Değerli Borsa Ekranı okurları, ‘Döviz Güncesi’ne hoş geldiniz. Kasım ayının ilk haftasını geride bırakırken, döviz piyasalarındaki tansiyonun hız kesmeden devam ettiğini görüyoruz. İçeride dün açıklanan enflasyon verileri ve sonrasında şekillenen faiz indirim beklentileri, dışarıda ise küresel piyasaların odağındaki gelişmeler kur sepetini adeta mercek altına almamızı gerektiriyor. Gelin, bugün masamızdaki küresel ve yerel dinamikleri derinlemesine ele alalım.
Küresel cephede, ABD’deki ara seçim hareketliliği ve istihdam verileri öncesinde Dolar Endeksi (DXY) ve tahvil faizlerinde dalgalı bir seyir izleniyor. Fed’in para politikası adımları ve Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) küresel borçluluk ve faiz oranlarına yönelik uyarıları, gelişmekte olan piyasalar üzerindeki baskıyı canlı tutuyor. Küresel dolar likiditesinin daraldığı veya yön aradığı bu dönemde, yatırımcılar ABD’den gelecek makro verileri ve merkez bankalarının sinyallerini yakından takip ediyor. Doların dünyadaki bu kırılgan gücü, doğrudan bizim gibi gelişen ekonomilerin risk primlerine yansıyor.
Peki, ‘Dolar Türkiye’de ne olur?’ sorusu yatırımcının zihnini meşgul etmeye devam ederken, ekranlarımızda Dolar/TL 50,0315 seviyelerinde işlem görüyor. Doların psikolojik 50 TL sınırını aşması, içeride hem üretici hem de tüketici nezdinde yeni bir maliyet dalgasını tetikliyor. TCMB’nin Piyasa Katılımcıları Anketi’nden yansıyan projeksiyonlar ile Goldman Sachs, Morgan Stanley ve HSBC gibi küresel finans devlerinin raporları karşılaştırıldığında, yıl sonu kur beklentilerinde yukarı yönlü bir güncelleme olduğu net bir şekilde görülüyor. Yerli ekonomistlerin enflasyon ve faiz sarmalı bağlamındaki uyarıları, TCMB’nin rezerv yönetimi ve faiz indirim sürecindeki hassas dengesini daha da kritik hale getiriyor.
Madalyonun diğer yüzünde ise güçlü para birimleri yer alıyor. Euro/TL 56,2207, İngiliz Sterlini/TL ise 67,3452 seviyelerinde seyrederken, Euro/Dolar paritesi 1.1237 bandında tutunma çabasında. Küresel paritelerdeki bu hareketlilik, özellikle dış ticaretle uğraşan ihracatçılarımız için maliyet ve rekabet gücü açısından yakından izlenmesi gereken bir alan yaratıyor. Paritenin yönü, hem ithalat faturamızı hem de çapraz kur üzerinden yapılan borçlanmaların maliyetini doğrudan etkiliyor.
Şenay Kara’nın Radarındaki Kritik Eşikler: – Dolar/TL: 49,80 desteği aşağı yönlü kırılmalarda ilk güvenlik hattı; 50,50 direnci ise yukarı hareketin devamı için aşılması gereken ana eşik. – Euro/TL: 55,80 destek, 56,80 ise direnç seviyesi olarak izleniyor. – Euro/Dolar Paritesi: 1.1180 destek bölgesi korunurken, 1.1300 seviyesi kısa vadeli ilk önemli direnç konumunda.
Analiz: Döviz piyasasında yaşanan bu dönemsel hareketlilik, sadece içsel dinamiklerin değil, küresel likidite koşullarının da ne denli belirleyici olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Dolar/TL’nin 50 TL eşiğini aşması, enflasyonla mücadele sürecinde kurun geçişkenlik etkisini en aza indirme zorunluluğunu artırmaktadır. IMF’in küresel faiz ve borç uyarıları, TCMB’nin atacağı adımların sadece yerel değil, uluslararası yatırımcı algısı açısından da ne kadar hayati olduğunu göstermektedir. Orta ve uzun vadede, enflasyonla uyumlu faiz politikaları ve yapısal reformlar, kurdaki oynaklığı törpüleyecek en temel unsurlardır. Yatırımcıların bu süreçte döviz sepeti yönetimi yaparken hem küresel DXY hareketlerini hem de içerideki para politikasındaki sinyalleri sıkı bir süzgeçten geçirmesi şarttır.

Borsa Ekranı Telegram Kanalı
Okuduğunuz haberle ilgili tüm sıcak gelişmeleri, faiz ve zam tablolarını kaçırmamak için Borsa Ekranı Telegram kanalımıza katılın.








































































































