Küresel piyasalar, güçlü dolar ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) sıkılaşma beklentileriyle geçen haftayı ağırlıklı satışlarla tamamladı.
Geçtiğimiz hafta boyunca ABD piyasalarında Fed’in faiz artırımlarına devam edebileceğine ilişkin endişeler ve dolar endeksindeki rekor yükseliş belirleyici oldu. Bu durum, özellikle faize duyarlı teknoloji ve büyüme hisseleri üzerinde satış baskısı yaratırken, S&P 500, Nasdaq ve Dow Jones endeksleri genel olarak zayıf bir performans sergiledi. Haftayı düşüşle kapatan küresel endekslerin ardından, yeni haftaya da temkinli bir açılış bekleniyor.
Sektörel bazda bakıldığında, ABD ile İran arasındaki uzlaşı süreciyle Brent petrol fiyatlarının savaş öncesi seviyelere gerilemesi, enerji sektöründe faaliyet gösteren şirket hisselerini olumsuz etkiledi. ExxonMobil ve Chevron gibi devler üzerinde aşağı yönlü baskı oluştu. Doların güçlenmesi ve Çin talebine yönelik endişeler, bakır ve alüminyum gibi baz metalleri aşağı çekerken, küresel madencilik şirketlerinin de kayıplar yaşamasına neden oldu. Öte yandan, değerli metallerdeki düşüş, altın ve gümüş madencilik şirketlerini de baskıladı.
Tarım emtialarında ise karışık bir görünüm hakimdi. Kakaoda yüzde 20,5’lik sert yükseliş ve şeker, pirinç ile soya fasulyesindeki artışlar, ilgili gıda ve tarım şirketlerinin hisselerinde kısmi pozitif ayrışmalara neden olabilir. Ancak genel görünümde, güçlü doların ve artan hammadde maliyetlerinin ithalatçı şirketler üzerindeki yükü de göz ardı edilmemelidir.
Analiz: Piyasalardaki genel hava, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) enflasyonla mücadelesinde sıkı para politikasını sürdüreceği beklentisiyle şekillenmeye devam ediyor. Her ne kadar çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) verisi bazı yumuşama sinyalleri verse de, dolar endeksinin 13 Mayıs 2025’ten bu yana en yüksek seviyelerine ulaşması, Fed’in faiz artırım seçeneklerini masada tuttuğunu gösteriyor. Yüksek faiz beklentileri, faiz getirisi olmayan değerli metaller üzerindeki baskıyı artırırken, dolar üzerinden fiyatlanan diğer emtiaların maliyetini de yükselterek küresel ticaret dengelerini etkiliyor.
ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin bir miktar gerilemesi kısmi bir rahatlama sunsa da, yatırımcılar önümüzdeki dönemde açıklanacak enflasyon verileri ve Fed yetkililerinin açıklamalarına odaklanmaya devam edecektir. Enerji piyasalarındaki jeopolitik risk priminin azalması olumlu bir gelişme olsa da, küresel talebe yönelik endişeler ve güçlü doların baskısı, genel emtia piyasalarında temkinli duruşu sürdürüyor. Bu koşullar altında, yatırımcıların özellikle dalgalı piyasa koşullarına karşı dirençli sektörleri ve nakit akışı güçlü şirketleri tercih etmesi beklenebilir.
Soner Güneş











































































































