Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülkesindeki Rus askeri üssünün varlığını “hayati” olarak görmediğini belirterek, Moskova’nın üssü çekme kararı alması halinde buna itiraz etmeyeceklerini açıkladı. Bu açıklama, bölgesel dengeler açısından kritik bir dönemece işaret ediyor.
Paşinyan’ın Ria Novosti’ye verdiği demeçte sarf ettiği bu sözler, Yerevan’ın dış politika ve güvenlik stratejisinde potansiyel bir değişim sinyali olarak yorumlanıyor. Ermenistan Başbakanı, ülkesinde bulunan 102. Rus askeri üssünün varlığının ülke için “hayati önem” taşımadığını vurguladı. Bu açıklama, Rusya’nın geleneksel müttefiklerinden birindeki nüfuzunun sorgulandığı bir döneme denk geliyor.
Uzun yıllardır Rusya’nın Kafkasya’daki en önemli stratejik ortaklarından biri olan Ermenistan, özellikle Dağlık Karabağ sorunu ve bölgesel güvenlik garantileri konusunda Moskova’ya bağımlıydı. Ancak son dönemde Ermenistan’ın Batı ile ilişkilerini geliştirmeye yönelik adımları ve Rusya’nın bölgedeki etkinliğinin azaldığına dair algılar, Paşinyan’ın bu çıkışının zeminini oluşturuyor.
Paşinyan’ın sözleri, Rusya’nın bölgedeki nüfuzunu sorgulayan ve Ermenistan’ın güvenlik mimarisini yeniden şekillendirme arayışında olduğunu gösteriyor. Bu durum, Güney Kafkasya’da yeni bir güç dengesi arayışının başlangıcı olabilir ve hem Rusya-Ermenistan ilişkilerini hem de bölgesel siyaseti derinden etkileyebilir.
Analiz: Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın Rus askeri üssüne dair açıklaması, küresel piyasalarda doğrudan ve anlık bir etki yaratmasa da, uzun vadede jeopolitik risk algısını artırabilecek bir potansiyele sahip. Güney Kafkasya’daki bu tür bir stratejik değişim sinyali, bölgedeki dengeleri alt üst edebilir ve dolaylı olarak enerji piyasaları üzerinde belirsizlik yaratabilir. Özellikle petrol ve altın gibi emtialarda, artan jeopolitik gerilimler risk primini yükseltebilir. Borsa İstanbul nezdinde ise, bölgesel istikrarsızlık ve artan risk iştahının azalması, yatırımcı güvenini olumsuz etkileyerek genel piyasa eğilimini baskılayabilir. Ancak bu etkinin, Ermenistan’ın ekonomik büyüklüğü ve Türkiye ile doğrudan ticari bağlarının sınırlı olması nedeniyle daha çok genel risk algısı üzerinden hissedilmesi beklenmektedir.

Soner Güneş

















































































































