Bir zamanlar tebeşirle çizilen tahtalarda yapılan borsa işlemleri, bugün dijital ekranlarda sürüyor. Türkiye sermaye piyasalarının dönüşümüne 40 yıldır tanıklık eden isimlerden Berra Doğaner, İMKB’den Borsa İstanbul’a uzanan süreci anlattı.
Bir dönem okul sıralarını andıran salonlarda, kırmızı ve yeşil fişlerle yapılan borsa işlemleri bugün tamamen dijital sistemler üzerinden yürütülüyor. Ancak teknoloji ne kadar değişirse değişsin, brokerler için ekranlar hâlâ birer “tahta” olma özelliğini koruyor.

Eski adıyla İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nın (İMKB) ilk kadın yönetim kurulu üyesi olan Berra Doğaner, Türkiye sermaye piyasalarının geçirdiği dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Yaklaşık 40 yıl önce 19 hisseyle başlayan borsa yolculuğunun, bugün 600’e yakın şirket ve milyonlarca yatırımcıya ulaştığını belirten Doğaner, değişimin merkezinde yer aldıklarını söylüyor.
Doğaner, Anadolu Ajansı’na yaptığı değerlendirmede, borsacılığın kökenlerinin çok eskilere dayandığını hatırlatarak, Osmanlı döneminde 1860’larda borçlanma yoluyla yeni bir evreye girildiğini, Cumhuriyet’in ilk yıllarında da çeşitli girişimlerin olduğunu ifade etti. Asıl ivmenin ise 1970’lerden sonra şirketleşmenin artmasıyla kazanıldığını vurguladı.
Sermaye Piyasası Kurulu’nun kurulmasıyla modern bir borsa ihtiyacının doğduğunu anlatan Doğaner, bu sürecin ardından ilk borsa başkanı olarak Muharrem Karslı’nın atandığını hatırlattı. Kendisi de o dönemde Sermaye Piyasası Kurulu bünyesinde uzman yardımcısı olarak görev aldı.
İMKB’nin ilk işlem salonunun yalnızca 50 metrekarelik bir alan olduğunu anlatan Doğaner, “Okul sıralarında üçerli otururduk. İşlemler önce toplu açılış fiyatıyla, ardından tek seferlik sürekli müzayede yöntemiyle yapılırdı” dedi. Sürekli müzayede sırasında üyelerin alış ve satış taleplerini kırmızı ve yeşil fişlerle ilettiğini aktardı.
1986 yılında borsanın, enflasyondan arındırılmış olarak yüzde 38 reel getiri sağladığını belirten Doğaner, ilk yıllarda ilginin son derece yoğun olduğunu ifade etti. Artan işlem hacmiyle birlikte “tahta sistemi”ne geçildiğini anlatan Doğaner, her hisse için ayrı bir tahta bulunduğunu, alış emirlerinin sol tarafa, satış emirlerinin sağ tarafa yazıldığını söyledi.
“Bugün hâlâ ‘tahtada ne var?’ ifadesini kullanıyoruz” diyen Doğaner, sistemin tamamen dijitalleşmesine rağmen bu kültürün devam ettiğini vurguladı. O dönemde yatırımcıların da salonlarda tahtaları izleyebildiğini, ancak zamanla kalabalık nedeniyle seans salonlarının yatırımcılara kapatıldığını ve aracı kurumların canlı yayınlara geçtiğini anlattı.
Teknolojideki gelişmelerle birlikte 1993 yılında 50 şirketle bilgisayarlı sisteme geçildiğini belirten Doğaner, 1994’te tahta sisteminin tamamen sona erdiğini söyledi. “Tahta sistemi sadece yedi yıl sürdü ama insan ilişkileri nedeniyle çok unutulmaz anılar bıraktı” dedi.
Borsanın İstinye binasına taşınmasının ardından dijitalleşmenin hız kazandığını ifade eden Doğaner, bu dönemde geliştirilen ELİT Sistemi’nin Türk yazılımcıların eseri olduğunu belirtti. Daha sonra ise bugün kullanılan Nasdaq altyapısının satın alındığını ve bunun da önemli bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Kooperatif yapıdan anonim şirkete dönüşümün de borsa tarihinde kilometre taşı olduğunu söyledi.
Borsa İstanbul’un, hisse senetlerinin yanı sıra vadeli işlemler ve kıymetli madenleri de bünyesinde barındırdığını belirten Doğaner, “Borsa İstanbul tam anlamıyla bir finansal süpermarket. Yatırımcılar tek bir yerden, şeffaf ve düşük maliyetle tüm ürünlere erişebiliyor” dedi.
Son yıllardaki iki önemli dönüm noktasına da değinen Doğaner, bunlardan birinin Kovid-19 salgını olduğunu, mobil uygulamaların etkisiyle yatırımcı sayısının hızla arttığını söyledi. İkinci önemli gelişmenin ise halka arzların artışı olduğunu ifade etti.
Borsa İstanbul’un uluslararası alanda da güçlü bir konuma sahip olduğunu vurgulayan Doğaner, birçok ülkede kurulan borsalara ortak olunduğunu ve yabancı yatırımcının Türkiye’ye ilgisinin yüksek olduğunu dile getirdi. “Japonya Menkul Kıymetler Otoritesi’nin Türkiye’yi yatırım yapılabilir borsa olarak tanımasıyla başlayan süreçte, pek çok ülke aynı yönde karar aldı” dedi.
Kurumsal yatırımcı tabanının da giderek genişlediğini belirten Doğaner, yatırım ve emeklilik fonlarının büyümesinin, bireysel yatırımcılar açısından da önemli bir güven unsuru oluşturduğunu sözlerine ekledi.
Soner Güneş



































































































