Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İran’a uygulanan yaptırımların hafifletilmesinden duyulan memnuniyeti dile getirerek, bu durumun Türkiye-İran ekonomik ilişkilerini hızlandıracağını belirtti.
Yılmaz, İran’ın eski lideri Ali Hamaney’in cenaze töreni için bulunduğu Tahran’da yaptığı açıklamalarda, Türkiye ve İran’ın önemli ticari partnerler olduğunu vurguladı. Mevcut jeopolitik gerilimler ve yaptırımlar nedeniyle iki ülke arasındaki potansiyelin tam anlamıyla kullanılamadığını ifade eden Yılmaz, ortamın normalleşmesiyle birlikte Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey çalışmalarının yeniden etkin hale getirileceğini söyledi.
Hedeflenen 30 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşma potansiyelinin altını çizen Yılmaz, yaptırımların hafiflemesi veya kalkmasının İran halkının refahını artıracağını ve bölgedeki ekonomik faaliyeti canlandıracağını belirtti.
Enerji işbirliğinin en önemli başlıklardan biri olduğunu kaydeden Yılmaz, Türkiye’nin İran’dan doğal gaz ithal eden bir ülke olduğunu ve iki ülke arasında boru hattı bulunduğunu hatırlattı. Ayrıca, bir dönem askıya alınan Türkmen doğal gazının İran üzerinden Türkiye’ye aktarılması konusunun da tekrar gündeme gelebileceğini ifade etti.
Bölgedeki çatışmalara da değinen Yılmaz, İsrail’in ‘güvenlik’ adı altında yayılmacı bir politika izlediğini ve bunun bölgenin istikrarını tehlikeye attığını söyledi. Savaşın insani, çevresel ve ekonomik maliyetlerine dikkat çekerek, normal şartlara bir an önce dönülmesinin küresel ve bölgesel ekonomi açısından kritik olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı, dış güçlerin bölge üzerindeki oyunlarına ve mezhep/etnik farklılıklar üzerinden çatışma yaratma çabalarına karşı ortak noktaların ön plana çıkarılması gerektiğini belirterek, “Provokasyonlara ve sabotajlara açık bir dönemdeyiz, hepimizin çok uyanık olması gerekiyor.” dedi.
Analiz: Yaptırımların gevşemesi beklentisi, Türkiye ve İran arasındaki ticari ve enerji ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası olabilir. Özellikle enerji alanında yeni işbirlikleri ve doğal gaz tedarikinde çeşitlenme potansiyeli, Türkiye’nin enerji güvenliğine katkı sağlayabilir. Ancak bölgedeki jeopolitik riskler, bu potansiyelin tam anlamıyla hayata geçirilmesi önündeki en büyük engellerden biri olmayı sürdürüyor. Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey’in yeniden etkinleştirilmesi, ikili ilişkilerin kurumsal çerçevede güçlenmesine olanak tanıyabilir.
Soner Güneş









































































































