Küresel merkez bankalarının şahin mesajları ve yükselen enerji fiyatları, faiz indirim beklentilerini baskı altına alırken piyasalardaki oynaklığı artırdı.
A1 Capital tarafından hazırlanan kapsamlı analiz raporuna göre, Fed, İngiltere Merkez Bankası (BoE) ve Japonya Merkez Bankası (BoJ) kararlarının ardından küresel piyasalarda büyüme ivmesinin zayıfladığına ancak enflasyon riskinin devam ettiğine dikkat çekiliyor. Fed’in faizi sabit tutmasına rağmen üç üyenin faiz artışı talep etmesi, piyasalarda sıkı para politikasının daha uzun süre korunabileceği beklentisini güçlendirdi. Raporda, enflasyonun özellikle enerji ve arz şokları nedeniyle hedeflerin üzerinde seyrettiği vurgulanırken, petrol ve ücret baskılarının sürmesi halinde faiz artışlarının yeniden gündeme gelebileceği belirtiliyor.
Türkiye piyasalarına ilişkin verilerin de paylaşıldığı raporda, 24 Temmuz haftasında yabancı yatırımcıların hisse senedi ve borçlanma senedi portföylerine toplam 1,365 milyar dolar net giriş yaptığı ifade ediliyor. Bu miktarın önemli bir kısmının devlet iç borçlanma senetleri (DİBS) ve yurt dışı banka tahvillerine yöneldiği görülürken, yüksek nominal faiz ortamının hem yerli hem de yabancı yatırımcılar için tahvilleri cazip kıldığı vurgulanıyor. Türkiye’nin temmuz ayı enflasyon verisinin piyasalar için en önemli belirleyici olacağı ifade edilen raporda, firmaların iç talep eksikliği ve ihracat kaynaklı yavaşlama nedeniyle üretime kısıtlama getirdikleri kaydediliyor.
Jeopolitik gelişmelerin petrol piyasaları üzerindeki etkisine de değinilen raporda, Orta Doğu kaynaklı risklerin ve Hürmüz Boğazı’na dair senaryoların enflasyon beklentileri üzerinde doğrudan etkili olduğu belirtiliyor. Analistler, yatırımcıların bu dönemde defansif ve dengeli bir portföy yapısı kurmaları gerektiğini önererek, uzun vadeli tahviller ve borçlanma araçları fonlarının faiz indirim döngüsünde sermaye kazancı sağlayabileceğine işaret ediyor. Raporda, Ağustos vadeli Endeks 30 sözleşmesi (XU030) için yapılan teknik değerlendirmede ise 15750 seviyesinin üzerine kalıcı yerleşmenin önemine dikkat çekiliyor.
Analiz: Piyasalarda artık tek bir varlığın tüm yılı taşıdığı bir dönemden ziyade, farklı varlıkların sırayla öne çıktığı bir sürece girildiğini belirten kurum, portföylerde %40 tahvil-bono, %30 borsa, %10 altın, %10 gümüş ve %10 nakit/para piyasası fonu ağırlıklı bir dağılımı öneriyor. Özellikle politika faizinin önümüzdeki 6-12 ay içinde aşağı gelmeye başlaması durumunda, tahvil piyasasının hem kupon geliri hem de fiyat kazancı bakımından mevduattan daha cazip bir risk-getiri dengesi sunabileceği vurgulanıyor.
YASAL UYARI
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır.
Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
Soner Güneş






























































































































