• BIST 100
    13,10
    % 1,25
  • YARIM ALTIN
    24.224,00
    % -0,02
  • $ DOLAR
    44,0014
    % 0,08
  • € EURO
    51,2248
    % 0,01
  • £ POUND
    58,9340
    % 0,11
  • ¥ YUAN
    6,3729
    % -0,10
  • РУБ RUBLE
    0,5586
    % -1,19
  • BITCOIN/TL
    3210664,00,377
    % 2,65

Orta Doğu’daki savaş ABD ekonomisi için yeni risk: Petrol ve enflasyon baskısı artabilir

Orta Doğu’daki savaş ABD ekonomisi için yeni risk: Petrol ve enflasyon baskısı artabilir

ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın buna misillemeyle karşılık vermesi sonucu Orta Doğu’da yükselen tansiyon, halihazırda tarifeler, zayıf istihdam verileri ve kalıcı enflasyon baskılarıyla mücadele eden ABD ekonomisi için yeni bir risk unsuru olarak görülüyor. Ekonomistler ise savaşın ABD ekonomisi üzerindeki nihai etkisinin çatışmaların süresi ve kapsamına bağlı olacağını vurguluyor. ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı operasyonların ardından Tahran yönetimi de bölgedeki ABD askeri varlıklarının bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi ülkelere yönelik saldırılar gerçekleştirdi. Bu gelişmeler küresel piyasalarda belirsizliği artırırken, Orta Doğu’daki gerginliğin uzama ihtimali ticaret yollarında aksama ve enflasyon baskısının yeniden güçlenmesi riskini gündeme getirdi. Çatışmaların ne kadar süreceği henüz netlik kazanmazken ABD Başkanı Donald Trump, operasyonların yaklaşık dört ila beş hafta devam edebileceğini öngördüklerini ancak gerekirse daha uzun süre sürdürülebileceğini ifade etti.

Petrol ve benzin fiyatları yükselişte
Dünya petrol tüketiminin yaklaşık beşte birinin taşındığı Hürmüz Boğazı’nda, çatışmaların başlamasıyla birlikte tanker geçişlerinde belirgin bir yavaşlama yaşandı. İran’ın boğazı fiilen geçişlere kapatması ise Brent petrol fiyatını varil başına 80 doların üzerine taşıdı. Petrol fiyatlarındaki bu artış, Trump yönetiminin düşüşle övündüğü akaryakıt fiyatlarını da yukarı çekti. Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verilerine göre ABD’de benzinin ortalama fiyatı geçen haftaya kıyasla yüzde 7,5 yükselerek galon başına 3,20 dolara çıktı. AAA daha önce fiyatlardaki yükselişi mevsimsel talebe bağlamış olsa da, son dönemde jeopolitik risklerin fiyatlar üzerindeki etkisi daha belirgin hale geldi.

Jeopolitik gerilim enflasyon görünümünü zorlaştırıyor
Orta Doğu’daki çatışmaların tırmanması, faiz indirimlerine ara veren ve yüksek enflasyon nedeniyle temkinli duruşunu sürdüren ABD Merkez Bankası (Fed) açısından da yeni bir belirsizlik yaratıyor. ABD’de bazı enflasyon göstergeleri son aylarda yavaşlama sinyali verse de enflasyon hâlâ Fed’in yüzde 2’lik hedefinin üzerinde bulunuyor. Ocak ayında yıllık bazda yüzde 2,4 artan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), sınırlı bir yavaşlama işareti verse de enerji fiyatlarında yaşanabilecek yeni bir sıçrama bu iyileşmeyi tehdit edebilir. Benzin fiyatlarında kalıcı bir artış yaşanması halinde lojistik maliyetlerinin yükselmesi ve bunun gıda gibi temel kalemlere yansıması da ekonomistler tarafından dile getirilen başlıca riskler arasında yer alıyor. Eski ABD Hazine Bakanı ve Fed Başkanı Janet Yellen da 2 Mart’ta katıldığı bir konferansta, çatışmaların petrol piyasası üzerindeki etkisine bağlı olarak ekonomik büyümenin zarar görebileceğini ve artan enflasyon baskılarının Fed’in politika alanını daha da zorlaştırabileceğini belirtmişti. Uzmanlar, çatışmaların uzaması durumunda nakliye rotalarında aksama, sigorta maliyetlerinde artış ve tedarik zincirlerinde yeni güzergâh arayışlarının enflasyonist baskıları güçlendirebileceğini ifade ediyor. Ayrıca savaşın uzun sürmesi halinde iş dünyası güveninin zedelenmesi ve şirketlerin yatırım ile işe alım planlarını ertelemesi ihtimali de gündemde.

“Ekonomik açıdan hiçbir olumlu yanı yok”
Moody’s Analytics Başekonomisti Mark Zandi, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, “İran ile yaşanan askeri çatışma, taraf olan herkes için yıkıcı, ancak ekonomik etkileri en azından şu ana kadar sınırlı kaldı.” dedi. Küresel petrol fiyatlarının varil başına yaklaşık 10 dolar yükseldiğine dikkat çeken Zandi, ABD hisse senedi piyasalarının ise ilk tepki olarak yüzde 1’in biraz üzerinde gerilediğini belirtti. Zandi, “Bunun ekonomik açıdan hiçbir olumlu yanı yok, çünkü yüksek petrol fiyatları büyümeyi baskılayacak ve enflasyonu yukarı itecektir.” değerlendirmesinde bulundu. Yüksek enerji fiyatlarının Amerikalıların satın alma gücü üzerindeki kaygıları artıracağını ifade eden Zandi, Fed’in zayıflayan büyümeye faiz indirimiyle mi yoksa artan enflasyona faiz artırımıyla mı yanıt vereceği konusunda zor bir dengeyle karşı karşıya kalabileceğini söyledi. Zandi, piyasaların mevcut seviyelere yakın dengelenmesi halinde stagflasyon riskinin sınırlı kalabileceğini de sözlerine ekledi.

Petrol fiyatındaki artış sınırlı kalırsa etkisi de sınırlı olur
Petrol fiyatlarında varil başına her 10 dolarlık kalıcı artışın benzinin galon fiyatını ortalama 25 sent yükselttiğini belirten Zandi, petrol fiyatlarındaki artışın bir yıl sonra enflasyonu yaklaşık 0,15 puan artırdığını ve reel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’yı (GSYH) 0,10 puan düşürdüğünü aktardı. ABD’nin tükettiği kadar petrol üreten bir ülke olduğuna işaret eden Zandi, bu etkinin zamanla azaldığını ve tüketiciler üzerindeki yükün petrol üreticilerinin elde ettiği kazançla kısmen dengelendiğini belirtti.

Mark Zandi, “Bu, petrol fiyatlarındaki artışın varil başına 10 dolarla sınırlı kalması ve kalıcı olmaması halinde ekonomik sonuçların olumsuz ancak az olacağını göstermektedir. Umarız bu çatışma kısa sürede çözülür.” diye konuştu.

“Petrolün enflasyonu çok yükselteceğini sanmıyorum”
Fitch Ratings ABD Ekonomik Araştırmalar Başkanı Olu Sonola ise Orta Doğu’daki gerilimin ABD ekonomisi için yeni bir risk katmanı oluşturduğunu belirterek, “Bunu, ABD ekonomisinin halihazırda karşı karşıya olduğu risklerin üzerine eklenen artan bir risk faktörü olarak değerlendiririm.” dedi. Sonola, tarihsel olarak ABD ekonomisinin enerji fiyatlarında kalıcı bir sıçrama veya finansal koşullarda ciddi bir sıkılaşma yaşanmadığı sürece jeopolitik şokları görece iyi absorbe edebildiğine dikkat çekti. Savaşın ekonomik etkilerinin daha çok enerji fiyatları, tüketici ve iş dünyası güveni ile hisse senedi piyasaları üzerinden hissedileceğini belirten Sonola, “Bu aşamada, petrol fiyatlarındaki artışın ABD enflasyonunu önemli ölçüde yükselteceğini beklemiyorum.” değerlendirmesinde bulundu. Enerjinin tüketici fiyat endeksi sepetindeki payının yaklaşık yüzde 6,2 olduğunu hatırlatan Sonola, benzin dahil enerji ürünlerinin payının ise yaklaşık yüzde 3,1 seviyesinde bulunduğunu söyledi. Sonola, “Bu, manşet enflasyonu önemli ölçüde değiştirmek için petrol fiyatlarında büyük ve sürekli bir hareketin olması gerektiği anlamına geliyor.

Genel olarak geçici bir artıştan ziyade kalıcı bir enflasyon sorunu haline gelmesi için uzun bir süre boyunca petrol fiyatlarının 100 dolara yakın bir seviyede olması gerekir” diye konuştu. Fed’in faiz politikasına olası etkileri de değerlendiren Sonola, merkez bankasının genellikle gıda ve enerji gibi dalgalı kalemleri dışlayan çekirdek enflasyon göstergelerine daha fazla ağırlık verdiğini ifade etti. Sonola, “Dolayısıyla petrol fiyatlarının çok daha yüksek seviyelere çıkıp daha geniş enflasyon dinamiklerini besleyecek kadar uzun süre bu seviyelerde kaldığı bir senaryo görmediğimiz sürece bunun faiz oranlarının gidişatını anlamlı bir şekilde karmaşıklaştıracağını düşünmüyorum. Böyle bir durumda politika açısından daha önemli hale gelebilir, ancak bu olmazsa sinyalden ziyade gürültü olarak değerlendirilmesi muhtemel” dedi.