AB’nin yeni düzenlemesi, Türkiye’nin e-ihracatta 20 milyar dolarlık dev bir potansiyele ulaşmasının önünü açarken, sektör temsilcileri mevcut kanunun gözden geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Avrupa Birliği’nin (AB), 150 Euro ve altındaki e-ticaret gönderilerine yönelik uygulamaya koyduğu yeni gümrük düzenlemesi, Türkiye’nin Gümrük Birliği avantajını korumasını sağlayarak Türk e-ihracatçıları için Avrupa pazarında önemli fırsatlar yarattı. Bu stratejik adım, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) Avrupa’ya açılma süreçlerini kolaylaştıracak ve pazar paylarını artırmalarına imkan tanıyacak. Mevcut durumda yaklaşık 2 milyar dolar seviyesindeki e-ihracat hacminin, bu düzenleme ve doğru politikalarla 20 milyar dolara ulaşma potansiyeli taşıdığı belirtiliyor.
Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Emre Ekmekçi, bu büyük potansiyelin tam anlamıyla değerlendirilebilmesi için pazaryerlerinin yurt dışında reklam, tanıtım ve lojistik yatırımlarını hızlandırması gerektiğine dikkat çekti. Ekmekçi, ayrıca iç piyasada rekabeti düzenlemek amacıyla hazırlanan mevcut elektronik ticaret kanununun, yurt dışı büyüme hedeflerini yeterince desteklemediğini ve e-ihracat dinamikleri doğrultusunda acilen yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu yasal çerçevenin güncellenmesi, e-ihracatçıların önündeki bürokratik engelleri kaldırarak daha hızlı ve verimli büyümelerine olanak tanıyabilir.
E-ihracatın artırılması, sadece Türkiye’nin dış ticaret dengesine olumlu katkı sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda istihdamın artırılmasına ve yerel üretimin küresel pazarda daha fazla yer edinmesine de önemli ölçüde destek olacak. Türkiye’nin dinamik girişimcilik ekosistemi ve genç nüfusu, doğru destekleyici politikalar ve teknolojik yatırımlarla Avrupa’nın önemli bir tedarikçisi konumuna gelebilir. Bu vizyon, ülkenin genel ekonomik büyümesine ivme kazandırırken, lojistik ve teknoloji sektörlerinde de yeni yatırım fırsatları yaratacaktır.
Analiz: E-ihracat potansiyelinin 20 milyar dolara yükselmesi, Türkiye ekonomisi için makroekonomik anlamda önemli bir döviz girişi ve dış ticaret dengesi iyileşmesi anlamına gelmektedir. Bu durum, uzun vadede enflasyonla mücadeleye ve TL’nin istikrarına pozitif katkı sunabilir. Özellikle lojistik, e-ticaret platformları ve yazılım şirketleri gibi dolaylı olarak bu alandan faydalanacak Borsa İstanbul şirketleri için olumlu beklentiler yaratabilir. Ancak yasal düzenlemelerin beklendiği şekilde hayata geçirilmesi ve pazaryerlerinin yatırım iştahı, bu potansiyelin gerçeğe dönüşmesinde kritik rol oynayacaktır. Genel ekonomik göstergeler üzerinde olumlu bir etki yaratması beklenmektedir.
Soner Güneş








































































































