygulayacağız” diye konuştu.
“Temkinli ve iyimser olalım, paniğe kapılmayalım”
AB ile yaptıkları görüşmelerde sadece kamu değil, özel sektörü de yanlarına aldıklarını vurgulayan Bakan Bolat, Gümrük Birliği’nden sonra AB’den Türkiye’ye gelen yabancı yatırımcının arttığını belirterek, şu bilgileri paylaştı: “2002’ye kadar 78-79 yılda gelen yatırım 14 milyar dolarken, 2002’den sonra gelen uluslararası yatırım 287 milyar dolardır. Bunun yüzde 65’i başta AB ülkeleri olmak üzere Avrupa ülkeleri kaynaklıdır. Toplam ihracatımız da AB’ye 117 milyar dolardır. Ve geçen yıl yüzde 7,8 bir artış sağlandı. Avrupa Birliği ile ticaretimiz kazan kazan temelinde dengeli ve başarıyla ilerliyor.
İstikrarlı bir bloktur ve katılım müzakereleri aşamasında aday ülke statümüzle beraber, Gümrük Birliği’nin avantajlarını da AB’deki Türkiye’ye gelen yatırımcılarla ve Türk müteşebbisleriyle birlikte değerlendiriyoruz. O açıdan temkinli olalım, iyimser olalım, paniğe kapılmayalım.”
“İhracatçı sayısı 160 bine yükseldi”
Bakan Bolat, ihracatta 2025’i rekorlarla kapattıklarını, ihracatçı sayısının 160 bine yükseldiğini söyledi. Küresel ticarette şartların her geçen gün zorlaştığını, ancak Türkiye’nin küresel ticaretten aldığı payını 2025 yılında da yüzde 1,07’ye çıkartmış olacağına işaret eden Bakan Bolat, “Üretim kabiliyetimizi, yeteneklerimizi ve üretim kapasitemizi daha da geliştirmek için canla başla çalışıyoruz. Türk ürünleri ve hizmet sektörü dünyada haklı bir şöhrete sahip. ‘Made in Türkiye’ bizim gurur kaynağımız olarak dünyada müşteriler arasında önemli bir marka haline geldi” dedi.
“Avrupa’nın vize uygulaması bize yarıyor”
Vize uygulamalarına işaret eden Bakan Bolat, “Batılı ülkelerin vize uygulamaları bizim çok işimize yarıyor. Afrika’dan, Ortadoğu’dan, Asya’dan vize alamayanlar, Türkiye’deki fuarlara geliyorlar. Bizim ürünlerimizi görüyorlar ve yabancı katılımcılar da artıyor. Bizim fuarlarımız dünyanın en önde gelen uluslararası fuarları haline geldi” diye konuştu. Bakan Bolat, dün açılan mobilya fuarına da 15 bin yabancı misafirin geldiğini sözlerine ekledi.
“İstikrarlı para ve döviz piyasası ekonominin atar damarı”
Mal ve hizmet ihracatının 396 milyar dolara dayandığına işaret eden Bakan Bolat, “Bundan sonraki hedef, 2030’a kadar mal ve hizmet ihracatı olarak 500 milyar dolara ulaşmaktır. İhracat bizim kırmızı çizgimiz. Çünkü döviz kazanamazsak, ithalatımızı yapamayız. Üretim yapabilmek için zorunlu ithalatlar var…
Enerji, bazı hammaddeler, emtialar gibi… Bu noktada dış ticareti makul dengelerde götürüp, dış borçlanma ihtiyacını minimuma indirmek temel hedefimiz. İstikrarlı para piyasaları, istikrarlı döviz piyasaları her zaman için ekonominin atar damarlarını temsil etmektedir.”
TİM Başkan Vekili Ahmet Fikret Kileci: Avrupa’da Çin’le rekabet fiyat baskısı oluşturur
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Ahmet Fikret Kileci, DÜNYA’nın düzenlediği “Dönüşen Dünyada İhracat Zirvesi”nde yaptığı konuşmada, 2025’i, küresel ticaretteki tüm zorluklara rağmen ihracatçıların büyük özverisiyle, mal ihracatında 273,4 milyar dolarla tamamladıklarını söyledi. Kileci, küresel ticaretin, son haftalarda yaşanan gelişmelerle birlikte çok farklı bir dönemece girdiğini belirterek, “2026’nın henüz ilk ayında şahit olduklarımız, önümüzdeki on yılın haritasının yeniden çizildiğini gösteriyor” dedi. Bu yeni haritada, Brüksel’den Güney Amerika’ya uzanan imza trafiğinin, Türkiye’nin ana pazarındaki dengeleri kökten değiştirme potansiyeli taşıdığını gördüklerini dile getiren Kileci şu değerlendirmelerde bulundu: “AB’nin Hindistan ve MERCOSUR ülkeleriyle masaya oturup el sıkışması, Gümrük Birliği ile yıllardır sahip olduğumuz avantajlı tedarikçi konforunu sona erdirme riski taşıyor. Küresel rakiplerimizin de gümrüksüz olarak Avrupa kapısından girmesi, artık rekabetin sadece kalitede değil, şartların eşitlendiği çok daha çetin bir zeminde yaşanacağı anlamına geliyor. ABD’nin yeni tarife duvarları ve bilhassa Çin menşeli ürünlere karşı çektiği setler, oyunun kurallarını yeniden yazıyor.” TİM Başkanvekili Kileci, ABD pazarına girmekte zorlanan, okyanusu aşamayan Asya mallarının günün sonunda buharlaşmayacağını, rotasını zorunlu olarak Türkiye’nin ana pazarı olan Avrupa’ya çevireceğini ve burada büyük bir arz fazlası oluşturabileceğini, sanayicilerin fiyat baskısı ile karşılaşabileceğini belirtti.
Soner Güneş



































































































