ABD işgücü piyasasındaki belirgin ivme kaybı, Fed’in faiz artırım patikasını daha sınırlı fiyatlamaya başlaması piyasalarda alımları güçlendirdi. Temmuz ayı istihdam verileri, ekonomik dayanıklılığa ilişkin soru işaretlerini artırırken, enflasyon baskıları Fed’in kararını zorlaştırıyor.
Ünlü & Co tarafından hazırlanan analiz raporunda, küresel piyasalardaki son gelişmeler, ABD ekonomisi, emtia piyasaları ve yerli yatırımcı hareketliliği detaylı bir şekilde değerlendirildi. Raporda, ABD işgücü piyasasındaki zayıflığın Fed’in sıkılaşma adımlarını yavaşlatabileceği belirtilirken, Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatları üzerindeki etkisi ve Çin enflasyonundaki düşüş küresel görünüm açısından öne çıkan başlıklar oldu.
ABD işgücü piyasası Temmuz ayında belirgin şekilde ivme kaybederek ekonominin dayanıklılığına ilişkin endişeleri artırdı. Tarım dışı istihdam 23 bin kişi azalırken, Mayıs ve Haziran verilerinin toplam 103 bin aşağı yönlü revize edilmesi, son aylardaki istihdam görünümünün düşünülenden daha zayıf olduğunu ortaya koydu. İşsizlik oranının yüzde 4,2’den yüzde 4,1’e gerilemesi, manşet verideki bozulmayı kısmen dengelemese de, bu düşüşün önemli ölçüde işgücüne katılımın azalmasından kaynaklandığı vurgulandı. Rapora göre, Temmuz ayında işgücü 250 binden fazla kişi daralırken, katılım oranı yüzde 61,4’e indi. Ücret artışlarının yıllık bazda yüzde 3,2’ye yavaşlaması da işgücü talebindeki soğumanın ücret baskılarına yansımaya başladığına işaret etti. Özel sektör yalnızca 30 bin kişilik sınırlı istihdam yaratabilirken, kamu istihdamındaki sert düşüş toplam veriyi negatife taşıdı.
Eğitim sektöründeki yaklaşık 50 bin kişilik kaybın mevsimsel etkilerden kaynaklanmış olabileceği belirtilse de, eğlence-konaklama ve finans gibi sektörlerdeki zayıflık, işe alım iştahının geniş tabanlı biçimde güç kaybettiğini gösteriyor. Fed açısından asıl sorun ise zayıflayan istihdamın hâlâ yüksek seyreden enflasyonla aynı döneme denk gelmesi. Orta Doğu’daki savaşın enerji maliyetlerini yükseltmesi ve tarifelerin yeniden devreye girmesi fiyat baskılarını canlı tutarken, işgücü piyasasındaki ivme kaybı yeni bir faiz artışının ekonomik maliyetini artırıyor. Bu nedenle Temmuz istihdam raporu Fed’in Eylül’de faiz artırma ihtimalini tamamen ortadan kaldırmasa da acil sıkılaşma baskısını önemli ölçüde azalttı. Veri sonrasında ABD tahvil faizleri üzerinde baskı oluşması ve hisse senetlerinde alımların güçlenmesi, piyasanın daha sınırlı faiz artışı senaryosunu fiyatlamaya başladığını ortaya koydu. S&P 500 yüzde 0,62 yükselerek rekor kapanış yaparken, Nasdaq yüzde 1,30 ve Dow Jones yüzde 0,28 yükseldi. Üç endeks de Nisan ortasından bu yana en güçlü haftalık performansını kaydetti. Raporda ayrıca, Çin’de Temmuz ayında üretici fiyat enflasyonunun yıllık bazda yüzde 4,1’den yüzde 3,5’e gerileyerek üç ayın en düşük seviyesine indiği ve tüketici enflasyonunun da yüzde 1,0’den yüzde 0,5’e yavaşladığı belirtildi. Düşük Çin enflasyonu küresel fiyat baskılarının gevşemesi açısından olumlu kabul edilirken, fiyat baskısındaki düşüşün önemli kısmının zayıf iç talebi yansıtması, Çin ve küresel büyüme görünümü açısından negatif bir resim çiziyor.
Emtia piyasalarında ise Hürmüz Boğazı konusunda hafta sonu gelen açıklamalar Brent petrol fiyatları üzerinde yeniden yukarı yönlü bir risk primi oluşturdu. İran’ın ABD ile doğrudan görüşmeleri reddetmesi ve Umman’la yeni deniz geçiş rotaları anlaşmasının son aşamada olduğunu açıklaması, boğazın tamamen yeniden açılması için bu teknik anlaşmanın yeterli olmayacağını vurguluyor. Tahran’ın yaptırımların kaldırılması ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması gibi daha geniş taleplerde bulunması piyasanın geçen hafta fiyatladığı senaryoyu tekrar sorgulatıyor. Ons altın ise geçen hafta yüzde 7’nin üzerinde değer kazanırken, bu hareketin temelinde petrol fiyatlarının gerilemesi, enflasyon korkularının azalması ve zayıf istihdam verisiyle Fed’in faiz artırım ihtimalinin geri çekilmesi yatıyor. Eylül’de faiz artırımı ihtimalinin birkaç gün içinde yüzde 70’e yaklaşan seviyelerden yüzde 45’in altına inmesi, tahvil getirilerini aşağı taşıyarak faiz getirisi olmayan altının fırsat maliyetini azaltmış ve değerli metallere güçlü giriş sağlamıştır.
Türkiye piyasalarındaki yatırımcı hareketliliğine bakıldığında ise 7 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla yerli yatırımcıların nominal değeri 296.398.483.887 TL olup, toplam nominal değerin yüzde 83,94’ünü oluşturmaktadır. Yabancı yatırımcıların nominal değeri ise 56.688.000.618 TL ile toplamın yüzde 16,05’ine tekabül etmektedir. Hisse değeri açısından yerli yatırımcıların 6.340.575.676.451 TL’lik payı yüzde 67,75 iken, yabancı yatırımcıların 3.017.781.134.214 TL’lik payı yüzde 32,24 olarak gerçekleşmiştir. Bu veriler, yerli yatırımcıların piyasadaki ağırlığını koruduğunu göstermektedir.
YASAL UYARI
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır.
Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
Soner Güneş








































































































