Yabancı yatırımcılar, 2025’te hisse ve devlet iç borçlanma senetlerinde (DİBS) toplamda 5,2 milyar dolarlık net alım gerçekleştirdi. Ekonomist’in 15 – 28 Şubat 2026 tarihli sayısındanHisse senetlerine ise 2025’te toplam 3 milyar 942 milyon dolarlık net yabancı girişi yaşanırken bu rakam, 2017’den bu yana en yüksek yıllık net yabancı girişi olarak kayıtlara geçti.
TL varlıklara ilgi sürüyor
Yabancı yatırımcıların TL varlıklara yönelik iştahının 2026’da da devam ettiği görülüyor. Öyle ki 2026 Ocak’ta hisseye 1 milyar 994 milyon dolar net uluslararası yatırımcı girişi yaşandı, bankacılık hisselerindeki net giriş 753,5 milyon dolar olarak gerçekleşti. Tablolarımızda yabancı yatırımcıların 2026 Ocak’ta en çok aldıkları ve sattıkları hisseleri, ocak ayı getirileriyle birlikte inceleyebilirsiniz. ‘Alım’ tarafında ağırlığın BİST-30 hisselerinde olması dikkat çekiyor. Ocak ayında DİBS tarafında ise haftalık kesin alım-satım işlemlerine göre (repo hariç) yabancılar 4 milyar 229 milyon dolarlık net alım yaptı. DİBS’teki bu yüksek alımlar, yabancıların ‘faiz indirim sürecinden yararlanmak için pozisyonlanmalarını arttırması’ şeklinde yorumlanıyor. Yabancı işlemlerinde tablo böyleyken ocak ayında BİST-100, yüzde 22,9 arttı. Borsadaki bu yükselişin; enflasyonda yaşanan düşüş, para politikasındaki gevşeme beklentileri ve siyasi cephede tansiyonun azalması gibi etkenlerin hem yerli hem de yabancı yatırımcıların risk iştahını artırdığını gösterdiği üzerinde duruluyor.
“Temas var ama temkinliler”
Tera Yatırım Araştırma Direktörü Mehmet Bilal Bircan, 2025’i yabancı yatırımcılar açısından ‘geri dönüş yılı’ değil ama net biçimde ‘yeniden temas ve pozisyon alma yılı’ olarak tanımlıyor. “İlgi vardı; ancak temkinli, kademeli ve ağırlıkla sabit getirili varlıklara yönelikti” diyen Bircan’a göre; yabancıların tahvile ve hisseye son dönemdeki ilgisini ise özellikle ‘yüksek reel faiz ve dezenflasyon beklentisi’ cezbediyor. DİBS’te istikrarlı alımlar sürerken girişlerin kısa vadeli sıcak paradan ziyade ‘carry trade’ şeklinde olduğu analizini yapan Mehmet Bilal Bircan; hisseye yabancı ilgisi artsa da şu aşamada girişlerin endeks bazında sınırlı göründüğüne, daha çok banka, savunma ve bilançosu güçlü, büyük ve likit şirketlerin tercih edildiğine dikkat çekiyor. Mehmet Bilal Bircan’a göre; yılbaşından bu yana BİST’te yaşanan yükselişin arkasında yabancı yatırımcılar olsa da ‘motor’ hâlâ ağırlıklı olarak yerli yatırımcıda, yabancı ise ‘destekleyici ve yönü teyit edici’ rolünü üstleniyor.
Yabancı yatırımcıların Türkiye’ye ve TL varlıklara dönse de ‘temkinli’ olduğuna işaret eden Bircan, şöyle devam ediyor: “Yabancıların son dönem girişlerinde para politikasının artan kredibilitesi, reel pozitif getiri ve CDS’lerdeki düşüş destekleyici. Bu faktörlerdeki olumlu seyrin sürmesi, ek olarak enflasyondaki düşüşün hızlanması, politik risklerin azalması ve kredi kuruluşlarından not artırımlarının gelmesi hissede güçlü ve kalıcı bir yabancı dalgası getirir. Bu da BİST için ‘asıl ralli’ olur.”
“Uzun vadede Asya tercih ediliyor”
Destek Yatırım Araştırma Direktörü Gökhan Uskuay, Türkiye’de öngörülebilir bir kur fiyatlamasının oluşmasının ve BİST’in likit yapısının kısa vadeli yabancı yatırımcıların ilgisini çektiğini kaydediyor. Ancak Gökhan Uskuay, gelişmekte olan ülkeler (GoÜ) arasında büyüme temasının Türkiye’yi geçmişte ön plana çıkarsa da yapay zekâ, robotik ve otonom teknolojilere sahip şirketleri barındıran Asya ülkelerinin ‘kalıcı ve uzun vadeli’ alımlar açısından yatırımcılar tarafından daha fazla tercih edildiğine de dikkat çekiyor.
Fon akışı için ne gerekiyor?
Peki, yabancı ‘alım’larının kalıcı olması hangi koşullara bağlı? TEB Yatırım Araştırma Direktörü İbrahim Usul’a göre; küresel risk iştahındaki iyileşmeye ve jeopolitik belirsizliklerin azalmasına bağlı olarak GoÜ piyasalarına yaşanacak fon akışlarından BİST’in de pay alması beklenebilir. Usul, Türkiye’nin kredi notunda iyileşmenin sürmesini, şirket kârlarında yaşanacak artışları, enflasyonda düşüş eğilimini ve faiz indirimlerini de ‘BİST’te fon akışını olumlu etkileyecek önemli unsurlar’ olarak sıralıyor. İnfo Yatırım Yatırım Danışmanı Tunç Safa Altunsaray, genellikle enflasyon verisinin ‘beklenti altı’ geldiği dönemlerde, TCMB’nin faiz indirimi için alanı olduğunun anlaşılmasıyla yabancı alımlarının arttığı analizini yapıyor. Bu nedenle enflasyonun takip edilmesi gerektiğini belirten Altunsaray; “Yabancı ilgisinin kalıcı olması için özellikle CDS’lerin düşmesi, rezervlerin güçlenmesi, dezenflasyon sürecini ‘olumsuz’ etkileyecek gelişmelerin yaşanmaması ve TCMB’nin para politikasını sürdürmesi de önem arz ediyor” diyor.
Yabancıların radarındaki sektörler
Yabancıların halka açık piyasa değeri ve likiditesi yüksek, büyük ölçekli şirketleri tercih ettiği bilgisini veren Destek Yatırım Araştırma Direktörü Gökhan Uskuay, dezenflasyon programı doğrultusunda faiz indirim süreci ve ekonomik dengelenmeyle artması beklenen kârlılığın yabancıların radarında olacağını öngörüyor. Uskuay; holding ve bankalar başta olmak üzere gıda, perakende ve dayanıklı tüketim sektörlerinin yabancı ilgisini çekebileceği tahmininde bulunuyor.
A1 Capital Araştırma Genel Müdür Yardımcısı Baki Atılal’a göre; yabancıların öncelik vereceği sektörlerin başında faiz indirimleri, tahvil piyasası destekli cazip değerleme ve iyileşen büyüme beklentileriyle bankacılık var. Atılal; hem yurt içinde atılan adımlar hem de NATO üyesi ülkelerin harcamalarındaki artışla savunma sanayiinin, ürün miksi yönetimi, maliyet tasarrufları ve daha düşük yatırım harcamalarıyla perakende gıdanın da yabancıların önceliği olabileceğini öngörüyor. Baki Atılal, “Güçlü talep ve elverişli ürün marjlarıyla petrokimya, faturalı abonelerdeki güçlü ARPU gelirleriyle bu segmentteki abone kazanımları ve güçlü FVAÖK yaratımlarıyla ise telekom şirketleri de yabancılar tarafından tercih edilebilir” diyor.
Cemal Demirtaş / Ata Yatırım Araştırma Genel Müdür Yardımcısı“Hukukun üstünlüğü ve siyasi istikrar en önemli kriterler”
Soner Güneş





































































































