Türkiye’de piyasalar bu hafta TCMB’nin faiz kararına odaklanırken, Hürmüz Boğazı’nda artan gerilim ve yükselen enerji fiyatları küresel risk algısını yeniden bozdu. Bilanço sezonunun başlamasıyla birlikte şirket kârlılıklarında savaş ve maliyet baskısının etkileri de yakından izlenecek.
Yurt içi piyasalar yeni haftaya kritik gündem başlıklarıyla girerken, yatırımcıların odağında çarşamba günü açıklanacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Para Politikası Kurulu kararı yer alıyor. Piyasalarda ağırlıklı beklenti politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit bırakılması yönünde şekillenirken, hafta sonu artan jeopolitik tansiyon enerji fiyatlarını yeniden yukarı taşıdı.
Küresel piyasalarda ise Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler öne çıkıyor. Ticari gemi trafiğinin fiilen durma noktasına geldiği bölgede, İran güçlerinin tankerlere ateş açtığı, mayın riskinin arttığı ve bir konteyner gemisinin vurulduğu yönündeki haberler, enerji arz güvenliğine ilişkin endişeleri artırdı. Uluslararası denizcilik otoriteleri risk seviyesini “kritik” olarak tanımlarken, boğazdaki akışın durması küresel petrol ve LNG ticareti açısından ciddi risk oluşturuyor.
Normal şartlarda küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz hattındaki aksama, milyonlarca varillik arzın Körfez bölgesinde sıkışmasına neden oluyor. Son gelişmelerin ardından Brent petrol yeniden yükseliş eğilimine girerken, enerji fiyatlarındaki oynaklık küresel enflasyon görünümü açısından da yakından takip ediliyor.
İç veri gündeminde ise bu hafta yoğun bir takvim bulunuyor. TÜİK bugün şubat ayı tarımsal girdi fiyat endeksi ile mart ayı yurt dışı üretici fiyat endeksini açıklayacak. Salı günü reel kesim güven endeksi ve kapasite kullanım oranı verileri izlenecek. Çarşamba günü faiz kararının yanı sıra tüketici güven endeksi takip edilirken, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın tahvil ihaleleri de piyasa açısından önem taşıyor.
Öte yandan Borsa İstanbul’da 2026 yılı ilk çeyrek bilanço dönemi de bu hafta itibarıyla başlıyor. Açıklanacak finansallar, enerji maliyetlerindeki sert yükselişin şirket kârlılıklarına etkisini göstermesi açısından önem taşıyacak. Havacılık ve taşımacılık sektörlerinde marj baskısı, enerji ve petrokimya şirketlerinde fiyat geçişkenliği, bankacılık sektöründe ise net faiz marjı ve kredi kalitesi öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.
Küresel cephede ayrıca ABD ve Avrupa’dan gelecek öncü büyüme ve hizmet sektörü verileri izlenecek. IMF’nin 2026 küresel büyüme tahminini yüzde 3,1’e çekmesi ve savaşın uzaması halinde büyümenin yüzde 2,5’e gerileyebileceği uyarısı, piyasalardaki temkinli görünümü destekliyor. Analistler, jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarının seyrinin önümüzdeki dönemde hem para politikaları hem de finansal piyasalar üzerinde belirleyici olacağını vurguluyor.
Soner Güneş





































































































