• ALTIN (TL/GR)
    6.772,11
    % 0,52
  • ÇEYREK ALTIN
    11.037,00
    % 0,75
  • YARIM ALTIN
    22.075,00
    % 0,75
  • TAM ALTIN
    43.545,55
    % -0,44
  • CUMHURIYET ALTINI
    43.973,00
    % 0,75
  • ALTIN (ONS)
    4.403,23
    % 0,61
  • BITCOIN/TL
    3042367,574
    % 0,90
  • ETHEREUM/TL
    91165
    % 1,40

Piyasalar Küresel Merkez Bankalarını İzliyor

Piyasalar Küresel Merkez Bankalarını İzliyor

Küresel ekonomide Fed’in faiz artırım riskinin azalması, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) şahin duruşunu sürdürmesi ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) enflasyonla mücadele mesajları, piyasaların ana gündem maddelerini oluşturdu. Enerji fiyatları, ABD tahvil getirileri ve ekonomik aktivite verileri, merkez bankalarının gelecek dönem politikaları için belirleyici olacak.

A1 Capital tarafından hazırlanan günlük bültene göre, geçen hafta küresel piyasalar, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz artırım baskısının azalmasıyla nefes alırken, Avrupa’da ECB’nin eylül ayında yeni bir faiz artırımına gidebileceği beklentisi güçlendi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ise enflasyon tahminini yukarı çekmesine karşın ara hedefini koruyarak dezenflasyon sürecinden vazgeçmeyeceğini vurguladı. Tüm bu para politikası gelişmelerinin üzerinde ise İran-Hürmüz Boğazı eksenindeki petrol fiyatları riski etkili olmaya devam ediyor.

ABD tarafında, Temmuz ayı TÜFE verisinin aylık %0,1, yıllık %3,4 gelmesi ve çekirdek enflasyonun aylık %0,2, yıllık %2,5 seviyesinde gerçekleşmesi, enflasyonun hala Fed hedefinin üzerinde olduğunu ancak fiyat baskılarının yeniden hızlanmadığını gösterdi. ÜFE’nin aylık bazda değişmemesi, maliyet enflasyonunun tüketici fiyatlarına yeni bir dalga halinde geçme riskini azalttı. İstihdam verilerinin zayıflaması, perakende satışların aylık %0,6 gerilemesi ve Michigan tüketici güvenindeki düşüş, Fed’in artık sadece enflasyonu değil, aynı zamanda ekonomik aktivitedeki soğumayı da göz önünde bulundurduğunu ortaya koydu. Bu gelişmelerle birlikte piyasanın Fed beklentisi “ne kadar süre bekleneceği” sorusuna kayarken, yeni bir faiz artırımı ihtimali belirgin şekilde zayıfladı. ABD tahvil piyasasında ise kısa vadeli faizler Fed beklentileriyle aşağı yönlü hareket edebilirken, uzun vadelerde bütçe açığı ve Hazine’nin yüksek borçlanma ihtiyacı baskı unsuru olmaya devam ediyor.

Avrupa’da ise resim ABD’den farklılaşıyor. Euro Bölgesi ikinci çeyrekte %0,4 büyüyerek enerji şokuna rağmen beklenenden daha dirençli bir ekonomik aktivite sergiledi. Ancak enflasyonun %2 hedefinin üzerinde kalmaya devam etmesi, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) Fed’den daha şahin bir çizgide kalmasını olası kılıyor. Piyasalar, eylül ayında ECB’den 25 baz puanlık yeni bir faiz artırımı beklentisini güçlü tutuyor. Bu politika ayrışması, teorik olarak avroyu dolar karşısında desteklese de, Brent petrol fiyatlarının 90 dolar civarında seyretmesi Avrupa sanayisinin maliyetlerini artırarak ve tüketicinin reel gelirini baskılayarak ECB’nin enflasyon mücadelesini zorlaştırıyor.

Türkiye cephesinde ise sanayi üretimi verileri dikkat çekti. Haziran ayında sanayi üretimi yıllık %1,4 gerilerken, imalat sanayi %1,5 azaldı. Aylık bazda toplam sanayi üretimi sadece %0,1 arttı. Bu durum, reel ekonomi açısından negatif bir görünüm sunarken, TCMB açısından dezenflasyonist bir etki yaratıyor; çünkü ekonomik aktivitenin yavaşlaması şirketlerin fiyatlama gücünü azaltıyor ve yüksek faiz politikasının talep üzerindeki etkisi daha net görülüyor. TCMB Enflasyon Raporu’nda 2026 yıl sonu enflasyon tahmininin %26’dan %28’e yükseltilmesi ancak 2026 için %24’lük ara hedefin korunması, bankanın petrol ve maliyet baskılarına rağmen dezenflasyon hedefine bağlılığını gösteriyor. Ayrıca, uygun şartlar oluştuğunda fonlamanın yeniden bir haftalık repo üzerinden yapılabileceğinin belirtilmesi, mevcut efektif fonlama faizinin kalıcı bir politika tercihi olarak görülmemesi gerektiğini işaret ediyor. Faiz indirimi ihtimali masada kalmakla birlikte, zamanlaması tamamen veri bağımlı hale gelmiş durumda.

Emtia piyasalarında ise altın, ABD verileri ve doların zayıflamasıyla yaklaşık %0,9 yükselişle haftayı 4.380 dolar/ons civarında kapattı. Fed’in eylül ayında faiz artıracağı beklentisinin %55’ten %33’e gerilemesi, altın fiyatlarını destekleyen ana faktör oldu. Gümüş, altınla benzer makro faktörlerin yanı sıra sanayi talebinden etkilenirken; bakır, alüminyum gibi baz metaller esas olarak Çin talebi, fiziksel stoklar ve arz kesintileri üzerinden fiyatlandı. Önümüzdeki dönemde aynı makro haberlerin farklı emtiaları farklı yönlere götürebileceği vurgulanıyor. Haftanın ana ekseninde FOMC tutanakları, ABD sanayi/konut verileri, Euro Bölgesi enflasyon ve sanayi üretimi ile Asya’dan gelecek Çin ve Japonya verileri bulunuyor. Özellikle tutanaklarda enerji fiyatlarının ikincil enflasyon etkilerine veya yeni bir faiz artırım ihtiyacına güçlü vurgu yapılması, piyasalarda tahvil faizlerinin yükselmesi ve hisse senetlerinde düşüşle sonuçlanabilir.

Analiz: Piyasalardaki genel beklenti, Fed’in faiz artırım döngüsünü tamamlamış olabileceği yönünde güçlenirken, ECB’nin enflasyonla mücadelesini sürdürme kararlılığı belirgin bir politika ayrışmasına neden oluyor. Türkiye’de ise TCMB’nin dezenflasyon hedefine bağlı kalması ve faiz indirimi potansiyeli, ancak veri akışına bağımlı hale gelmiş olması, yerel piyasalar için karışık sinyaller barındırıyor. Küresel enerji fiyatları ve jeopolitik gelişmeler, enflasyonist baskılar ve merkez bankalarının para politikaları üzerindeki belirleyici etkisini koruyor. Bu dinamikler, önümüzdeki dönemde hem hisse senedi hem de emtia piyasalarında oynaklığın devam edebileceğine işaret ediyor.

📄

A1 Capital Analiz Raporu
Orijinal raporu PDF formatında indirebilirsiniz.

⇓ Raporu İndir


YASAL UYARI

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır.

Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

Borsa Ekranı