Yüksek enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikaları, bankacılık sektöründe yakın izlemedeki kredilerin yapılandırma oranlarını son dört yılın en yüksek seviyesine taşıdı.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, 2026 yılı Ağustos ayı itibarıyla, takibe düşme riski taşıyan ancak henüz yasal takibe geçmemiş olan kredilerin (yakın izlemedeki krediler) yeniden yapılandırma hacmi önemli bir artış gösterdi. Bu durum, özellikle reel sektör ve hanehalklarının artan finansman maliyetleri karşısında nakit akışı sorunları yaşadığını ve borçlarını çevirmekte zorlandığını ortaya koyuyor. Yapılandırma taleplerindeki bu yükseliş, ekonomik aktivitedeki yavaşlama ve faiz oranlarındaki yükselişin doğrudan bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Haziran 2023’ten bu yana Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından kademeli olarak artırılan politika faizi ve beraberindeki makroihtiyati tedbirler, kredi piyasasında belirgin bir daralmaya yol açtı. Özellikle ticari kredilerdeki sıkılaşma ve tüketici kredilerine getirilen kısıtlamalar, şirketlerin ve bireylerin yeni finansman kaynaklarına erişimini zorlaştırdı. Bu ortamda, mevcut borç yükünü hafifletmek isteyen firmalar ve vatandaşlar, bankalarla masaya oturarak ödeme planlarını revize etme yoluna gidiyor. Sıkı para politikasının kredi kompozisyonundaki etkisi, yapılandırma oranlarının rekor seviyelere ulaşmasında kilit rol oynadı.
Yakın izlemedeki kredilerdeki yapılandırmaların artması, bankaların aktif kalitesi üzerinde potansiyel bir baskı oluştururken, aynı zamanda bu kredilerin takibe düşmesini engelleyerek daha büyük bir sorunun önüne geçilmesine yardımcı oluyor. Ancak, yapılandırma oranlarındaki sürekli yükseliş, ekonomideki risk algısını artırabilir ve kredi büyümesinin daha da yavaşlamasına neden olabilir. Bankacılık sektörü, bir yandan yüksek karlılık oranlarını korumaya çalışırken, diğer yandan da potansiyel kredi risklerini yönetme konusunda dikkatli adımlar atmak zorunda kalıyor. Gelecek dönemde, enflasyonla mücadelenin seyrine bağlı olarak bu eğilimin devam edip etmeyeceği yakından izlenecek.
Analiz: Yakın izlemedeki kredilerde artan yapılandırma talepleri, Borsa İstanbul’da işlem gören bankacılık hisseleri üzerinde kısa vadede baskı yaratabilir. Aktif kalitesine dair endişeler ve potansiyel karşılık giderleri, bankaların karlılık beklentilerini olumsuz etkileyebilir. Ancak, yapılandırmaların takibe düşmeyi önlemesi, uzun vadede daha büyük bir krizi engellediği için olumlu karşılanabilir. Makroekonomik görünümde bir iyileşme ve enflasyonun düşüş eğilimine girmesi halinde, bu durum bankacılık sektörü üzerindeki baskıyı hafifletecek ve hisseler için pozitif bir katalizör görevi görecektir. Genel ekonomik aktivitedeki yavaşlama, diğer sektörlerdeki şirketlerin finansal sağlığını da etkileyebileceğinden, BIST endeksi üzerinde geniş tabanlı bir temkinli seyir gözlemlenebilir.
Soner Güneş








































































































