Türkiye genelinde konut fiyatlarındaki yükseliş eylülde de ivme kazandı; Endeksa verilerine göre ortalama metrekare fiyatı 41 bin 529 TL’ye ulaşırken, 120 metrekarelik bir konutun değeri 5 milyon TL sınırına dayandı.
Endeksa tarafından açıklanan Eylül 2026 verileri, konut piyasasında süregelen fiyat artışlarının yeni bir eşiğe ulaştığını gözler önüne serdi. Ülke genelinde konutların ortalama metrekare satış fiyatı 41 bin 529 TL seviyesine çıkarak rekor kırdı. Bu artışla birlikte, standart bir 120 metrekarelik konutun ortalama satış değeri yaklaşık olarak 5 milyon TL‘ye dayandı ve hem yatırımcılar hem de ev sahibi olmak isteyen vatandaşlar için piyasanın geldiği noktayı gözler önüne serdi.
Metrekare fiyatlarındaki bu dikkat çekici yükseliş, özellikle büyük şehirlerdeki konut edinme maliyetlerini daha da artırarak, orta ve alt gelir grubundaki vatandaşların ev sahibi olma hayallerini zora sokuyor. Fiyat artışları, aynı zamanda emlak piyasasındaki arz-talep dengesizliklerinin ve inşaat maliyetlerindeki yükselişin de bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Endeksa raporunda Türkiye’nin en pahalı ve en uygun fiyatlı illerinin de belirlendiği, bölgesel farklılıkların piyasa dinamikleri üzerindeki etkisini gözler önüne serdiği belirtildi.
Uzmanlar, konut piyasasındaki bu hareketliliğin genel enflasyonist baskılar, artan maliyetler ve yatırımcıların alternatif getiri arayışlarıyla yakından ilişkili olduğunu belirtiyor. Kredi faiz oranlarının seyri ve hükümetin konut sektörüne yönelik olası destek adımları, önümüzdeki dönemde fiyatların yönünü belirleyecek ana faktörler arasında yer alıyor. Özellikle büyük şehirlerdeki arsa maliyetlerinin yüksekliği, yeni konut üretimini kısıtlarken, mevcut konut stoğunun değerini yukarı çekmeye devam ediyor ve bu durum, piyasada sürekli bir yukarı yönlü baskı oluşturuyor.
Analiz: Konut fiyatlarındaki bu sert yükseliş, genel piyasa beklentilerini ve enflasyonist baskıları güçlendirebilir. Borsa İstanbul’da inşaat ve gayrimenkul yatırım ortaklığı (GYO) şirketlerinin hisseleri, bu tür fiyat artışlarından teorik olarak olumlu etkilense de, yükselen maliyetler ve potansiyel kredi sıkılaşması marjları baskılayabilir. Öte yandan, vatandaşların alım gücündeki düşüş ve harcanabilir gelir üzerindeki baskı, perakende ve hizmet sektörleri üzerinde olumsuz bir etki yaratabilir. Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadele politikaları çerçevesinde faiz artırımlarına devam etmesi, konut kredi faizlerini yükselterek talebi frenleyebilir ve piyasada bir denge arayışına yol açabilir. Bu durum, piyasada bir miktar dalgalanma yaratma potansiyeli taşımaktadır.

Soner Güneş


















































































































































