• BIST 100
    14,06
    % 0,92
  • YARIM ALTIN
    24.468,00
    % -0,15
  • $ DOLAR
    43,8432
    % 0,00
  • € EURO
    51,7270
    % 0,00
  • £ POUND
    59,2283
    % 0,05
  • ¥ YUAN
    6,3646
    % -0,02
  • РУБ RUBLE
    0,5749
    % -0,08
  • BITCOIN/TL
    2833661,00,516
    % -4,34

Yerli kozmetikte kadın girişimciler yükseliyor

Yerli kozmetikte kadın girişimciler yükseliyor

Yerli kozmetik sektörü son yıllarda yalnızca ihracat rakamlarıyla değil, girişimcilik dinamiklerindeki dönüşümle de dikkat çekiyor. Küresel belirsizliklerin arttığı, tüketici alışkanlıklarının hızla değiştiği bir dönemde Türk kozmetik sektörü; üretim kabiliyeti, marka çeşitliliği ve esnek yapısıyla büyümesini sürdürüyor. Ekonomist’in 01 – 14 Şubat 2026 tarihli sayısındanBugün yaklaşık 200 ülkeye ihracat yapan sektör, hem gelişmiş pazarlarda katma değerli ürünlerle yer alma hem de yükselen pazarlarda Türk markalarının bilinirliğini artırma hedefiyle ilerliyor. Bu büyüme hikâyesinin en dikkat çekici unsurlarından biri ise yerli kozmetik ekosisteminde kadın girişimcilerin giderek daha görünür ve etkili hale gelmesi.

Kadın girişimci etkisi

Özellikle pandemi sonrası dönemde, tüketicilerin daha bilinçli tercihlere yönelmesi; doğal içerik, sürdürülebilirlik, fiyat-performans dengesi ve çok amaçlı ürünlere olan ilgiyi artırdı. Bu dönüşüm, sektörde yenilikçi fikirlerin ve niş markaların önünü açarken, kadın girişimciler de bu alanlarda güçlü bir varlık göstermeye başladı. Cilt bakımı, saç bakımı, dermokozmetik, doğal ve vegan ürünler gibi kategorilerde kurulan yerli markalar; iç pazarın yanı sıra ihracatta da dikkat çekici bir ivme yakalıyor. İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin (İKMİB) verileri ve sektör değerlendirmeleri de bu dönüşümün kalıcı olduğuna işaret ediyor.

Adil Pelister / İKMİBİKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, Türk kozmetik sektörünün son beş yılda istikrarlı bir ihracat artışı sergilediğine dikkat çekerek, 2021’de 1,4 milyar dolar olan ihracatın 2025’te 2,3 milyar dolara ulaştığını, 2026 hedefinin ise 2,5 milyar dolar olduğunu vurguluyor. Pelister, bu büyümenin sadece hacim artışıyla değil, markalaşma ve birim fiyatlardaki yükselişle gerçekleştiğini ifade ederken, kadın girişimcilerin sektöre kattığı yenilikçi bakış açısının bu tabloyu güçlendiren önemli unsurlardan biri olduğunu belirtiyor. Yerli kozmetik sektöründe kadın girişimcilerin sayısındaki artışın; ihracat potansiyelini, ürün çeşitliliğini ve küresel rekabet gücünü artırdığına işaret eden Pelister, İKMİB olarak kadın girişimcilerin uluslararası pazarlara açılmasını desteklemeye devam edeceklerini söylüyor. Selen Yorgun / Urban Care

50’ye yakın ülkeye ihracat

Kadın girişimciler tarafından yaratılan pek çok marka var. Kişisel bakım markası Urban Care de onlardan biri. 2013’te kurulduğu günden bu yana AR-GE odaklı yapısı ve ihracat performansıyla yerli kozmetik sektörünün öne çıkan markaları arasında yer alıyor. Markanın kurucusu Selen Yorgun, “Bu adımı, sektörde değer üretme ve Türk kozmetiğini globalde temsil etme hedefiyle attık. 13 yıldır da bu vizyonla büyümeyi sürdürüyoruz” diyor. Saç, vücut ve kişisel bakım kategorilerinde faaliyet gösteren marka; 20’den fazla alt seri ve yaklaşık 150 SKU’ya ulaşmış durumda. Markanın tüm ürün geliştirme ve formülasyon çalışmaları İstanbul’daki AR-GE merkezinde yürütülüyor. Urban Care, vegan ve hayvanlar üzerinde test edilmeyen formülleri, temiz içerik yaklaşımı ve sürdürülebilirlik odağıyla çalışıyor. Bugün 50’ye yakın ülkeye ihracat yapan marka, özellikle Avrupa ve ABD pazarlarında büyümesini sürdürüyor. Gülşah Gürkan / Gülsha

Parfüm de üretecek

Türk gülünü katma değerli bir kozmetik markasına dönüştüren gülsha ise yarım asrı aşan uzmanlık birikimini global pazarlara taşıyor. Markanın kurucusu Gülşah Gürkan, gülsha’nın kökeninin 1965 yılına uzandığını vurgulayarak, “Aile şirketimiz 1965’ten bu yana Isparta’ya özgü Rosa Damascena gülünden parfüm ve kozmetik ham maddeleri üretiyor. Ben bu bilgi birikimini 2011 yılında Fransız kozmetik uzmanlığıyla birleştirerek özel bir cilt bakım serisine dönüştürdüm” diyor. Rosa Damascena’nın tüm formlarını ürünlerinde kullandıklarını söyleyen Gürkan, “Kendi ürettiğimiz gül yağı ve gül suyunu, dünyanın farklı noktalarından gelen doğal aktiflerle zenginleştiriyoruz. Hazır bazlar kullanmıyor, tüm formülleri markamıza özel geliştiriyoruz. Ürünlerimiz minimum yüzde 95 doğal kaynaklı, aktif içerik oranımız ise ortalama yüzde 70” diyor.

Üretimin temel ham maddesi Isparta’da, yalnızca mayıs ayında gerçekleştirilen geleneksel el hasadıyla elde ediliyor. Gürkan, “Rosa Damascena dünyada çok sınırlı bölgelerde yetişebilen özel bir tür. Dört ton gülden yalnızca bir kilo gül yağı elde ediliyor. Bu saflık ve yoğunluk, ürünlerimizin etkisini belirleyen en önemli unsur” diye konuşuyor.

Bitmiş kozmetik ürünler ise İstanbul’da hazırlanıyor. Bugün 10’dan fazla ülkede ve binin üzerinde satış noktasında yer alan gülsha; ABD, Çin, Hong Kong, Almanya, Tayvan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi pazarlarda büyümesini sürdürüyor. ABD’de Nordstrom’da satışlarının başladığını söyleyen Gürkan, global kozmetik zincirleri ve duty-free kanallarının kendileri için stratejik olduğunu belirterek ‘’Özellikle Asya pazarından yoğun ilgi görüyoruz. Yüz bakımıyla güçlü bir çekirdek oluşturduk, bunu vücut ve saç bakımıyla genişleteceğiz. 2026’da ilk parfümümüzü lanse etmeyi planlıyoruz” diye ekliyor.

Matcha içerikli saç bakım ürünleri

Kişisel bakım sektöründe yerel bir başarı hikayesini küresel bir markaya dönüştürmeyi hedefleyen Ashley Joy ise kurucusu ve CEO’su Aslı Gümüşel’in vizyonuyla büyümesini sürdürüyor. Markanın temellerinin, hamilelik döneminde doğal içeriklere yönelmesi ve New York’ta bir bitki bilimi uzmanıyla karşılaşmasıyla atıldığını anlatan Gümüşel, “Hayatımın yönünü değiştiren o formül, bugün Ashley Joy’un simgesi haline gelen bitkisel saç bakım yağı oldu. Uzun AR-GE sürecinin ardından Ashley Joy, 2015 yılında profesyonel bir yapıyla pazara sunuldu” diyor. Bugün Ashley Joy, odağı saç bakımı olmak üzere vücut bakımı, kaş–kirpik serumu, kolonya ve parfüm kategorilerini kapsayan 82 ürünlük geniş bir portföye sahip. Üretimini GMP ve ISO standartlarına sahip tesislerde gerçekleştiren marka, talebe göre ölçeklenebilen bir üretim modeliyle hem e-ticaret hem de perakende kanalındaki büyümeyi destekliyor.

Marka bugün 15 ülkeye ihracat yapıyor; Azerbaycan’dan Dubai’ye, Almanya’dan Kazakistan’a kadar geniş bir coğrafyada faaliyet gösteriyor. Romanya, Rusya ve Güney Afrika ise yeni hedef pazarlar arasında yer alıyor. Eda Sürücü Kaya / Pelcare

ABD’de Departman Store’larda

Temiz içerikli bakım markası Pelcare de bitki bazlı ve sonuç odaklı formülasyonlarıyla hem iç pazarda hem de global arenada büyümesini sürdürüyor. Üniversite eğitimini ABD’de tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönen markanın kurucusu Eda Sürücü Kaya, Pelcare’in hikayesini şöyle anlatıyor: “2017’de Kastamonu’da, dünyanın en derin ikinci kanyonu olan Valla Kanyonu’ndan çıkan bir kil ile ilk ürünümü geliştirdim.

21 günlük detoks setleriyle eczanelere girerek ilk satışımı yaptım. Bu benim için hem girişimciliğin hem de Pelcare’in gerçek başlangıcı oldu.” Pelcare bugün, endokrin bozucu içermeyen, yüzde 100 bitki bazlı ve uzun vadede bedende yük oluşturmayan bakım ürünleriyle konumlanıyor. Ürün portföyü; safran içeren göz kremlerinden adaptojenik yüz kremlerine, aktif yüz yağlarından bitki bazlı güneş kremlerine, temiz içerikli parfümlerden anne–bebek ürünlerine kadar geniş bir yelpazeye yayılıyor. Şubat ayı itibarıyla toksin içermeyen ve doğada yüzde 100 çözünebilen ev temizlik ürünlerinin de portföye ekleneceği belirten Kaya, markayı benzerlerinden ayıran en önemli unsurun ‘sorun çözücü’ yaklaşım olduğunu vurguluyor.

Pelcare üretimini kendi tesislerinde ve yüksek standartlara sahip çözüm ortaklarıyla gerçekleştiriyor. İhracat tarafında ise Almanya, Hollanda, İngiltere ve ABD markanın ana odak pazarları arasında yer alıyor. ABD’de büyük bir department store’a giren ilk Türk markası olduklarını belirten Kaya, “Bu bizim için Pelcare’in artık gerçek anlamda global bir marka olduğunun göstergesi. Çok ürün çıkaran değil, az ama gerçekten vazgeçilmez ürünleri olan bir marka olmayı hedefliyoruz” diye anlatıyor.

Nilüfer Şener / Beauty amp; More

Değerli taşları cilde taşıyor

Pandemi öncesinde temelleri atılan Beautyamp;More ise Nilüfer Şener’in güzelliğe holistik ve sürdürülebilir bir perspektiften yaklaşma vizyonuyla doğmuş bir kozmetik markası. Markanın, değerli taşların mineral zenginliğini modern dermokozmetik formüllerle birleştiren ‘Gemstone Therapy’ konseptiyle ayrıştığını söyleyen Şener; yüz temizleme ürünlerinden leke ve akneye eğilimli ciltlere yönelik serumlara kadar uzanan ürün gamında ametist, safir ve amber gibi değerli taşların cilt üzerindeki destekleyici etkilerinin temel alındığını belirtiyor. Ortadoğu, CIS ve EEU ülkelerinden yoğun ilgi gördüklerini de ifade eden Şener, “Önceliğimiz markayı Türkiye’de güçlü bir konuma taşımak, ardından global pazarlarda kalıcı bir oyuncu olmak” diyor. Naz Erçetin Kocakıran / Rosaqua

10 milyon şişelik gül suyu kapasitesi

Altı kuşaktır Isparta’da gül yağı üretimi yapan Erçetin Ailesi’de, köklü B2B tecrübesini tüketici markasına taşıyarak Rosaqua ile katma değeri yüksek bir büyüme hedefliyor.

Ailenin yeni nesil temsilcilerinden Naz Erçetin Kocakıran, 1958’de dedesi Ekrem Erçetin tarafından kurulan Erçetin Gülyağı A.Ş.’nin bugün dünyanın önde gelen kozmetik ve parfüm markalarına tedarik sağladığını hatırlatarak, “L’Oréal, Lancôme, Givenchy gibi global markalara yıllardır gül yağı ve gül türevleri üretiyoruz. Bu bilgi birikimini 2024’te B2C’ye taşıyarak Rosaqua’yı hayata geçirdik” diyor. Marka, merkezine Isparta damask gülünü alan premium bir cilt bakım markası olarak konumlanıyor. Markanın en çok satan ürünü, saflığı ve standardize kalitesiyle öne çıkan gül suyu olurken; yüz temizleme köpüğü, kaş–kirpik serumu, yüz bakım serumu, göz kremi ve yüz kreminden oluşan bir bakım serisi de portföyde yer alıyor. Ayrıca, ünlü parfümör Domitille Bertier tarafından Erçetin Gülyağı’nın 60’ıncı yılına özel tasarlanan ve firmanın kendi ürettiği gül yağıyla hazırlanan ‘EN Rose’ parfümü de dikkat çeken ürünleri arasında. Yıllık 10 milyon şişe gül suyu üretim kapasitesine sahip olan şirket, cilt bakım ürünlerini Isparta ve İstanbul’daki tesislerinde üretiyor. Avrupa, ABD ve Uzak Doğu markanın öncelikli hedef pazarları arasında yer alırken, ABD’ye sınırlı miktarda ihracat gerçekleştiriliyor. Ayşegül Taşkıran / Defneden

Hatay defnesini kullanıyor

Hatay defnesini katma değerli bir cilt bakım markasına dönüştürmeyi hedefleyen Defneden, 2023’te girişimci Ayşegül Taşkıran tarafından hayata geçirilen bir marka.

Deprem sonrası yaşanan zorunlu bir dönüşümün güçlü bir misyona evrildiğini vurgulayan Taşkıran, “Defne, Anadolu’nun kadim değerlerinden biri olmasına rağmen uzun yıllar hak ettiği ekonomik karşılığı bulamadı. ‘Defneden’ ile defne ağacının yalnızca bir ham madde değil, yüksek potansiyelli ve çok yönlü bir değer olduğunu göstermek istedik” diyor. Defne yaprağının yağı, suyu, hidrosolü ve ekstraktı dahil tüm özlerini merkeze alan marka; cilt bakımı, saç bakımı ve kişisel bakım olmak üzere üç ana kategoride konumlanıyor. Bugün 20’nin üzerinde aktif SKU’ya sahip olan Defneden’in ürün gamında defne sabunu, serumlar, yüz temizleme ürünleri, katı şampuanlar ve özel bakım setleri yer alıyor. AR-GE çalışmalarını Türkiye’de anlaşmalı laboratuvarlar ve lisanslı üretim tesisleriyle yürüten marka, ham maddede ise tarladan ürüne uzanan saha bazlı kalite kontrol uygulamalarıyla dikkat çekiyor. Azerbaycan, İngiltere ve Dubai’ye mikro ihracat gerçekleştiren marka, orta vadede Avrupa ve ABD pazarlarına odaklanmayı planlıyor. Önümüzdeki beş yıl için hedeflerini de paylaşan Taşkıran, “Defneden’i ‘Mediterranean botanical skincare’ kategorisinde referans gösterilen, seçici perakende ve online kanallarda konumlanan niş ama güçlü bir global marka haline getirmek istiyoruz” diyor. Elif Bozkurt / Laetus Beauty

30 ürünlük portföyü var

2019 yılında kadın girişimci Elif Bozkurt tarafından kurulan Laetus Beauty ise temiz içerikli ve fonksiyonel kozmetik odağıyla hareket ediyor. Laetus Beauty bugün yedi ana kategori altında 30 üründen oluşan bir portföye sahip.

Tüm AR-GE ve formülasyon çalışmaları, markanın kendi altyapısında ve kimyagerlik disipliniyle yürütülüyor. Gereksiz katkılardan arındırılmış formüllerle bilinçli tüketimi destekleyen ürünler üretmeyi hedeflediklerini söyleyen Bozkurt, üretimini İzmir Seferihisar’da gerçekleştiren markanın, kontrollü ve sürdürülebilir bir üretim modeliyle ilerlediğini belirtiyor.

Bugün, Hollanda’ya ihracat yapan markanın hedefi, Avrupa başta olmak üzere temiz içerikli kozmetik ürünlere ilginin yüksek olduğu pazarlar. Zeynep Çelebioğlu / Zenaz CosmeticsZenaz Cosmetics’in kurucusu Zeynep Çelebioğlu de markayı, doğal kökenli, vegan ve yüksek performanslı profesyonel saç ve vücut bakım ürünleri üreten Zenaz’ın bugün sekiz kategoride 18 ürünü bulunduğunu dile getiriyor. Yüzde 98,6’ya varan doğal kökenli içeriklerle üretim yaptıklarını söyleyen Çelebioğlu, “GMP ve ISO standartlarına uygun butik üretim tesisini kurduk. Kendi markamız ve private label üretimle 500 bin ila 1 milyon adet üretim hedefliyoruz. Halihazırda sekiz ülkeye ihracat yapıyoruz.

Beş yıl sonra 40’tan fazla ülkeye ihracat yapmayı ve Türkiye’de global zincirlerde yer almayı planlıyoruz” diye konuşuyor. Gülce Altıntaş / Roseamp;Cure

Yüzde 30 büyüme hedefliyor

Yedi yıllık kurumsal kariyerin ardından Gülce Altıntaş tarafından 2018’de kurulan Roseamp;Cure’un çıkış noktası ise Altıntaş’ın tıp tarihçisi olan annesinin gül üzerine yürüttüğü akademik çalışmalar ve kadim tıp bilgisi. Roseamp;Cure, Isparta’da organik tarım yöntemleriyle yetiştirilen güllerden elde edilen içeriklerle, ağırlıklı olarak yüz bakımına odaklanan cilt bakım ürünleri geliştiriyor. Ürün portföyünü bilinçli olarak sınırlı tuttuklarını vurgulayan Altıntaş, “Üretim, Isparta’daki 20 dönümlük organik gül bahçesine yakın konumlanan tesiste gerçekleştiriliyor. Yılda ortalama 20 ton gül hammaddesi işlenerek gül suyu, gül mayası ve gül yağı elde ediyoruz. Nihai cilt bakım ürünlerinin formülasyonları ise İstanbul’daki AR-GE laboratuvarlarında tamamlanıyor” diye anlatıyor. Pestisit içermeyen üretim modeliyle anne–bebek dâhil herkes için güvenli ürünler sunmayı hedeflediklerini belirten Altıntaş, “Sentetik kimyasalların yoğun olduğu bir dünyada, cilde ilave yük oluşturmayan temiz bir alternatif sunuyoruz” ifadelerini kullanıyor. Marka bugün Avrupa ve Körfez pazarlarında faaliyet gösteriyor; Dubai ve İsviçre’ye düzenli sevkiyat yapılırken, ABD’de niş kanallarda pilot satışlar başlamış durumda. 2026 hedeflerini paylaşan Altıntaş, “İki – üç yeni ürünle büyümeyi, ihracat payını ise seçili pazarlarda artırmayı hedefliyoruz” diyor.

2025 yılını yaklaşık 50 milyon TL ciroyla kapatan şirket 2026’da ise yüzde 30 büyüme hedefliyor.

Yerli kozmetiğin önündeki zorluklar ve fırsatlar neler?

Zorluklar

Fırsatlar
Suzan Sabancı da kozmetik markası yarattı Kozmetik alanına giriş yapan sürpriz isimler de var. Akbank Yönetim Kurulu Başkanı ve yatırımcı iş kadını Suzan Sabancı o isimlerden biri. Suzan Sabancı’nın iyi yaşam felsefesi ile Gökhan Eşeli’nin biyoteknoloji temelli AR-GE perspektifinin kesişiminden doğan SUZI X markası, ‘hızlı etki’ vaadinden uzak, özgünlük sergiliyor. SUZI X ekibi, önümüzdeki dönemde yalnızca cilt bakımı değil, longevity yaşam tarzına katkı sağlayacak yeni ve etkili ürünler üzerinde çalışmaya devam ediyor. Uluslararası bilim insanlarının uzun yıllardır yürüttükleri AR-GE çalışmalarının sonucu oluşan SUZI X ürünleri, Vakko Zorlu Center Mağazası, suzix.com ve vakko.com online adreslerinde satışa sunuluyor.