ABD ile İran arasında gerilimi düşürmeye yönelik diplomasi trafiği sürerken, tarafların masaya koyduğu şartlar kamuoyuna yansımaya başladı. İran basınına göre Washington, Tahran’a nükleer faaliyetlerin büyük ölçüde durdurulmasını içeren sert talepler iletti. İran ise yaptırımların kaldırılması ve bölgesel çatışmaların sona erdirilmesini ön şart olarak öne çıkardı.
ABD ile İran arasında son haftalarda tırmanan askeri ve siyasi gerilimde diplomatik temaslar devam ederken, tarafların müzakere masasına getirdiği şartlar da netleşmeye başladı. İran’ın yarı resmi haber ajansı Fars’ın aktardığı bilgilere göre Washington yönetimi, olası bir anlaşma için Tahran’a beş temel şart sundu.

Haberde yer alan bilgilere göre ABD; İran’a herhangi bir savaş tazminatı ödemeyi kabul etmeyeceğini bildirirken, İran’ın elindeki yaklaşık 400 kilogram zenginleştirilmiş uranyum stokunun ABD’ye teslim edilmesini istedi. Ayrıca İran’ın bir tesis dışında tüm nükleer faaliyetlerini durdurması, İran’a ait dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmaması ve bölgedeki çatışmaların tamamen sona erdirilmesinin müzakere sürecinin temel koşulu haline getirilmesi talepler arasında yer aldı.
Tahran yönetimi ise ABD’nin taleplerine karşı kendi şartlarını ortaya koydu. İran tarafı, yalnızca İran topraklarında değil Lübnan başta olmak üzere bölgedeki tüm çatışma cephelerinde savaşın sona erdirilmesini istedi. Bunun yanında ABD yaptırımlarının kaldırılması, yurt dışında bloke edilen İran varlıklarının serbest bırakılması, savaş nedeniyle oluşan zararlar için tazminat ödenmesi ve İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik haklarının tanınması talepleri gündeme getirildi.
Taraflar arasındaki görüş ayrılıklarının özellikle nükleer faaliyetler ve bölgesel güvenlik başlıklarında yoğunlaştığı belirtiliyor. Washington yönetimi İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesini ciddi şekilde sınırlandırmayı hedeflerken, Tahran ise ekonomik yaptırımlar kaldırılmadan ve bölgesel güvenlik garantileri verilmeden geri adım atmayacağı mesajını veriyor.
Öte yandan bölgede askeri hareketlilik de sürüyor. İsrail’in İran’ın askeri ve nükleer altyapısına yönelik olası yeni operasyon hazırlıkları yaptığına ilişkin iddialar uluslararası basında geniş yer bulurken, ABD’nin Körfez’deki askeri varlığını artırdığı belirtiliyor. İran ise Hürmüz Boğazı üzerinden küresel enerji ticaretini etkileyebilecek yeni düzenlemeler üzerinde çalıştığını açıklayarak enerji piyasalarındaki risk algısını yükseltti.
Uzmanlar, mevcut tabloyu “yüksek tansiyonlu kontrollü kriz” olarak değerlendirirken, tarafların doğrudan kapsamlı bir savaştan kaçınmaya çalıştığını ancak karşılıklı talepler arasındaki derin fark nedeniyle kısa vadede kalıcı bir uzlaşının zor göründüğünü ifade ediyor. Özellikle nükleer program, yaptırımlar ve bölgesel güç dengesi konularının müzakerelerin en kritik başlıkları olmaya devam edeceği belirtiliyor.
Soner Güneş





































































































