Hürmüz Boğazı’nda hafta sonu tırmanan ABD-İran çatışmaları, küresel petrol sevkiyatını ve enerji piyasalarını derinden sarsarken, piyasalardaki risk algısını zirveye taşıdı.
27-28 Haziran 2026 hafta sonunda Hürmüz Boğazı, ABD ve İran orduları arasında sıcak çatışmalara sahne oldu. İlk olarak İran, hayati öneme sahip boğazda seyreden bir kargo gemisini insansız hava aracı (İHA) ile hedef alarak gerilimi başlattı. Bu saldırıya misilleme olarak ABD, İran’ın askeri gözetleme istasyonlarını ve hava savunma altyapısını bombalayarak karşılık verdi. Çatışmaların şiddeti artarken, İran Devrim Muhafızları (IRGC) Bahreyn ve Kuveyt’teki ABD askeri üslerine İHA ve füzeler fırlattıklarını iddia etti. Diplomatik cephede ise ABD Başkanı Trump, İran’ın Doha’da görüşme talep ettiğini açıklarken, Tahran yönetimi bu iddiayı yalanladı. İran, heyetinin sadece Katar bankalarında dondurulan 6 milyar dolarlık İran varlıklarının serbest bırakılması konusunu görüşmek üzere orada olduğunu belirtti.
Analiz: Hürmüz Boğazı, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir geçiş noktasıdır. Bu bölgedeki askeri gerilim, küresel enerji sevkiyatını ve deniz taşımacılığını doğrudan tehdit etmektedir. Yaşanan gelişmelerin ardından petrol fiyatlarında keskin yükselişler ve emtia piyasalarında genel bir dalgalanma gözlemlenmektedir. Olası bir arz kesintisi endişesi, petrol varil fiyatlarını rekor seviyelere taşıyabilir. Bu durum, küresel enflasyonist baskıları artırarak merkez bankalarının para politikası adımlarını daha da karmaşık hale getirebilir. Türkiye piyasaları açısından ise artan jeopolitik risk algısı, Borsa İstanbul (BIST 100) endeksi üzerinde satış baskısı yaratabilir. Özellikle döviz kurlarında yukarı yönlü hareketlenme ve ithalat maliyetlerinde artış beklentisi, yerel ekonomik göstergeler için risk teşkil etmektedir. Yatırımcılar, gelişmeleri yakından takip ederek temkinli bir duruş sergilemelidir.
Soner Güneş









































































































