• YARIM ALTIN
    21.524,00
    % 3,79
  • AMERIKAN DOLARI
    46,2854
    % 0,02
  • € EURO
    53,8091
    % 0,45
  • £ POUND
    62,2438
    % 0,23
  • ¥ YUAN
    6,8498
    % 0,11
  • РУБ RUBLE
    0,6399
    % 0,31
  • BITCOIN/TL
    3093027,263
    % 4,08
  • BIST 100
    14.459,72
    % 3,74

ABD-İran Mutabakatında Belirsizlikler Sürüyor

ABD-İran Mutabakatında Belirsizlikler Sürüyor

ABD ile İran arasında mutabakata varıldığı açıklansa da Hürmüz Boğazı’nın statüsü, Lübnan’daki ateşkesin kapsamı, nükleer program, yaptırımlar ve tazminat gibi kritik başlıklarda taraflardan gelen farklı açıklamalar soru işaretlerini koruyor.

ABD ile İran arasında aylardır süren müzakerelerin ardından mutabakata varıldığı duyurulurken, anlaşmanın kapsamına ilişkin birçok konuda belirsizlikler devam ediyor. Taraflar arasında resmi imza töreninin 19 Haziran’da İsviçre’de yapılması planlanırken, özellikle Hürmüz Boğazı, Lübnan’daki çatışmalar, İran’ın nükleer programı ve yaptırımlar konusunda farklı açıklamalar dikkat çekiyor.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ABD ile İran’ın anlaşmaya vardığını ve Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların kalıcı olarak sona erdirileceğini açıklarken, gözler mutabakatın detaylarına çevrildi. Resmi metin henüz yayımlanmasa da İran basınında yer alan ve “14 maddelik mutabakat taslağı” olarak sunulan metinde ateşkes, yaptırımların kaldırılması, İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması gibi başlıklar öne çıkıyor.

Taslağa göre ABD, İran’ın iç işlerine müdahale etmeme ve deniz ablukasını kaldırma taahhüdünde bulunurken, İran da nükleer silah üretmeme yönündeki yükümlülüğünü yeniliyor. Ayrıca İran petrolüne yönelik yaptırımların kaldırılması ve Tahran’ın yurt dışındaki dondurulmuş varlıklarına erişiminin sağlanması da taslakta yer alan maddeler arasında bulunuyor.

Ancak Hürmüz Boğazı konusunda tarafların açıklamaları tam anlamıyla örtüşmüyor. ABD Başkanı Donald Trump, boğazın kalıcı ve ücretsiz şekilde açık kalacağını savunurken, İran tarafı geçişlerden alınacak ücretlerin İran ve Umman’ın yetkisinde olduğunu belirtiyor. Bu durum, küresel enerji ticareti açısından kritik öneme sahip boğazın geleceğine ilişkin soru işaretlerini artırıyor.

Lübnan konusunda da benzer bir tablo ortaya çıkıyor. İran ve Pakistan cephesi anlaşmanın Lübnan’ı da kapsadığını ve tüm cephelerde çatışmaların sona ereceğini savunurken, İsrail yönetiminden gelen açıklamalar farklı bir yaklaşım sergiliyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun anlaşmaya itiraz ettiği belirtilirken, İsrail hükümetindeki bazı isimler mutabakatın kendilerini bağlamadığını ifade ediyor. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise ordunun Lübnan’ın güneyi, Suriye ve Gazze’deki varlığını sürdürmeye devam edeceğini açıkladı.

Nükleer program konusunda da taraflar arasında önemli görüş ayrılıkları bulunuyor. Trump, İran’ın nükleer silah geliştirmesini engelleyecek kapsamlı bir anlaşma hedeflediklerini belirtirken, uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin 15 ila 20 yıl süreyle sınırlandırılmasının müzakere edildiğini açıkladı. İran tarafı ise mevcut görüşmelerin yalnızca zenginleştirilmiş uranyum stoklarıyla ilgili olduğunu ve diğer nükleer faaliyetlerin müzakere konusu yapılmadığını savunuyor.

Yaptırımların kaldırılması ve İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması da netlik kazanmayan başlıklar arasında yer alıyor. İran basınında yer alan taslakta yaptırımların kaldırılacağı belirtilse de ABD yönetimi ve arabulucu Pakistan tarafından bu konuda henüz resmi ve kapsamlı bir açıklama yapılmadı.

Öte yandan taslak metinde, savaşın yol açtığı zararların giderilmesi amacıyla 300 milyar dolarlık bir kalkınma ve yeniden imar fonu oluşturulmasının teklif edildiği öne sürülüyor. Ancak ABD tarafı bu iddiayı doğrulayan veya yalanlayan herhangi bir açıklama yapmış değil.

İran’ın bölgedeki vekil güçleri ve füze programı da belirsizliğini koruyan diğer önemli başlıklar arasında bulunuyor. ABD ve İsrail’in uzun süredir gündeme getirdiği bu konuların anlaşma kapsamında yer alıp almadığı netleşmezken, Tahran yönetimi söz konusu meselelerin müzakere masasına taşınmasına karşı olduğunu sürdürüyor.

Tarafların 19 Haziran’da gerçekleştirmeyi planladığı resmi imza töreni öncesinde, anlaşmanın nihai kapsamı ve uygulanma şartlarının netleşmesi bekleniyor. Ancak mevcut açıklamalar, mutabakatın birçok kritik konuda farklı yorumlara açık olduğunu ve sürecin yakından takip edilmeye devam edeceğini gösteriyor.